Sevda'nın İffet Savaşı (28)


15.k görüntülenme

Aile arasında, mütevazı nişan töreni bitmişti. Saat 01.00 sıralarında Hasan ve ailesi izin istedi. Hasan, yarın İstanbul'a dönebileceklerini belirterek, Sevda'ya hazırlıklıklarını tamamlamasını söyledi.
Nurten hanım, "Perrin neden gelmiyor?" dedi. Hasan sustu. Kemal bey, "Perrin'de bizimle gelmeli" diye Hasan'ı uyardı. Hasan mahcup olmuştu. Sanki, Perrin'in onlarla birlikte gelmesini istemiyordu: "Yanlış anladınız"
Nurten hanım akıllı kadındı. Hemen olaya müdahele etti ve kapıdan geri döndü: "Bunu dert etmeyin. İstanbul'daki evimiz müsait. Biz zaten Adana'da kalıyoruz. Hasan'da şimdilik Adana'daki işlerini toparlar. Sevda ile Perrin o evde kalır. Siz evlenince de Perrin istediği evde durur. İster Adana'da, ister İstanbul'da."
Perrin, kendini sorunun bir parçasıymış gibi algıladı: "Çok sağolun. Sizlere eziyet vermek istemem. Ben Samsun'da kalırım."
Paltolarını giymiş misafirler, yeniden salona oturdular. Kemal bey, duruma el koydu:
"Nurten hanımla ben, iki gün daha burada kalıyorum. Siz Sevda ile birlikte dönün. Biz de Perrin'i alıp, uçakla İstanbul'a döneriz."
Perrin, "Eşyalar" diyecek oldu. Nurten hanım, "Ver fakir fukaraya. Senin ihtiyacın olmayacak nasılsa"dedi.


-NE OLDUM DEME, NE OLACAĞIM DE...

Hasan ve ailesi evden ayrıldıktan sonra, iki kız kardeş başbaşa kaldı. Sevda  ortalığı süpürürken, Perrin mutfakta bulaşıkları yıkadı. Perrin, İstanbul'da yaşamayı düşüyordu. Artık evlere temizliğe gitmeyecekti. Rahat yaşacaktı. Hiç olmazsa, kendi evinin hizmetkarı olacaktı. Az sıkıntı çekmemişti. Sevda'nın mutfağa geldiğini hissetmemişti bile...
"Abla, herşey güzel olacak" dedi Sevda: "Evet herşey güzel olacak. mutlu olacağız. Senden ayrılmadığım için Allah'a şükrediyorum. Böyle bir aileyi karşımıza çıkardığı için ona dua ediyorum. Yüce Rabbim halimizi gördü."
"Gördü ya bacım. İnanmak bu işte. Neleri yaşadık, şimdi neyi yaşıyoruz. Ne oldum dememek lazım, ne olacağım demek gerekmiş" dedi Perrin...
Perrin, "Okul işin ne olacak?" diye sordu. Sevda, okumak istediğini ama buna Hasan'la birlikte karar vereceğini söyledi. Perrin, "Hasan okula gitmeni istemez. Karısını evinde ister" dedi. Sevda, bu sorunun yanıtını vermedi, sustu...

-HASAN, SABAHIN KÖRÜNDE EVDE

Hasan, sabah  Sevdalara gelip kapıyı çaldığında, iki kardeş uykudan yeni uyanmıştı. Perrin pijamasını çıkarıp, elbiseni giyip kapıyı açtığında, Sevda da yatak odasında giyiniyordu. Gece yatmadan önce bavulunu hazırlamıştı. Ne kadar giyeceği elbise varsa almıştı. Nasıl olsa, bir daha bu eve dönmeyecekti. 
Perrin, "Kahvaltı yapın öyle çıkarsın" dedi. Hasan, Perrin ablasına, Çakallı'da menemen yiyeceğini söyledi. Sevda, bir iki gün sonra İstanbul'a gelecek olan ablasına sarılarak, vedalaştı. Hasan, Perrin'in elini öptü ve "Herşey için teşekkür ederim" dedi.
Perrin, "Allah yolunuz açık etsin" diyerek, bahçe kapısından uğurladı.
O da son kez temizliğe gitmek için evden çıktı. "Geleceğim" diye söz vermişti ev sahibi kadına...Çok iyiliklerini görmüş, salondaki yemek takımını da ondan almıştı.

-SEVDA'NIN KAFASINA TAKILAN SORU...

