DARLIKTA VE BOLLUKTA İNFAK

Abone Ol

İnfak, "Allah’ın hoşnutluğunu elde etmek amacıyla kişinin kendi servetinden harcama yapması, muhtaçlara aynî ve nakdî yardımda bulunması" demektir. Bu bakımdan infak, farz olan zekâtı ve gönüllü olarak yapılan her çeşit hayrı içermektedir. Kur'ân-ı Kerîm'de yetmiş iki defa geçen infak kavramı hadis-i şeriflerde de çokça zikredilmiştir.

Mülkün Gerçek Sahibi Allah'tır

İnancımıza göre insanın sahip olduğu servetin asıl sahibi Allah’tır. Âyet-i kerîmede; "Göklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır" buyurulmuştur (el-Münâfikûn, 63/7). Ve bu servette yoksulun da hakkı mevcuttur: "Mallarında, muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı" (el-Zâriyât, 51/19). İşte bu yüzden, ister miras yoluyla, ister çalışarak elde edilmiş olsun Yüce Rabbimiz'in emanet olarak verdiği maldan başkalarına infakta bulunmak gerekir (en-Nûr 24/33; el-Hadîd 57/7).

Vermek Malı Azaltmaz

Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: “Kulların sabaha eriştiği her gün (yeryüzüne) iki melek iner. Bu iki melekten biri, "Allah"ım, malını hayır yolunda harcayan kişiye (harcadığı malın yerine) yenisini ver." der. Diğeri de, "Allah"ım, malını (hayır yollarında harcamayarak) elinde tutan (cimrilik eden) kişinin malını telef et." der.”(Buhârî, Zekât, 27)

Bir gün Allah Resûlü"nün evinde bir koyun kesilir. Âişe annemiz koyunun ön kolu hâriç etin tamamını komşularına dağıtır. Hz. Peygamber evine geldiği zaman, “Koyundan ne kadar kaldı?” diye sorar. Âişe validemiz ona der ki: “Koyunun şu ön kolu hâriç hiçbir şey kalmadı.” Sevgili eşinin sözlerine karşılık Peygamberimizin verdiği cevap çok anlamlıdır: “(Demek ki) ön kolu hâriç tamamı (bize sevap olarak) kalmıştır!"(Tirmizî, Sıfâtü'l-kıyâme,33)

Sadece Bollukta Değil, Darlıkta Da İnfak

Âl-i İmrân sûresinin 134. âyetinde, sonsuz hayatta cennete kavuşacak olan takva sahiplerinin vasıfları sıralanırken şöyle buyurulur:"O takva sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar; öfkelerini yutarlar ve insanları affederler.Allah da güzel davranışta bulunanları sever"

Takva sahipleri bollukta ve darlıkta Allah yolunda infak ederler, yani mallarını iyilik yolunda harcarlar. Her iki durum da onların davranışlarını değiştirmez: Bolluk, kendilerini bencilleştirip aldatmadığı gibi darlık da onlara Allah yolunda harcamayı unutturmaz. Sevgili Peygamberimiz'in (sas) bu husustaki uyarısı şöyledir: "Yarım hurmayla bile olsa kendinizi ateşten koruyun. Bunu da bulamayan güzel bir sözle (kendisini ateşten korusun.)”(Buhârî, Rikâk,49).

Bu haslete sahip olmak cömert bir insan olmakla mümkündür. Cömertlik ise mal-mülk zenginliğiyle değil gönül zenginliği ile ilgilidir. Sahabeden Sâbit b. Kays ve eşinin sergilediği cömertlik işte bu gönül zenginliğinin en güzel örneklerinden biridir. Bu iki güzide sahabî, Resûlullah'ın(sas) duasına mazhar olma ümidiyle, açlıktan bîtap düşmüş bir adamı evlerinde misafir etmiş, kandili söndürüp kendileri de yiyormuş gibi yaparak ellerindeki çok az yiyeceği misafirleriyle paylaşmış, kendileri aç kalma pahasına onun karnını doyurmasını sağlamışlardı (Buhârî, Menâkibu'l-Ensâr,10).

Zeynep GÜMÜŞ

Vaiz