banner1365

banner1469

banner1345

banner1480

27.01.2020, 08:29

Artık ıskalamayalım…

Şükrü KARAMAN

Türkiye’nin deprem ülkesi olduğu gerçeğini ve buna karşı önlemlerin alınması gerekliliğini ne yazık ki hep unutuyor, hep ıskalıyoruz.

Ne zaman deprem meydana geliyor, insanlar ölüyor, o zaman anımsanıyor can alıcı doğal afet. Elazığ’da 35 kişinin ölümüne yol açan 6.8’lik deprem bir kez daha “beni unutmayın” mesajını gönderdi.

2011 yılında 607 kişinin yaşamını yitirdiği 6.7 büyüklüğündeki Van yıkımının ardından meydana gelen en büyük deprem Elazığ’ı vuran afet. Belirli aralıklarla kendini gösteren depremlere karşı hala gereken önlemler alınmıyor, öteleniyor.

Elazığ’daki deprem, bina sağlamlığının, dayanıklılığının, müteahhit duyarlılığı ve sorumluluğunun ne denli önemli olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Yan yana iki apartmandan biri tamamen yıkılırken, diğeri sağlam olarak ayakta. Yerle bir olan çürük binada oturanlar canları yitirirken veya yaralanırken, yıkılmayan sağlam binadakilerin burnu bile kanamıyor. Ne günahı vardı ölen insanların?  Paraya doymaz bazı müteahhitlerin aç gözlülüğünün ve inşaat malzemelerinden yaptığı hırsızlığın bedelini ne yazık ki insanlar yaşamını yitirerek ödüyor. İşte böylesine ilginç, düşündürücü ve üzücü bir görünüm var ortada. Teselli ve umut veren hızla olay yerine ulaşan arama kurtarma ekiplerinin çalışmalarına  başlayarak 45 kişiyi enkaz altından sağ çıkarmaları.    

Korkarım, bu deprem de bir süre sonra unutulacak, eski tas eski hamam devam edecek. Asıl korkutucu olan ve ürperten depremlerin kanıksanması, yazgı olarak kabullenilmesi.  Gerçek olan Türkiye’nin depremlere hazırlıklı olmadığı.

Boşuna demiyorlar, “deprem değil çürük binalar öldürür” diye. Japonya’da 7 büyüklüğünde ve üzerinde çok sayıda deprem meydana geliyor, bir kişi bile ölmüyor. Çünkü, Japonlar deprem ülkesi gerçeğini kabullenerek önlemlerini çoktan aldı. Binaların büyük depreme karşı dayanıklı yapıyor, insanlarını eğiterek bilinçlendiriyor, deprem anında ne yapılması hakkında bilgilendiriyor. Her gün beşik gibi sallanıyorlar, ama hiç de kaygılanmıyor, paniğe kapılmıyorlar. Deprem anında nereye saklanacaklarını, ne tutum takınacakları konusunda eğitimliler. Bir de binalarının dayanıklı olduğunu, yıkılmayacağını biliyorlar.  

Türkiye de en az Japonya kadar deprem ülkesi. Bu gerçeğe karşın biz ne yapıyoruz? İnsanlar ne kadar hazırlıklı ve bilinçli?  Yeterince eğitim veriliyor mu? Binalar ne kadar sağlam ve dayanıklı?  Bu sorulara ne yazık ki “evet” yanıtını vermek oldukça zor.  Prof.Dr. Naci Görür, bilimsel verilere dayanarak Elazığ’da böyle bir deprem olabileceğini dört ay önce açıklamış ve uyarılarını yapmış. Ne var ki uyarısı çok dikkate alınmamış, anlayacağınız yine ıskalanmış. Sonuç ve acı bilanço ortada.      

40 bin kişinin öldüğü Marmara Depremi sonrası, bilim insanları İstanbul için uyarı  üzerine uyarı yapıyor, “kentsel dönüşümü bir an tamamlayın, binaları sağlamlaştırın” diye her gün açıklamada bulunuyor. 1999’dan bu yana bu anlamda çok yol alındığı söylenemez. Binlerce çürük bina hala patlayacak birer  bomba gibi ortada duruyor. Kentsel dönüşüm hala amaçlanan düzeyde gerçekleştirilemedi. Hiç olmazsa, Elazığ’daki acı olay yetkilileri biraz daha elini çabuk tutmaya iter. Yoksa, Allah korusun İstanbul’da bu büyüklükteki bile depremin sonuçları hiç de Elazığ gibi olmaz.

Yaralar sarılır,Türk ulusu yardımseverliğini gösterir, gösteriyor da. Önemli olan deprem gerçeğinin unutulmaması, önlemlerin ıskalanmaması.   

Yorumlar (0)
banner1474
açık
Namaz Vakti 17 Şubat 2020
İmsak 05:54
Güneş 07:20
Öğle 12:54
İkindi 15:48
Akşam 18:18
Yatsı 19:38