banner1365

banner1469

banner1345

banner1468

banner1397
31.10.2018, 08:24

Cumhuriyet…

Cumhuriyet…

Akşamdan bir telaş var…

Siyah ayakkabılarımızı giyeceğiz. Beyaz çorap olacak. Kısa pantolon şarttı erkekler için. Siyah önlüklerimizin ceplerine beyaz bir mendil konulmazsa azar işiteceğimizi biliyorduk.

Beyaz yakalıklarımız tertemiz ve kolalı olacaktı.

İsmetpaşa İlkokulu’nda ilk kez bayrama katılıyordum. Sanırım ilkokul dördüncü sınıfta idik.

Okul Müdiremiz Nezihe Gürbüz isimli sinirli mi sinirli, bir hanımdı. Ama kendisine çok iyi bakıyordu. O dönemlerde Erzurum’daki tüm 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları ondan sorulurdu.

Bizim ev okula çok yakındı. Elli, bilemedin yüz metreydi. Bu yüzden ayakkabılarım hiç toz almazdı.

O zamanlar  Cumhuriyet Bayramı resmigeçidine katılmak, çok özel bir gurur kaynağı idi. Her öğrenciyi almıyorlardı. Haftalar önce bando takımı ile çalışmalara başlardık. Büyük tokmak vurduğunda, sol ayağını yere basmayanı Nezihe müdür vallahi yakardı.

Gece sabaha kadar uyumazdık. Ailem ilk deri ayakkabıyı, bana Cumhuriyet Bayramı törenlerine katılacağımda almıştı. Bu yüzden ne zaman bir ayakkabı vitrininde siyah boyalı bir deri ayakkabı görsem, o an Erzurum’daki kavaflar çarşısı aklıma gelir.

Okuldan çıkar, Cumhuriyet Caddesi boyunca ‘Havuz başı’na kadar yürürdük. Caddenin her iki yanı da dolu olurdu.

Ellerinde bayraklarla bizi alkışladıklarında kendimizi bir anda çok önemli kişiler olarak düşünürdük.

Erzurum ‘Havuz başı’ Atatürk’ün Türkiye’deki en büyük anıtının olduğu yerdir. Atatürk’ün o muhteşem anıtının önünde havuz olduğu için adına havuz başı demişler.

Burada konuşmalar yapılırken birçoğumuz Erzurum ayazından üşür ama bunu hiç belli etmezdik.

Öyle ya. Ata’nın huzurundasınız…

Atatürk’ün bizi gözetlediğini düşünür, devamlı onun sağ eliyle tuttuğu kılıcının kabzasına ve gözlerine bakardık.

Zira ertesi gün öğretmenimiz  Zişan Eruzun’un, bizi imtihan edeceğini çok iyi biliyorduk.

Konuşmaların ardından resmigeçit başlardı. Ayaklarımızı öyle bir yere vururduk  ki, asfalt yarıldı diye düşünürdük.

Hele yürüyüş sırası bize geldiğinde öğretmenlerimizin bize tembihini hiç unutmam.

‘’Bakın sakın yanlış yapmayın, Atatürk size not verecek’’

Bizim için Atatürk’ün olduğu her yer not alacağımız yerdi.

Çünkü öğretmenlerimiz bize böyle öğretmişlerdi.

Ve onların anlattıkları, kulağımıza bırakın küpe olmayı, beynimizin anahtarıydı.

Bu yüzden ne zaman Atatürk Anıtı önünden geçsek, düğmelerimizi ilikler, öyle geçerdik.

Ve bize Atatürk’ün laikliği ortaokul yıllarında anlatılmaya başlanmıştı.

Erzurum’daydım ve Atatürk Lisesi’nin orta bölümünde okuyordum.

Her 29 Ekim günü Havuz başı yaşlısı genci, sakallısı başörtülüsüyle dolardı. Ve Erzurum halkı bundan çok büyük onur ve haz duyardı.

Ta ki…

Yıllar sonra bir 12 Eylül sonrası, Netekim Paşa her törenin yapıldığı Havuz başı’nda konuşma yaptığı ana kadar. Netekim Paşa ihtilalini yapmış.

Ve ilk kez Erzurum’a geliyor.

Ramazan ayı. Erzurum ve hemen Atatürk’ün o muhteşem anıtı önündeki kürsüden konuşurken elini önünde su ile dolu olan bardağa götürüyor ve su içiyor.

İşte ne olduysa ondan sonra oldu.

29 Ekim’lerde Erzurum halkı törenlere eskisi kadar ilgi göstermedi.

Nedeni ise bir bardak ‘su’dur…

Zamana yolculuğu bırakıp bugüne gelelim.

Atatürk yaşasaydı ve şimdiki siyasilerimizi uzaktan gözleseydi ne olurdu?

İnanıyorum ki aralarında yakasında Atatürk rozeti takanların da bulunduğu birçoğu kaçacak delik arardı.

Yorumlar (1)
Sema Arıak 1 ay önce
Zişan Eruzun öğretmenimi hiç unutmadım.
1972 istanbul Alikuşçu ilkokulu öğretmenimdi
banner1371
11°
sisli
Namaz Vakti 16 Kasım 2019
İmsak 05:48
Güneş 07:16
Öğle 12:24
İkindi 14:59
Akşam 17:22
Yatsı 18:46