Tükeniyorlar…


15.k görüntülenme

Bir yılı aşkın süredir ülkeyi esir alan koronaya karşı, canla başla mücadele eden sağlık emekçikleri, artık tükenme aşamasına geldi.
Söz verilmesine karşın zorlu süreçteki emeklerinin karşılığını alamayan, ailelerinden günlerce uzak acil servislerde, hastane odalarında içinde nefes almanın güç olduğu beyaz tulumlarla virüslü hastaların sağlığına kavuşmaları için koşuşturan sağlıkçılar, “14 Mart Tıp Bayramı”nı buruk kutladı.
Salgın sürecinde 400’e yakın arkadaşlarını ölümcül virüse kurban veren sağlık ordusu, bu zorlu günlerde adeta mucize yaratıyor. Ölümü ve diğer riskleri göze alan tüm hekim, hemşire, teknisyen, laborant, eczacı, hasta bakıcı, ambulans emekçileri ileride övgü ile anlatılacak, kitaplar yazılacak destansı görevlerini aksaksız yerine getiriyor. Hastalardan kaptıkları virüsle günlerce acil servislerde yaşama tutunmaya çalışıyorlar.
İşte böylesine son derece kutsal görev üstlenen sağlık emekçileri, emeklerinin karşılığının teslim edilmemesi, cahil magandalar tarafından şiddete uğramalarından dolayı, “14 Mart Tıp Bayramı”nı  coşku ile kutlayamadı. Ülkenin kanayan yaralarından biri olan sağlık çalışanlarına dayak, saldırı, sözlü taciz ne yazık ki salgın döneminde de sürdü, hem de artarak...
Her türlü zorluğa göğüs geren sağlık ordusu, artık tükenmeye doğru gidiyor. Mutantlı virüsün etkisiyle hasta sayılarında artışın yaşandığı bugünlerde; daha çok desteğe, maddi ve moral anlamında daha çok katkıya gereksinimi var onların. Tabii ki ücret ve ek ödeme tutarlarının zamlanması, verilen sözlere rağmen bir türlü çıkarılamayan 3600 ek gösterge yasasının hayata geçirilememesi, KOVİD-19’un meslek hastalığı olarak kabul edilmesi ve de kendilerine şiddet uygulayan cahil, insanlıktan yoksunlara ağır cezaların verilmesi, karakol veya yargıçtan elini kolunu sallayarak salıverilmemesi en temel talepleri...  
Dediğim gibi, kutsal görevlerine karşın, sorunlar yumağı ile boğuşan hekimler ve sağlık çalışanları, “14 Mart Tıp Bayramı”nda bu yıl da buruk. Cinayete varan şiddet, dayak, mesleki sorunlarının çözümsüzlüğü, günün koşullarına uygun olmayan maaşlarından ötürü sağlık emekçileri bayramlarını yıllardır coşku ile kutlayamıyor. 
Hekim ve sağlık emekçilerine yönelik şiddette yüzde 40’a varan oranda artış olmuş.  Daha doğrusu iş çığrından çıktı. İnsanlığa hizmet eden değerli bilim insanları, boyacı küpü gibi kolay yetişmiyor. Toplum, hekimin, bilim insanının eğitimi ve alanında yetkin uzman olabilmesi için neredeyse ömrünün yarısını harcadığının ayırdında değil ne yazık ki...
Özverili emekçiler şiddete uğrasa, dayak yese de meslektaşları öldürülse de ant içtikleri “Hipokrat Yemini” uyarınca; zor görevi yerine getiriyor. Salgın döneminde net olarak bir kez daha görüldü. 
Türk Tabipleri Birliği, bir hekimin yoğunluktan dolayı günde 100-150 hastaya baktığını, her hasta için en fazla 5 dakika zaman ayırabildiğini belirtiyor. Bu da hekim sayısının açığını ortaya koyuyor. Hekim açığının,özellikle uzman hekim açığının ivedilikle giderilmesi, haklarının gecikmeksizin verilmesi kaçınılmaz. Eğer, sağlık ordusu tükenirse, toplum tükenir...