banner664

BM ve Bosna...

ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in Başkenti olarak tanımasının ardından,

ABD ve Terör devleti İsrail’e karşı Türkiye’nin girişimiyle hazırlanan karar tasarısı BM Genel Kurulun da yapılan oylamada 128 kabul, 9 ret ve 35 çekimser oy alarak kabul edildi.

BM’ye üye ülkelerin Kudüs ile alakalı verdiği oyları Başkan Trump’a rapor edeceğini belirten ABD’nin BM daimi temsilcisi Haley, “Başkan oylamayı yakından takip edecek ve benden bize karşı oy kullanan ülkelerin raporunu istedi. Bu konuda bütün oyları not edeceğiz.” diyerek üye ülkelere aba altından sopa göstermesine rağmen BM Genel Kurulu'nda yapılan oylamada ezici bir çoğunlukla kabul edilmesi herkesi mutlu etti...

ABD Başkanı Donald Trump’un tehditleri karşılığını bulmadığı gibi,

Türkiye’nin Kudüs konusunda göstermiş olduğu gayret, büyük devlet olarak ortaya koyduğu tavır, Dünya’nın 5’ten büyük olduğunu da göstermiş oldu.

Bu sonuç; Uluslararası hukuk tanımayan, dolar karşılığı herkesi satın alacağını zanneden ABD’nin ve Terör Devleti İsrail’in aslında ne kadar aciz ve güçsüz olduğunu da kanıtlamış oldu.

Gel gelelim “Bosna neden çekimser kaldı” sorusuna...

Mısır’ın bile “evet” dediği bir oylama da Bilge Lider Aliya’nın göz bebeği ülkesi Bosna’nın “çekimser” oy kullanmasının ardından sosyal medya ortamlarında Bosna’yı yerden yere vurmak en basit tabiri ile Bosna’nın siyasi yapısından ve karar alma mekanizmasından zerre kadar haberinin olmaması demektir.

"Bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıp" sözüne binaen...

Dostumuz, kardeşimiz veya yavru vatanımız Bosna’yı yerden yere vurmadan önce elimizden düşürmediğimiz, yemek yerken, araba sürerken, uyurken bile yanımızdan ayırmadığımız akıllı telefonlarımızın aklına danışarak bilgi alabiliriz.

Amerikalı Daltonların dayatmış olduğu "Dayton Anlaşması" gereği üç başlı bir yönetim sisteminin olduğunu öğrendikten sonra,

Cumhurbaşkanlığı Konseyinin Sırp, Boşnak ve Hırvat olmak üzere üç kişiden oluştuğunu,

Bu konseyin, BM Genel Kurulunda oylanan 'Kudüs Tasarısı'nda oy birliğine varamadığını...

Boşnak lider Bakir İzetbegoviç tercihini 'Evet' yönünde kullanarak Kudüs'ün yanında olmasına rağmen Hırvat Dragan Covic ve Sırp Mladen İvaniç 'çekimser' oy kullanmış olduklarını öğrenebiliriz.

Bu durumda Dayton Anlaşması gereği kullanılacak olan oy tercihinin hukuken 'Çekimser' olmasına sebep olduğunu anlamış oluruz.

Onun için;

Bilip bilmeden, iki satır okuyup araştırmadan sazan gibi meseleye dalmamış ve balık gibi oltaya takılmamış oluruz.

Bilmem anlatabildim mi?

YORUM EKLE

banner650

banner823