Sevda'nın İffet Savaşı (29)


15.k görüntülenme


Hasan, Bolu'ya akşam saatlerinde varmıştı. İsmail'in Yeri'nde ızgara et yemek için mola verdi. Hasan, Samsun'a giderken uğradığı lokantaya Sevda'nın bir adım arkasından girmişti. Şimdi ise, kol kolaydı. Hasan'ı tanıyan garsonlar, kapıda karşıladı onları.. Çünkü, Hasan buranın daimi müşterisiydi...
Hasan, ilk kez kolunda bir bayan olduğu halde lokantaya gelmişti. Garsonların bunu farkettiğini anlamıştı Hasan; "Nişanlım Sevda" diye tanıştırdı...
Hava soğuktu.  Cam kenarında bir masaya oturdular. Hasan, 1 kilo karışık ızgara et söyledi. 
Yanında a salata da istedi.
Sevda, bir süre sonra evleneceği erkeği seyred dalmıştı. Ama bunu çaktırmadan yapıyordu. Hasan'a inanılmaz derecede güveniyordu. Mutlu bir hayatı olacağından da emindi...
Çoban salatanın suyunu seviyordu her ikiside... Ekmeği, salatanın suyuna bandırdılar birlikte ve birlikte ayna anda "salatanın suyuna bayılıyorum" sözü çıktı. Gülüştüler...
Izgara et geldiğinde, neredeyse karınlarını doyurmuşlardı...
Hasan ve Sevda birlikte lavoboya gitti. Ellerini yıkayıp, masalarına döndüklerinde, ortada küçük bir yaş pasta vardı. Hacı İsmail, onlara jest yapmıştı. Hasan ve Sevda, büyük bir memnunluk duygusu içindeydi. teşekkür ettiler. Sevda pastayı kesti, Hasan'a kendi eliyle ikram etti. 

-PERRİN KARARINI VERDİ

Perrin, evinin bahçesindeki taşlardan sek sek oynar gibi atlayarak kapıya ulaştı. Kapıya iliştirilmiş bir not gördü. Nurten hanım ile Kemal bey ona "Akşam yemeğinde birlikte olacaklarını" yazmıştı.
Perrin'in son işiydi bu..Kırmamıştı temizliğe gittiği evin kadınını. Çok iyiliğini görmüştü.
Üstünü çıkardıktan sonra, bir süre uzandı yatağa...Yorgundu ama uykusu yoktu. Düşlere daldı yeniden...İstanbul'da  yeni bir hayat onu bekliyordu. Kardeşi de yanında olacaktı. En büyük korkusu da ondan ayrılmaktı zaten...
Sevda evlenirse, bir süre Adana'da kalmak daha iyi olurdu. Arasıra İstanbul'a gidebilirdi. Çocukları olursa, hep orada kalabilirdi...
Böyle düşünüyordu. Kemal bey ve Nurten hanım da iyi insanlardı. Onların içtenliğini sevmişti. Zengin ama görgülüydüler. Mutevazıydılar...
Vakit yaklaşımıştı. Üstünü giyindi. Otele gitmek üzere evden çıktı. Nurten hanım ve Kemal bey onu lobide bekliyordu. Kemal bey, hanımına sordu: "Otelde mi, yoksa başka yerde mi yiyelim?"  Nurten hanım, otelde kalmayı istedi.

-NERMİN HANIMIN MERAKI

Hasan, Samatya'ya ulaştığında, Sermet beylerin evinin ışığı henüz sönmemişti. Nermin hanım, Sevda'yı merak ediyordu. Nişanı soracaktı. Kapıyı Sermet açtı. Sevda, hasretle kucakladı Sermet amcasını...Hasan de ilini öptü. Sermet, "Kızıma iyi bakacaksın Hasan" diyerek, onun omuzunu sıvazladı.
Nermin hanım yatağından kalmıştı. "Sevdam, ne çok özledim seni" dedi. Gözleri buğulanmıştı Sevda'nın...Hasan'ı  da kutladı Nermin hanım...
Hasan, "Yarın babamlar ve Perrin ablam gelecek. Ben eve geçip, temizlik yapayım"dedi.
Nermin hanım, Hasan gider gitmez, nişanın nasıl geçtiğini sordu. Hasan'ın anne ve babasının nasıl insanlar olduğunu öğrenmek istedi. Nermin hanım, bir öykü dinler gibiydi...Sermet bey, onları başbaşa bırakıp odaya çekildi. 

