banner1365

banner1469

banner1345

banner1468

01.12.2019, 13:06

BUGÜN  ve YARIN YİNE YAZACAĞIM

Sait Faik’in dediği gibi ben de 
“yazmazsam deliririm” diyerek başlayacağım gene bugün.
 Belki bu yüzüncü yazışım. Hayvan hakları kanunu çıkana dek yazacağım bıkıp , usanmadan.
 Sokaklarda  sürekli hayvan topluyorlar.
Kimi dağlara , ormanlara atılıyor. Kimi zehirleniyor. 
Her gün yeni bir  katliam duymaktan ruh sağlığımız  bozuldu.
Onlar öldürüldükçe inadına artıyorlar. Bu doğanın insana  verdiği tepki.
Sokak köpeklerini uyutmamak ulusal bir direniştir. Bir köpek zehirlendiğinde iç organları patlar ve saatlerce can vererek ölür.  Tanrı tarafından üremeye kodlanmış bu hayvanlar istem dışı ürer ve çoğalırlar. Devlet sokak hayvanlarını 10 yıl önceden kısırlaştırmaya başlamış olsa idi, bugün popülasyon kontrol altına alınırdı. Doğayı ve hayvanları reddetmek maalesef insanlığın sonunu hazırlamaktır. Zehir veren o kahrolası eller dostluk ve sevgi ile birlikte insanlığı da yok etmekteler.
Unutmasınlar ki; Tanrı’nın adaleti adildir. Beklesinler ve görsünler.
 
İnsanın kendinden daha zayıf ve güçsüz bir canlıya sırf gücünden faydalanarak eziyet etmesi, işkence etmesi, hunharca davranması, zehirleyip öldürmesi insanlıkla bağdaştırılamaz. Her türlü yaşam ihlaline karşıyız.
 Hayvanların da  yaşam hakları onlara Tanrı tarafından bağışlanmıştır.
 Bu bizim hem dinsel, kültürel, toplumsal kısaca ulusal değerlerimizdir.
 Her türlü işe koşulan, horlanan sahipli-sahipsiz tüm hayvanların yaşam hakları 
evrenseldir.
 
Temel hak ve özgürlükleri daha da genişletmeyi bu konuda evrensel normlara uygun, insani kurallara uygun yaşamayı ve paylaşmayı bilmeliyiz. İçinde bulunduğumuz gezegen sadece bizlerin değil onların da gezegenidir. Son günlerde hayvanlarla ilgili yürek yakıcı korkunç haberler sürekli gündemi meşgul etmektedir. Bu konudaki yetersiz uygulamalar hayvan aktivistleri ile hayvan düşmanlarını karşı karşıya getirmektedir. Hem yönetimlerde hem de halk bazında karşılıklı suçlamalar sürerken, zavallı ve günahsız, dilsiz onlarca hayvan büyük acılar içinde can vererek ölmektedir. Asıl ölen ise İNSANLIK ONURUDUR. Demokrasi her birey içindir. Sosyal toplum halkaları olarak yaşıyorsak, hayvanda bireydir.
 
Öncelikle 5199 sayılı hayvan koruma kanunu kabahatler kanunu olmaktan çıkarılmalı ve ceza kapsamında ele alınmalıdır. Kısaca hayvana yapılan işkence v.s olaylar kabahat değil suç olarak telaffuz edilmelidir. 
Üstelik işkence, tecavüz olayları karşısın da devlet suçluya sadece para cezası kesmektedir. Hapis cezaları hayata geçmelidir. Üstelik hayvan öldürmek ile insan öldürmek arasında çok ince bir çizgi vardır. Hayvan öldürmenin bir adım ötesi insan öldürmektir. Devlet kan döken ellere kelepçe takmalıdır. Bu tip olaylar mahkemelerin yargı alanına girmelidir. Bu uygulama tüm dünyada böyle iken Türkiye de ilkellik hüküm sürmektedir. Tüm gelişmiş ülkelerde mahkemeler ve savcılıklar yetkili olup ağır hapis cezaları verilmektedir. Toplu hayvan itlaflarının engellenmesi için 3285 sayılı hayvan sağlığı ve zabıtasının ilgili maddeleri kaldırılmalıdır. 5199 sayılı kanun hayvanları korumaktan çıkıp üstü kapalı bir kıyıma dönüştürülmüştür. Hâsılı 3285 sayılı kanunun 18–34–36. maddeleri yeniden düzenlemelidir. Hayvan sahipsiz ise eşya kadar bile değeri yoktur. Hayvana eziyet eden potansiyel suçluların psikolojik tedaviye alınmaları ve suçun insana yönelmesi önlenmelidir. 
Elbette mahkemelerin yükleri çok ve dosyaları kabarık olduğundan , hayvan haklarına gereken önem maalesef verilmemektedir.
Bu bağlamda   çevre ve doğa ihtisas mahkemeleri acilen hayata geçirilerek doğaya ve hayvana gereken önem  verilmelidir.
 
 
 “ Yaratılanı severim yaratandan ötürü”                                                        
Doyurulmuş aç bir kedi,
Yuvası dağıtılmamış bir kuş,
Yarası sarılmış sakat bir köpek,
Sizin için yapılmış en güzel “Dua”dır.
 

Yorumlar (0)
az bulutlu
Namaz Vakti 06 Aralık 2019
İmsak 06:07
Güneş 07:39
Öğle 12:31
İkindi 14:51
Akşam 17:12
Yatsı 18:39