Hilas Otel

Çelik İnşaat

'Bizim Yunus' Hümanist Miydi?

“BİZİM YUNUS” HÜMANİST MİYDİ? / Prof. Dr. Bekir ŞİŞMAN

Hümanizm; mücerret bir insan sevgisini esas alan görüş, kısaca insaniyetçilik olarak tanımlanmaktadır. Bu akım feodalizme ve ortaçağın Hıristiyanlık anlayışına karşı burjuva ideolojisinin bir öğesi olarak Rönesans döneminin seçik bir ideolojik hareketi olarak gelişme göstermiştir. Hümanizm, maddeci görüşlerle yakından ilişkili olmuş, bireyin özgürlüğünü ilan etmiş, insanın dünyevi ihtiyaçlarını karşılama ve bunlardan zevk alma düşüncesini savunmuştur.

Hümanistlerle Yunus Emre arasında insana bakışları, insanı yüceltmeleri ve insana saygıyı esas almaları gibi bazı hususlarda bir benzerlik varmış gibi gözükse de, Hümanistler insana insan olduğu için, Yunus Emre ise onu Allah’ın bir eseri olduğu için değer verir. O bir şiirinde:

“Elif okuduk ötürü, pazar eyledik götürü,

 Yaratılmışı severiz yaratandan ötürü.”  

diyerek bu sevginin kaynağını zaten belirtmektedir.

 Yunus, hümanistler gibi mensup olduğu inanç dairesine tepki gösteren biri olarak değil, bilakis ilhamını kendi inancından alan bir geleneğin temsilcisi olarak öne çıkmıştır. O bir hükümdar değildir, ama bir taht sahibidir. O’nun tahtı ve sevgisi gönüllerdedir. “Hiçbir yere sığmadım, ancak mümin kulumun gönlüne sığdım” şeklindeki ilahi mesaj ona bu konuda yol gösterici olmuştur:

“Gönül Çalab’ın tahtı

 Çalab gönüle baktı

 İki cihan bedbahtı

 Kim gönül yıkar ise”

Yunus’un felsefesinin temelinde, Hz. Muhammet’in “Zorlaştırmayınız, kolaylaştırınız; nefret ettirmeyiniz, müjdeleyiniz” hadis-i şerifi yatmaktadır:

“Gelin tanış olalım

 İşi kolay kılalım

 Sevelim sevilelim

 Bu dünya kimseye kalmaz”

sözü bunun en güzel delilidir.

Aydınlar katında Mevlâna, halk katında Yunus yüzyıllarca sevgi ve hoşgörüyü besleyen iki kaynak olmuştur. Kavgayı hiç sevmeyen Yunus, Anadolu’nun o kavgalı günlerinden hep rahatsız olmuştur:

“Ben gelmedim kavga için

 Benim işim sevgi için

 Hakkın evi gönüllerdir

 Gönüller yapmaya geldim”

Yunus tasavvuf ehlidir. Tasavvufta kesretten vahdete (çokluktan birliğe) gidiş vardır. Oysa Hümanizm felsefî bir doktrindir ve vahdeti değil kesreti esas alır. Yunus, insanı Allah için sever ve ona Allah için buğuz eder. Dünya ve ahiret mutluluğunu düşünür ve bunun için çalışır. Hümanizm’de ise yalnızca dünya hayatı ve dünyevî mutluluk mevcuttur. Yani Yunus’un şiirlerinde mistisizm esas iken, Hümanizm’de profan (din dışı) bir yaklaşım söz konusudur.

Tasavvufta nefsi dizginlemek için çile çekmek vardır, uzlet vardır, halvet vardır. Hümanizma bu tür şeyleri zaten reddetmektedir. Oysa bunlar Yunus’un hayat tarzıdır. Yoksa biz O’nun, Tabduk’un tekkesine otuz yıl hizmet ettiğini ve odunun bile eğrisini bu tekkeye layık görmediğini inkâr mı edeceğiz?

Yunus’un aşkı ilahî bir aşktır. Eğer onu maddi ve dünyevi bir aşka değişirseniz Yunus hümanist olur. Yunus’un beslendiği kaynak Türk-İslam tasavvufudur. O’nu, çıkışı Türk ve İslam olmayan batı kaynaklı bir felsefî düşünceye mal etmek O’na yapılacak en büyük haksızlık olur düşüncesindeyiz.  Yunus Emre’yi tanıtacağız ve yaşatacağız diyerek, O’nu bize ait olmayan bir kültürün içerisinde yozlaştırmamalıyız.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Han
Han - 9 ay Önce

Bekir Şişman bey,

Yazılarınız için teşekkür ederim. Yazılarınızı sabırsızlıkla takib ediyoruz..

Başarılarınızın devamını dilerim

Serdar YILDIRIM
Serdar YILDIRIM - 9 ay Önce

EyvAllah hocam. Eline yüreğine sağlık.

ABDULHAMİT TOPRAK
ABDULHAMİT TOPRAK - 9 ay Önce

Emeğinize ve kaleminize sağlık sayın hocam! Böylesi güzel bir yazıyla gönlümüzün pasını sildiniz.

Mehmet BOZKURT
Mehmet BOZKURT - 9 ay Önce

Hocam, Allah razı olsun. Yazılarınızla bize bakış açısı kazandırıyorsunuz.