Sevda'nın İffet Savaşı (27)


15.k görüntülenme

Hasan'ın İstanbul plakalı cipi İstiklal Caddesi'nden kar yağmaya başladı. Siyah aracın üzerindeki kar tanecikleri, sanki gelin arabasına konfeti gibi yağıyordu. Hasan, önce Hakkıbey Caddesi'ne çıktı. Oradan da Dr. Kamil Caddesi'ne döndü. Hasan'a Sevda'yla ulaşmanın yollarını ezberleşmişti. Cip, iki katlı ahşap bir evin önünde durdu. Hasan'ın anne ve babası, Sevdaların evine geldiğini anlamıştı. Genç kızın fakir biliyorlardı.
Hasan, anne ve babasının cipten inmelerine yardım etti. Daha sonra da çiçek ve çikololatayı alıp, aracını kilitledi.
Bahçe kapından eve kadar döşenen taşlardan atlayarak geçtiler. Sevda'nın kulağı kapıdaydı. Sesleri duymuştu. Hemen kapıya koştu. Hasan tam zile dokunacakken, Sevda kapıyı açtı. Nurten hanım girdi önce kapıdan içeriye...Salonda, terzi Mehmet, yaşlı bir kadın ve Perrin vardı. Nurten hanım bu yaşlı kadını, terzi Mehmet'in ablası sandı.  Sevda paltoları aldı, yatak odasında yatağın üzerine düzgün bir şekilde serdi. Salonda oturanlar çoktan kaynaşmışlardı. Yaşlı kadın, Sevda'yı torunu gibi seven Fatma nineydi.

-KİMDEN İSTEYELİM

Terzi Mehmet'le Kemal bey sanki can ciğer arkadaştı. Öğle saatlerinde ziyarete gittiklerinde, terzi Mehmet'in onları sıcak karşılamıştı. Kemal bey, kendi geçimini güçlükle sağlayan bir insanın, kimsesiz bir aileye verdiği desteğe gıpta ediyordu. Kendisi de hayırseverdi bir insandı ama varlıklıydı. Yoksul bir insanın ekmeğini paylaşabilmesi çok daha anlamlıydı. Terzi Mehmet'e büyük saygı duyuyordu.
Fatma nine, Nurten hanımla derin bir sohbete dalmıştı. Sevda'ya methiyeler düzüyordu. Büyüklerine olan saygısını anlattı. Merdivenlerden çıkmasına yardımcı oluşunu, elindeki poşetleri taşıyışını da..."Sadece bana değil, mahallenin tüm yaşlılarına saygılıdır kızım" dedi. Nurten hanım, Fatma nineyi büyük bir keyifle dinliyordu. Çünkü, methiyeler düzdüğü genç kız geliniydi.
Nurten hanım, "Zaten belli oluyor. Anasız, babasız büyüp de kendilerini böylesine muhafaza edebilen insan az bulunur bu zamanda" dedi. Sevda'yı sevdiğini söyledi.
Kemal bey, "Muhabette daldık, esas meseleyi unuttuk" sözleri, öbek öbek olmuş sohbetleri yarıda bıraktı. "Kimden isteyeceğiz kızı?"...
Kız tarafı birbirine baktı. Terzi Mehmet, evin reisi sayılırdı...Perrin, "Mehmet amcadan" diyerek söze atıldı. Kemal bey, yanında oturduğu terzi Mehmet'in elini sarmaladı: "Mehmet bey, Allah'ın emri, peygaberimizin kavliyle kızımız Sevda'yı, oğlumuz Hasan'a istiyoruz" dedi. Terzi Mehmet duygulanmıştı. Gözleri nemlendi. Boğazının kuruduğunu hissetti. Perrin'den su istedi. "Allah hayırlı eder inşallah. Mesut olurlar. Kızımız da istedikten sonra" dedi..."Verdik gitti......"
Hasan, terzi Mehmet, Fatma nine ve Perrin'in elini öptü. Sevda'da bu sırada, Nurten hanım ve Kemal beyin elini öpüyordu.

-BU SAATTE KİM GELİR?..

