Türkiye’nin suç örgütleri ve çetelerle mücadelesini hukuk devleti ilkeleri doğrultusunda sürdürdüğünü belirten Bakan Gürlek, operasyonların herhangi bir inanç grubu veya dini topluluğu hedef almadığını ifade etti.
Mücadelede kişilerin veya grupların kimliklerine ve taşıdıkları sıfatlara bakılmadığını kaydeden Gürlek, temel ölçütün hukuken suç teşkil eden eylemler olduğunu vurguladı.
“DİNİ DEĞERLER SUÇA KALKAN YAPILAMAZ”
İnanç ve dini değerlerin suç faaliyetlerinin aracı haline getirilemeyeceğini belirten Gürlek, vatandaşların dini duygularını istismar ederek haksız kazanç elde ettiği öne sürülen yapılara karşı gerekli adımların atılmaya devam edeceğini bildirdi.
Gürlek, “Burada temel ölçüt, herhangi bir inanç, dini yapı veya topluluğun kimliği değil; suç teşkil eden fiiller ve bu fiillerle bağlantılı yapılanmalardır. Alihan Kuriş Suç Örgütü de bu kapsamda yürütülen mücadelenin örneklerinden biridir” ifadelerini kullandı.
İNANÇ VE İBADET ÖZGÜRLÜĞÜ MESAJI
Suç teşkil eden faaliyetlerle mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğini vurgulayan Gürlek, vatandaşların inanç ve ibadet özgürlüğünün korunmasının da devletin güvencesi altında olduğunu ifade etti.
Adli süreçlerin hukuk çerçevesinde yürütüldüğünü belirten Gürlek, mücadelenin herhangi bir dini yapıya değil, suç teşkil ettiği iddia edilen eylem ve yapılanmalara yönelik olduğunun altını çizdi.