Sevdanın İffet savaşı(4)


15.k görüntülenme

"Sizi polise şikayet edeceğim, dedim ama adamlar dinlemedi bile. Yaşım küçük, hapsi girersiniz diye tehdit ettim. Adam bana, zaten yeni çıktım diye karşılık verdi. O sırada, adının Meltem olduğunu öğrendiğim mini etekli kız geldi. Alay ederek, (Merak etme alışırsın canım) dedi. Nuri'ye nasıl da inanmıştım. Öğrendim ki, Nuri daha önce de iki kızı bu yöntemle kandırmıştı. Salondaki erkeklerin arasında babacan tavırlı orta yaşlı bir adam vardı. Bana, (Çocuğum senin anan baban yok mu?) dedi. Ben de küçük yaşta bir trafik kazasında kaybettiğimi söyledim. Yüzlerini dahi hatırlamadığımı belirttim. Adamın yüzündeki ifade değişmişti. Doğu şiveli, pos bıyıklı olan adam ise, (Bu aleme girmişsin, hap içiyorsun. Kurtuluşun yok. Nuri'ye verdiğim 10 milyarı getir, nereye istersen git) dedi.

-ODAYA KAPATTILAR

"Remzi adlı adam beni kolumdan tuttuğu gibi döşemesi halı kaplı, bir sadecve bir divan olan odaya getirdi. Üzerimde kapıyı da kapattı. Bir pencere olsa, atlayıp canıma kıyacağım. Fakat oda sadece 4 duvar. Kapıya vurmaya başladığımda, Remzi, kilitli odayı açtı. Beni tokatlamaya başladı. O vurdukça, ben bağırıyordum. Sesimi duyarmak istiyordum. Son kez vurduğunda burnumdan kan geldi, yere yıkılmıştım. Saatler geçti. Yorgunluktan uyuya kalmışım. Sabah olmuştu. Allahım nedir bu başıma gelenler diye ağlamaya başladım. Bir yandan da ablamı düşünüyordum. Bu olanları ona nasıl anlatacaktım. Çaresizlik içindeydim."

-GÜNLERİ HATIRLAMIYORUM

"Bu evde kaç gündür bulunduğumu hatırlamıyordum artık. Günlerden bir gün, Remzi'nin yerine bana plastik kap içinde yemeğimi babacan tavırlı adam getirdi. Ona yalvaran gözlerle bakıyordum. O da beni anlıyordu. Bana yakınlarından birinin telefonunu ver, dedi. O anda sevinçten uçacak gibiydim. Kurtulacaktım... İçimde öyle bir his vardı. Ya da adının Haldun olduğunu söyleyen bu amca, böyle bir izlenim veriyordu. Herşeyi birbirine karıştırmıştım. çaresizdim. Sermet amcanın telefonunu verdim. Ona hayatımın kısa öyküsünü, 5 dakikada nasıl özetlediğimi ben de bilmiyordum. Haldun amca hüzünlenmişti. (Kızım bunlar çete. Ben de burada çalışmaya mecburum.  Bana da boş senet imzalattılar. Merak etme sana yardım edeceğim) dedi.

-SABIRSIZLANIYORUM

"Buradan kurtulacağım anı sabırsızlıkla bekliyorum. Allah'a dua ediyorum. GĞün yüzü görmeden yaşamaktan, kontrol altında tuvalete gitmekten, plastik kapta yemek yemekten dahası canımdan bezmiştim. Remzi,  odayı açtığında bir panter gibi üzerime atladı. Beni yere yıkıp, Meltem'i odaya çağırdı. Remzi ellerimi tutarken, o iple bağlıyordu. Ne olduğunu anlamamıştım. Ellerim ve ayaklarım bağlıydı. Meltem'i son hatırladığımda bir elindeki pamuğu burnuma tutuyordu. Bayılmışım. Gözlerimi açtığımda, bir otomobilin arka koltuğunda iki erkeğin arasında oturuyordum. Ne oluyor, beni nereye getiriyorsunuz, diye bağırmaya başlayınca. Otomobili kullanan adam, (Adana'da bir pavyonda çalışacaksın) dedi. Öğrenci olduğumu söyledim. Aynı adam, (Ne olmuş yani) diye beni yanıtladı. Adana'ya geldiğimi yoldaki tabeladan anlamıştım. Sol tarafımdaki erkek, burnuma yeniden pamuk tutup, beni bayılttı.

-BAĞEVİNDE ALEM

"Adana'da şehrin içinden geçtik. Sonra şehir dışında bir köy yoluna saptı otomobil. Çevresinde bekçilerin bulunduğu bir bağ evine getirilmiştim. Yorulmuştuml. Hiç otomobilden beni indirmemişlerdi. Tuvalete bile gidemiştim. Issız yerlerde durup, (Hadi buraya yap) diyorlardı. Ev son derece lükstü. Evin cehpesi ahşaptı. Bir odaya eşya gibi bırakıldım. Bir süre sonra, (Kızım birşeye ihtiyacım var) diye soran yaşlı adama, karnımın aç olduğunu söyledim. Bana bir tepsi içinde kuru fasülye, pilav getirdi. Öylesine acıkmıştım ki, bir çırpıda yedim hepsini. Ne yapacağım diye düşünürken, çatalı boynuma batırıp, canıma kıymayı düşünürken, yapmıştım bile. Bir iki darbeden sonra, canım acıdı. Kanlar içindeydim. Yaşlı adam şaşırmıştı. İçeriye bir kadın daha girdi. (Kim verdi buna çatalı) diye çıkıştı. Yaşlı adam, boynunu büktü.  (Şaban beye ne diyeceğiz şimdi) diye söylendi."

-ADAM BENİ İSTEMEDİ

"Gece olmuştu. Evde bir hazırlık olduğunu seslerden anlıyordum. Bir koşuşturma vardı. saatler ilerlerken, aşağıdan müzik sesi geliyordu. Bana yemek getiren yaşlı adam, beni alıp bir kadına teslim etti. Bunu giydir, yıka-pakla) dedi. Ne zamandır banyo yapmıyordum. Sıcak su öylesine iyi gelmişti. Dinlenmiştim. Banryodan çıktıktan sonra, üstüme yeni giysiler verildi. merdivenden alt kata inerken, uzun bir masada, çalgıcıların ortasında bir adam oturuyordu. 'Getirdik ağam' dediler. Adama yaklaştığımda, hiddetli bir tepkiyle karşılaştım. (Bu ne boynu yara-bere içinde bu kadın) dedi. Sonradan öğrendim ki, bu ağa, pavyona ilk gelen kızlarla yüksek paralar ödeyerek, beraber olurmuş... Canıma kıymak isteyip, başaramam işime yaramıştı. Adam beni istemedi. Ancak, o gece yediğim dayağı da hiç unutamam..."
Sevda, sonu olmayan bir yola girmişti. Ama inançlı kızdı. İçindeki umut ışığı hiç sönmemiş, aksine daha da parlamıştı...

(Yarın: Bir hafta bin yıl gibiydi )

0 Yorum:

ANASAYFAYA DÖN