Çarşı pazar yanıyor, aylık ve maaşlar eriyor…

Abone Ol

Yaz mevsimi olmasına karşın meyve ve sebze fiyatları cep yakıyor, enflasyonun ateşi bir türlü düşürülemiyor. Yüksek çarşı ve pazar fiyatları maaş, aylık ve ücretleri eritiyor.

Türkiye İstatistik Kurumu'na (TÜİK) göre temmuz ayı TÜFE oranı yüzde 1,78, yıllık enflasyon ise yüzde 31,75 oldu. Dinmeyen enflasyon ve cüzdan boşaltan sebze, meyve ile diğer temel gıda ürünlerinin fiyatları nedeniyle memur, emekli ve emekçinin maaş ve aylıkları erimeye başladı. Memur maaşları ile memur emekli aylıklarına toplu sözleşme uyarınca temmuz ayında yapılan yüzde 7 oranındaki zammın yüzde 1,78'i daha ilk ayda eridi. Milyonlarca memur ve memur emeklisi, temmuz ayında yüzde 7'lik zammın yanı sıra yüzde 6,09 oranında enflasyon farkı almıştı. Maaş ve aylıklardaki erimenin yılbaşına kadar sürmesi yüksek olasılık. Zira her yeri kasıp kavuran enflasyonun ateşi söndürülemiyor.

SSK ve Bağ-Kur emekli, dul ve yetim aylıklarına temmuz ayında son altı ayda gerçekleşen yüzde 17,76'lık enflasyon oranı doğrultusunda artış yapılmıştı. Zaten kıt gelirle geçinmeye çalışan milyonlarca dar ve sabit gelirlinin aylıkları da daha ilk ayda yüzde 1,78 oranında aşındı. Onların gelirleri de yılbaşına kadar erimeye devam edecek. Düşük aylıklara yansıtılan enflasyona endeksli zam oranları memurun, emeklinin ve asgari ücretlinin derdine çare olamıyor. Ne emekli ne memur ne de işçi ve asgari ücretli, sebze ve meyvenin bol olduğu yaz döneminde bile rahat nefes alabiliyor; enflasyona yeniliyor. Ağır ekonomik koşullar nedeniyle kış mevsiminde hayat daha da pahalı hale geliyor. Yaz mevsiminde fiyatlar bu denli yüksekse kış aylarında neler yaşanacağını doğrusu kimse kestiremiyor.

TÜİK'in temmuz ayına ilişkin açıkladığı yüzde 1,78'lik TÜFE oranının çarşı ve pazar fiyatlarıyla uyumlu olmadığı açıkça görülüyor. Semt pazarlarında ve marketlerde alışveriş yapan vatandaşlar, ceplerinden çıkan para ile TÜİK'in açıkladığı enflasyon arasındaki büyük farkı yaşayarak görüyor. Nitekim bağımsız akademisyenlerin oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu'na (ENAG) göre temmuz ayı TÜFE oranı yüzde 3,07, yıllık enflasyon ise yüzde 50,49 oldu. İstanbul Ticaret Odası'na (İTO) göre ise temmuz ayı enflasyonu yüzde 2,06 olarak gerçekleşti. TÜİK'in verileri, her ay bu iki kurumun açıkladığı enflasyonun gerisinde kalıyor. Özellikle maaş ve aylıklara zam döneminin yaklaştığı haziran ve aralık aylarında enflasyonun nedense çok düşük açıklanması dikkat çekiyor.

SSK ve Bağ-Kur emekli aylıklarına altı aylık enflasyon oranında yansıtılan artışın hiçbir değeri kalmıyor. Memur maaşları ile memur emekli aylıklarına toplu sözleşme uyarınca zam yapılsa bile belirlenen düşük oranlı artışlar yaşam standartlarını yükseltmiyor. Asgari ücretlinin de memur ve emekliden geri kalır yanı yok. Onlara öngörülen enflasyon oranında zam verildiği için iki yakaları bir araya gelmiyor. Üstelik bu kesime temmuz ayında ara zam da yapılmadı.

Milyonlarca dar ve sabit gelirlinin nefes alabilmesi için maaş, aylık ve ücretlere yapılacak zam sisteminde değişiklik yapılması gerekiyor. Uzun süredir benzer bir tablo yaşanıyor. Her toplu sözleşme döneminde maaşlara yapılan artışlar, takip eden aylarda gerçekleşen enflasyon karşısında hızla etkisini yitiriyor. Mevcut ücret politikası sürdürülemez hale geldi. Maaş zammının amacı kamu görevlilerinin ve emeklilerin refahını artırmak, millî gelirden hak ettikleri payı almalarını sağlamak ve alım güçlerini yükseltmektir. Amaç bu olmasına rağmen enflasyonun gerisinde kalan artışlar çalışanların refahını artırmadığı gibi onları her geçen gün daha da yoksullaştırıyor.

Memur ve memur emeklileri için iki yılda bir yapılan toplu sözleşme görüşmelerinde uzlaşma sağlanamaması halinde devreye Kamu Görevlileri Hakem Kurulu giriyor. Kurulun karara bağladığı toplu sözleşmeyle memur ve emeklilere çok düşük zam oranları veriliyor. Grev hakkından yoksun olmaları memurların elini kolunu bağlıyor. Hakem Kurulu'nun uygun gördüğü düşük zamlarla yetinmek zorunda kalıyorlar. Gerçi toplu sözleşme masasına yetkili konfederasyon olarak oturan iktidara yakın Memur-Sen'in yetersiz mücadelesi de düşük zam oranlarının ortaya çıkmasına neden oluyor.

Maaş, aylık ve ücret politikalarında yeni bir anlayışın hâkim olması kaçınılmazdır. 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nda değişiklik yapmanın zamanı geldi, hatta geçti bile. Aksi hâlde maaş, aylık ve ücretlere yapılan zamlar bu hayat pahalılığı karşısında iki ay içinde etkisini yitirerek sıfırlanmaya doğru sürüklenecektir. Emekçinin, memurun ve emeklinin yoksulluk içinde değil, insanca yaşamaya hakkı vardır.