Perrin, yatak odasına konulan yüzükleri bir tepsi içinde getirdi. Bir de makas vardı tepside...Tepsiyi terzi Mehmet'e uzattığı sırada, kapının zili çaldı. Sevdaların evine bu saatte kimse gelmezdi. "Hayırdır inşallah" deyip kapıyı açtı Perrin...
Uzun boylu, yakışıklı bir delikanlı kapıda duruyordu. "Ninem buraydaymış" dedi. Gelen, Fatma ninenin oğlu, Özcan'dı...
Fatma nine, Özcan'ın sesini duyduğunda ok gibi fırladı yerinden..."Özcanım" diyerek  sarıldı...Perrin, içeriyi çağırdı Özcan'ı...Fatma nine, hayırlı bir işin üzerine geldiğini söyledi Özcan'a...Özcan, tepsi üzerindeki nişan yüzüklerini görünce anlamıştı. Sevda'yı ve Hasan'ı kutladı. Özcan, çok sevinmişti. Fatma nineye "Bir torununu daha baş-göz ettin nineceğim" dedi. Fatma nine, torununu tanıttı misafirlere, "polis müdürüdür" dedi. Sevda'da, Hasan'ın anne ve babasını tanıştırdı. Özcan, Hasan'ı adını duymuştu. Hasan'ın omzuna vurdu; "mert delaknılıymışsın"...
Nurten hanım ve Kemal bey, Özcan'ın bu sözlerinden hoşnut olmuştu ancak yeni tanışan biri neden böyle konuşmuştu ki...Özcan, geçmişten hiç söz etmedi. Terzi Mehmet, Özcan'ın Sevda için yaptıklarını biliyordu. Hatta, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde Sermet'le ziyaretine gitmişlerdi. "Özcan oğlum yüzükleri sen tak" dedi. Özcan, "Büyükler varken" dese de itirazı kabul görmedi. Özcan, iki gencin yüzüklerini  hayırlı olsun dileğiyle taktı.

-KEMAL BEY VE NURTEN HANIM AĞLADI

Fatma nine ile torunu Özcan erken kalktı. Terzi Mehmet de hanımının rahatsız olduğunu belirterek, evden ayrıldı. Perrin ve Sevda kusursuzdu. Kemal bey, Perrin'e anne ve babasının ölümünü sordu.
Perrin, "Ben 18 yaşlarındaydım. Sevda 3 yaşında. Köye düğüne gitmişlerdi annemle babam. Bizim köy, Samsun'a yakındır. Ancak, kış şartları olunca, köye traktörle çıkılır. Düğünden dönerken, traktörün römorkunda şehre gelirken, araç devrilmiş. Annem olay yerinde, babam ise hastanede hayatını kaybetmiş. Biz olayı, sabaha karşı duyduk. Sevda'yı kucağıma alıp, Devlet Hastanesi'ne gittiğimde, her ikisinin de öldüğünü öğrendim. Ağlıyordum. Sevda kucağımda neye ağladığımı bilmeden, o da ağlıyordu. Aslında benim ağlamam ağlıyordu. Aynı gün cenaze köyde toprağa verildi." dedi.
Perrin konuşurken, Kemal bey ve Nurten hanım ağlamaya başlamışlardı. Perrin devam etti: "Kardeşime hem analık, hem de babalık yaptım. Namusumla çalıştım. Evlere temizliğe gittim. İyi ailelere. Yıllardan beri de aynı ailelere giderim. Onların çok yardımını gördüm."
Kemal bey, Nurten hanım, Perrin'e bir anne şefkatiyle sokuldu: "Artık gitmeyeceksin ve benimle kalacaksın" 
Perrin, annesini kaybettikten sonra, ilk kez böyle bir sıcaklığı hissetti. Nasıl bir duyguydu ki bu. "Anne kokusu" almak...Perrin, sarılarak teşekkür etti. Kemal bey, "Evet artık 3 çocuğum var benim. Allah'a şükürler olsun. Hasan, Sevda ve sen" dedi.

(Yarın: Aile İstanbul'a yerleşecek)

YAZI DİZİSİNİN TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

0 Yorum:

ANASAYFAYA DÖN