Hasan direksiyon başında mutluydu. Hareketli pop parçalar dinliyor, onun ritmine uyuyordu. Sevda, teybin sesini kıstı. Hasan, "Seni üzecek bir şey mi yaptım" dedi. Sevda, "Hayır, ben de çok mutluyum ama kafam çok karışık. İçimde bir korku var. Bunu sana anlatmalıyım" dedikten sonra, bir süre camdan dışarıya baktı. Hasan, ısrarla ne olduğunu sordu. Sevda, "Adana var ya" dedi ve yutkunarak devam etti: "Orada başıma gelenleri, ailen öğrenirse..."
Hasan, Sevda'ya ilk kez sesini yükselterek konuştu: "Orada başına gelenleri kız kardeşim olsa, o da yaşabilirdi. Senin kendi iradenin dışında meydana gelen bir olay. Öğrenseler ne olacak, öğrenmeseler. Ben, üstü kapalı söz ettim. Ayrıntıya girmedim. Sadece kaçırıldı ama hemen bulundu, dedim. Bir daha da son olsun ve bu mevzuyu açmayacaksın."
Sevda'nın içini tarifsiz bir sevinç kaplamıştı. İçinde ona acı veren uru sanki söküp atmıştı. Bunları Hasan'a söylediği için rahatlamıştı. Hasan'ın tepkisi de ayrıca çok hoşuna gitmişti.
Sevda düşünce denizinde yüzerken, Hasan'ın aracı Çakallı'ya yanaşmıştı. "Hangisiydi canım?" diye sordu. Sevda uykudan yeni uyanmış gibi, afalladı: "Ney hangisi?" Hasan, Çakallı'ya geldiklerini hatırlatarak, gelirken hangi menemencide yediklerini sordu. Sevda, "Şu benzinlik olan yerde galiba" dedi.

NEREDE GİTTİ BU KIZ?..

Nurten hanım ve Kemal bey, Büyük Samsun Oteli'nden çıktıklarında, öğle saatleriydi. Kemal bey ve Nurten hanım, Perrin'i de evden alıp, öğle yemeğini birlikte yemek istemişlerdi. Otelin önündeki taksilerden birine binip, adresi verdi. Taksi de Çiftlik Mahallesi'nin çocuğuydu. "Hayrola amca, burada kime gideceksiniz?" dedi: "Perrin var tanır mısın? Taksici çıkaramamıştı Perrin'i...
Taksici Perrin'in evinin önünde durduğunda, "Tanıdım amca. İki kardeş bunlar. İyi kızlardır. Kimseleri yok bilirdik. Siz neyi oluyorsunuz" diye sordu. Nurten hanım, "İkisi de kızım oldu" deyip, taksiden indi. Kemal bey de taksiye parasını ödeyip, gönderdi.
Kemal bey, kapının zilini uzun uzun çaldı. Sağa sola baktı. Kimsecikler ortada yoktu. Nereye gitmişti Perrin? Bu sırada, evin bitişiğindeki apartmanın kapısından bir kız çıktı. Sevda'nın yıldızı hiç barışmayan komşu kızlardan biri. Merakla, Kemal beye yaklaştı: "Temizlikçi mi lazım amca?"
Kemal bey, şımarık kızın tavrına bozulmuştu. Perrin'i aşağılamak için böyle söylediğini biliyordu. Çünkü, Perrin ve Sevda kendilerinden farklıydı. İntikam alır gibi davranması bu yüzdendi. Ama içindeki bir ses, bu küçük kıza dersinin verilmesini istiyordu :"Evet. Bunları bulamadım sen gelir misin temizliğe?"
Nurten hanım, Kemal beye kızmıştı ama genç kızın yanında belli etmedi. Kızın uzaklaşmasından sonra, "Niye muhatap oldun ki?" dedi.
Kemal bey, "Akşama birlikte yemek yiyeceğiz. Seni akşam almaya geleceğiz. Nurten-Kemal" yazılı bir notu kapıya sıkıştırdı.

-TERZİ MEHMET'İN FİKRİNİ ALALIM

Kemal bey, tanımaktan son derece mutlu olduğu terzi Mehmet'i ziyaret etmeleri gierektiğini söyledi Nurten hanıma...Perrin konusundaki fikrini almalıydılar...Onların yetişmesinde ne de olsa hakkı var?.. "İyi olur" dedi Nurten hanım...
Terzi Mehmet'in dükkanına ulaştıklarında, her ikisi de yorgun düşmüştü. Terzi dükkanının içi, sahibi gibi sıcaktı. Buharlı ütünün sıcaklığı küçücük dükkanı ısıtıyordu. Terzi Mehmet, megafondan çaycıya seslendi: "Üç çay, ikisi açık"...
Nurten hanım ve Kemal beyin açık çay içtiğini biliyordu terzi Mehmet...
Kemal bey, lafı uzatmadan konuya girdi: "Perrin'i de götürüyoruz. Sen ne dersin?"
Terzi Mehmet, biran durakladı. Sanayiler içinde binlirce soru takıldı aklına...Kimdi bu insanlar?..Gerçekten de göründükleri gibi iyiler miydi?.. 
Terzi Mehmet'in kuşkulu tavrını yakalaşmıştı Kemal bey..."Sağlam adamsın Mehmet. Adana'da bir yakının, tanıdığın varsa bizi sorabilirsin. Yarın da burdayız" dedi.
Terzi Mehmet, mahçubiyet içindeydi. Kafasından geçenlerin okunmasına öykelenmişti. Öfkesi aslında kendine idi...Yüzü al al olmuştu...
"İyi olur, kızcağız kurtulur" dedi.

(Yarın: İstanbul'da nikah var)

YAZI DİZİSİNİN TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

0 Yorum:

ANASAYFAYA DÖN