Bilmek ya da Bilmemek

Aile hekimliğine ilk geçtiğimiz yıl tanışmıştık. Sesi kısıktı biraz. Ama yüzü hep gülerdi. Gezici hizmet için köyüne giderdik bazen. Başka birinin evine gitsek köyde; kıskanırdı… Güvenirdi bana. Bazen hiç işi olmasa bile uğrardı, nasılsın diye sorardı. Evlatlarının üzerine titrerdi. Çocuklarından biri Ankara’da yaşıyordu. Sık sık ziyarete giderdi onu. Oradan gelirken de arardı beni, eğer ben de Ankara’daysam dönüşünü ayarlar, beraber dönerdik. Maksat muhabbet. Ama yolda bi yemek ısmarlamazsa da borçlu hissederdi kendini.

Bir gün kapı çaldı, içeri girdi. Boynunun altında cevizden biraz irice bir şişlik vardı. Ama gülüşünü engelleyememişti o şişlik. Hiç telaşlı değildi. Nasıl olsa benim halledeceğimden emindi. Muayene ettim. Bu şişlik önemli dedim. Kanser olabilir dedim. Önce inanmadı. Sonra benim ciddi olduğumu görünce biraz asıldı yüzü. Sevk ettim.

3 ay sonra geldi yanıma. Ankara’da tedavi görmüş. Kemoterapi ve radyoterapi almış. Bıyıklarını kesmiş. Bir de arkadaş bulmuş kendine, sol elinde, “baston”… Uzun uzun anlattı. Hemşire hanımların adını öğrenmiş, birine kızmış, ama biraz şişman olan varmış, onu çok sevmiş. Sevme sebebi de yine tıbbi gerekçeler değil haa, aslında ikisi de aynı işi yapıyormuş ama o şişman olan muhabbet de ediyormuş. Sahip olunan hastalığın ciddiyeti engel olamamış muhabbet arayışına.

Uzun bir süre işler iyi gitti. Dönem dönem kemik ağrıları oluyordu. Tekrar gidip kemoterapi alıyordu. Döner dönmez de gelip anılarını kaldığı yerden anlatmaya devam. Hastalığa yakalanmadan kısa bir süre önce bir kamelya yaptırmıştı bahçesine. Orada ağırlamıştı beni de. Bahçenin bir tarafındaki bitkilerin daha verimli olup diğer tarafın verimsiz oluşunu o bölgedeki toprakta demir eksikliği oluşuna bağlayan ziraat mühendisine cesaret edip soramadığı soruyu bana sormuştu gülerek; “Ne kadar demir gömmemiz lazım buraya?”

Yaklaşık iki yıl geçmişti. Aradılar aynı köyden, durumu iyi değil, gelip bi bakabilir misin diye. Gittim. Pencere kenarında yatıyordu. Kendisi orayı istemiş. Güçlükle doğruldu. Solunum sıkıntısı çekiyordu. Artık yapılacak fazla bişey yoktu. Ben yine muayenemi yapıp sıvı kaybını engellemek için serum taktım. Bir damla kan bulaştı elime…Silmedim bile. Benden bişey isteyip istemediğini sordum.

Hiçbişey istemem, sen elinden geleni yaptın dedi. Sona geldiğinin farkındaydı. Kimse bana kanser olduğumu söylemedi. Gittiğim herkes yüzüme bakıp yalan söyledi, sadece sen yüzüme bakarak söyledin doğruyu dedi. Benim bunu bilmeye hakkım var, o yüzden senin yerin ayrı dedi. Son kez baktı gözlerimin içine, hakkını helal et dedi.

Şimdi biraz empati kurma vakti. Aynısı sizin başınıza gelse, yüzünüze söylensin ister miydiniz hastalığınız? Ya da bilmiyor olmanın rahatlığıyla mı tüketmek isterdiniz günlerinizi? En azından son günlerinizi ölüm korkusuyla geçirmemek hakkınız sonuçta. Ben bilmek isterdim. Belki özür dilemek istediğim biri var? Belki vicdan azaplarım var baş etmem gereken.. Belki yarım kalmışlarım var tamamlamam gereken… Belki yarın yine yüz yüze bakacaz diye doğruyu yüzüne söyleyemediğim adamın yüzüne gerçekleri haykırma vakti yarın yüz yüze bakamayacağımız gerçeğinin ışığında? Belki nasihatlerim var, tavsiyelerim var, vasiyetlerim var…

Bu hafta çok depresif oldu. Sebebi tereddütlü bahardır belki… Esenkalın…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Naci Kayalı
Naci Kayalı - 6 ay Önce

Katılıyorum hocam size insanın hastalığı söylenmeli. Onunla yaşamayı bilmeli belki yenecek. En azından bu gayreti yapmasına fırsat verilmeli. Söylenmeyince doktorlar gayret ediyor kişiden bağımsız. Oda ilaçların gücü kadar. Dediğiniz gibi belki yapmak isteyipde ertelediklerini yapar insan. Çünkü artık buri dünyadan çıktınmı buraya dönüş yok. Allah sizlerin yardımcısı olsun. Her haliniz zor.

Gökhan KALAYCI
Gökhan KALAYCI - 6 ay Önce

Orhancığım yazılarını okuyorum. Ellerine sağlık...

Zeynep ülkü
Zeynep ülkü - 6 ay Önce

Yeni bi yazı yeni bi farkındalık.yazılarınızı beğenerek okuyorum doktor bey.bi sonraki hafta nasıl bir vurucu etki yapacak diye sabırsızlıkla bekliyorum.Ağzınıza sağlık.

banner849

banner826