-AYRILIK VAKTİ GELDİ


Büyük Samsun Oteli'ndeki yemekten sonra, lobi de çay içtiler. Vakit bir hayli ilerlemişti. Kemal bey ve Nurten hanım, Perrin'i taksiyle evlerine bırakmak istedi. Perrin itiraz etti. Kemal bey, "Biz kızımızı bu saatte tek gönderemiyiz" deyip, birlikte dışarı çıktılar. Bu davranış Perrin'in hoşuna gitmişti. Yalnız değil ve kendisini güçlü hissetti. Doğru karar verdiğinden artık emindi. 
Kemal bey ve Nurten hanım, yarın öğle de uçakla İstanbul'a hareket edeceklerini belirterek, ona göre hazırlık yapmasını istedi Perrin'den...
Sabah erken kalktı Perrin...Fatma nineye uğradı ve evdeki eşyaları bir fakire vermesini istedi. Evin kirasını da bıraktı. Helalleşirken, hıçkıra hıçkıra ağladı. Fatma nine de, iyi bir komşusunun değil, evladını gurbete göndermenin hüznünü yaşıyordu. O da ağladı. Perrin, onun eli ayağı, gözü kulağıydı...
Perrin'in ikinci durağı, terzi Mehmet'ti. Babası olsa, bu kadar sahip çıkardı kendisine. Dükkana ulaştığında, terzi Mehmet bir arkadaşı ile sohbet ediyordu. Perrin, güçlükle kendini tutuyordu. Ağlamak için. Terzi Mehmet olsa sadece dükkanda önemli değildi. Tanımadığı birinin yanında ağlamak istemedi. Terzi Mehmet, "Hoşgeldin kızım"dedi. Yakın arkadaşından da kendilerini yalnız bırakması için izin istedi. Perrin, büyük bir sevgiyle sarıldı Mehmet amcasına, ""Babamsın benim" dedi. Terzi Mehmet de çok duygulanmıştı: "Kızım kendine dikkat et. Başınız sıkıştığında ben buradayım."
Eve döndüğünde, Kemal bey ve Nurten hanım onu bekliyordu. Eve girdi, iki valizi alıp çıktı. Kapının önünde birkere daha baktı evine...Umutlarını yakıp ısındığı evine...

-UÇAKTA VERİLEN KARAR

Perrin ilk defa uçağı binmişti. Hareket ederken, dua okudu. Nurten hanımın gözünden kaçmamıştı bu...Birlikte aynı evi paylaşacağı kızın imanlı oluşundan güven duymuştu. Uçak, samsun semalarından uzaklaşırken, Kemal bey, Sevda ile Hasan'a getirdi sözü: Nikah yapalım İstanbul'da... Nurten hanım, düğünün de Adana da olmasını istedi. Ancak, yine de Hasan'la Sevda'nın kararını ne olacağının bilmek istediğini söyledi.
Ne güzeldi İstanbul...Adaları gördü Perrin...Dev gemiler, kibrit kutusu gibiydi. Pencereden seyrederken İstanbul'u "Ne de büyük bir şehirmiş" dedi.
Hasan'la Sevda onları Yeşilköy Havaalanı'nın İç Hatlar çıkıp kapısında bekliyordu. Uçak inmiş, bagajları bekliyorlardı. Daha doğrusu Perrin'in iki valiziyde beklenen...
Sevda, 2 ay görmediği zamankinden daha çok özlemişti ablasını...Kapıdan göründüklerinde, Sevda koşarak yanlarına gitti. Nurten hanım ve Kemal beye sarıldıktan sonra, ablasını öptü. Elindeki valizi aldı. Hasan ise, iki valizi birden alıp taşıdı.
Cipe bindiklerinde, Nurten hanım, "Ev hazır mı Hasan?" diye sordu. Hiçbir eksiğin olmadığını söyledi Hasan... Sevda da merak ediyordu oturacağı evi...

-DÜĞÜN YOK, NİKAH VAR

Sevda, Perrin ve Nurten hanım arka koltukta oturuyordu. Kemal bey, Hasan'a "İstanbul'da nikah yapalım, Adana'da düğün" dedi. Amacı, Sevda ile Hasan'ın aynı evi nikahsız olarak paylaşmalarının doğru olmadığını düyünüyordu. Hasan, "Düğüne gerek yok. Balayına çıkarız" dedi. Hasan'ın amacı, bu düğünün Adana olması halinde, Sevda'nın kaçırılma olayını bilenlerin dedikodusuydu... Babası ısrar etti: "Oğlum çevremiz var. Ne deriz sonra?"... Hasan, babasının haklı olduğunu biliyordu ama sevdiği kızın yaşadıklarını ona izah etmesi zordu. Kemal bey, Hasan'ı üzmemek için konuyu kapattı. Öğleyse, "Yarın nikah yapalım" dedi. Bu sözler hoşuna gitmişti Hasan'ın, "Tamam babacağım"...Sen ne dersin Sevda?" dedi Kemal bey. Sevda'nın yanıtı kısa ve netti: "Siz nasıl uygun görürseniz o olur."
Cip, Sarıyer sırtlarında, bir sitenin önünde durdu. Hasan, cepinden çıkardığı kumanda aletiyle kapıyı açtı. Sevda ve Perrin, çam ağaçlarının arasında, tripleks evi görünce, şaşkına döndü. Rüya mıydı bu?..
Bir kadın ile erkek, cipin yönüne doğru koşmaya başladı. Evin bekçisi ve hizmetçisi...Karı kocamış..."Hoşgeldiniz beyim" deyip, valizleri taşıdılar...
Sevda'ın ayakları yerden kesilmişti sanki...
(Yarın: Nikahı muhtar kıydı) 

YAZI DİZİSİNİN TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

0 Yorum:

ANASAYFAYA DÖN