İslam, sevgi ve şefkati emreder; sevgisizlik ve merhametsizlikten sakındırır. Kalpler, sevgiyle yumuşar, saygıyla huzura erer. Dostluklar sevgiyle kurulur, saygıyla devam ettirilir. Ailede güven, toplumda muhabbet sevgi ve saygıyla tesis edilir. Sevgi ve saygının olmadığı yerde; huzursuzluk, baskı ve dışlanma olur. Küçük anlaşmazlıklar büyük tartışmalara dönüşür. Sabır ve tahammül yerini öfkeye bırakır.
Sevgi ve saygıdan mahrum kalan gençlerin birbirlerine karşı kaba, sert ve aşağılayıcı tavırlar sergilemesi, yaşadığımız çağın sorunlarından biridir. Akran zorbalığı denilen bu kötü özellik; alay etmek, kırıcı sözler söylemek, fiziksel şiddet, hatta cana kıymaya dönüşmüş durumdadır. Suça bulaşmak, uyuşturucu madde kullanmak, cezaevine girip çıkmak gibi çirkin durumlar, maalesef gençlerimiz arasında daha fazla görünür hale gelmektedir. Şiddet içerikli sinema, dizi film, oyun ve dijital mecralar ise bu olayların yaygınlaşmasına sebep olmaktadır. Hâlbuki bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmaktadır: “Her Müslüman’ın diğer Müslüman’a canı, namusu ve malı haramdır, dokunulmazdır” [Müslim, Birr, 32].
Gençlerimizin saf duygularını suiistimal ederek kendi kötülüklerine alet etmek, gençlerimizin hayallerini karartmak ve umutlarını çalmak isteyenlere karşı toplum olarak daha dikkatli olmalıyız. Allah’a kulluk, aileye hürmet, insanlığa faydalı olmak, her birimiz için gaye olmalıdır. Hz. Nebi (S.A.V), bir hadislerinde “Mümin, sever ve sevilir. Sevmeyen ve sevilmeyen kimsede hayır yoktur” buyurmuştur [Müsned, II, 400]. Zorbalık, alay etmek, adam öldürmek, ancak ve ancak acizliktir, hayâsızlıktır ve cehennem ateşidir.
“Bakmakla yükümlü olduğu kimseleri ihmal etmek, kişiye günah olarak yeter” [Ebû Davud, Zekât, 45] hadis-i şerifi gereğince kötü gidişata duyarsız kalamayız. Gençlerimizi, şer odaklarının insafına terk edemeyiz. Aileler, okullar, camiler, resmi kurum ve kuruluşlar, medya, sivil toplum örgütleri ile birlikte el ele vermeli; akran zorbalığına karşı birlikte hareket etmeli ve iyiliğin ve merhametin hâkim olduğu, can ve mal güvenliğinin sağlandığı bir toplum inşası için sorumluluklarımızı hakkıyla yerine getirmeliyiz.
Not: Bu yazıda Diyanet İşleri Başkanlığının eserlerinden istifade edilmiştir.
Dr. Celal EKER
Başvaiz
Atakum İlçe Müftülüğü