Merhaba kıymetli okuyucularım,
Bayram…
Takvimde sıradan bir gün gibi görünse de, aslında kalbin en derin yerlerine dokunan bir hatırlayıştır. Bir sofranın etrafında toplanmak, bir elin diğerine değmesi, bir kapının sevgiyle açılmasıdır bayram. Eskiden bayram sabahları daha erken uyanılırdı… Çünkü evde bir telaş, bir bereket, bir anne kokusu olurdu. Sofrada sadece yemek değil; emek, sabır ve sevgi paylaşılırdı.
Bugün ise birçok evde bir sandalye eksik… Ve o eksiklik sadece bir kişi değil, bir ömrün kendisidir. İşte ben de bu bayram, içimden geçenleri anneme söylemek istedim…
ANNEM’E
Yudumladım seni be annem…
Emekledim, sonra yürüdüm be annem…
Şimdi okumayı öğrendim be annem…
Evden ayrıldım…
Dışarıda sensizim be annem…
Okul bitti, işe girdim be annem…
Evlendim be annem…
Baba oldum…
Sen babaanne oldun be annem…
Şimdi sen yoksun…
Ben yalnızım, sensiz kaldım be annem…
Şimdi yaş aldım…
Seni daha iyi anladım be annem…
Vesselam…
Bak ömür geçti gidiyor…
Yine seni özlemle anarım be annem…
Toprağın ışık olsun be annem…
(19 Mart 2026 – 01:49)
Bayramlar, sadece sevinç günü değildir…
Aynı zamanda hatırlama günüdür.
Kimi zaman bir sarılmanın kıymetini, kimi zaman bir annenin yokluğunu öğretir insana.
Her insan bir annenin duasıyla başlar hayata…
Ve ne kadar büyürse büyüsün, içinde hep o çocuğu taşır.
Dileğimiz odur ki;
Nice bayramlarda aileler bir arada olsun,
Anneler hayatta olanlar onların kıymetini bilsin,
Gidenler ise dualarla yaşasın…
Çünkü aile…
Sadece aynı evde yaşamak değil,
Aynı duyguda buluşabilmektir.
Ve nefesdaşlık…
İşte tam da burada başlar.
Nice bayramlarda, eksilmeyen sofralar ve bölünmeyen gönüller dileğiyle…
Hoşça kalın.
Kazım İLHAN
Sosyolog ve Aile Danışmanı