Başarı

Başarı

İnsan hayatı var olmaya başladığı günden bu yana yaşamını başarı üzerine kurar.

Bu gelişen döngü bugüne kadar hep daha iyisini, daha güzelini, daha farklısını oraya koymak adına bir denge çıkarır ortaya.

Hayat böyle başlamış, böyle devam eder.

Küçük çocuk ilk apalamaya başladığında onun için yepyeni bir keşiftir bu.

Derken ilk kez kendi başına duruşu çok kısa bir süre olsa da yeni bir başarının ilk temelidir.

Derken ayakta durabilmek, ilk adımı atabilmek, yürümek, ellerini kullanabilmesi derken aile tarafından bunların hepsi o çocuğa başarı olarak yazılır.

Günümüzle başarının ne bağı var diye düşünmeye başladınız.

Günümüzle değil, hayatımızla o kadar çok bağı var ki, başarı sözcüğünün.

Çocuklarımız bir türlü oluşturulamayan eğitim sisteminden dolayı yarış atına döndüler.

Geçim sıkıntısındaki milyonlar, ikinci bir iş için çalmadık kapı bırakmıyorlar.

Tarım politikaları yerlerde sürünüyor.

Turizmi tarıma vur ses gelmez, ikisinin de içi boş.

Ticareti yazmaya gerek var mı?

Dev şirketler bir bir iflas anlaşması ilan ediyor.

Bunun nedeni mevcut hükümet ve hükümetler olarak algılanır, ve bu hükümetlerin başarısızlığına not edilir.

Bu pencereden baktığınızda düşünce olarak doğru. Peki, yan odanın penceresinden hiç baktınız mı?

Başarısız hükümetlerin sebebinin başarısız muhalefet ve toplumsal adamsendeciliğin eseri olduğunu unutmayalım.

Çocuğumuzun başarısını isteriz, tuttuğumuz takımın başarısını isteriz gönül verdiğimiz partinin başarısını isteriz.

Şimdi soruyorum.

Türkiye’de hükümetler mi başarısız Ak Parti iktidarlarında yoksa muhalefet mi?

Ak Parti’nin ülkeyi getirip uçurumun ucunda tuttuğunu düşünüyorsanız yanılırsınız, uçurumdan düşeli çok oldu.

Hala farkında değilsiniz.

Peki bu hükümetin başarısızlığı mıdır?

Bence değil, muhalefetin başarısızlığıdır.

Çünkü ülkemizde muhalefet iktidarı zorlamaz, zorlayamaz, günübirlik bazı belgelerin açıklanması, gurup toplantılarındaki salvolar hükümete asla zarar vermez.

Hükümeti zorlamak, iktidara talip olmak isteyen bir muhalefet bu ülkede yoksa iktidar ne yapsın.

İktidar kendi içinde çelişkili açıklamaları bile yaparken, muhalefet hala kendi iç hesaplaşmasını bitiremeyip, yıllardır süregelen müzmin iç karışıklığın cenderesinde boğuşuyor ise.

Ben başarısızlığı muhalefetin hanesine yazarım. Kimse kusura bakmasın.

Türkiye’de medya tek taraf olmuş ise, muhalefet sesini çıkarabilecek yayın organları bulamıyor ise de yine kabahati kendilerinde arayacaklar.

Biz gazetecilerde değil.

Ben şahsen meslek hayatım boyunca hiç tarafsız olmadım.

Tarafım ben.

Doğrulardan yana, doğadan yana, insanlıktan yana, hayvan haklarından yana, tecavüze uğrayan bebelerden yana.

Cumartesi annelerinden yan da tarafım.

Şehit ailelerinden yan da.

Zaman zaman iktidardan

Zaman zaman da muhalefetten yana tarafım.

Ama şu muhalefet kimden yana taraf, nasıl başarılı inanın bu konuda

Taraf olamıyorum…

YORUM EKLE

banner650

banner939