Sevda'nın İffet Savaşı (18)


15.k görüntülenme

Sevda, sabah evden çıkarken, posta kutusunda bir zarf gördü. Üzerinde, "Cezaevi idaresi tarafından görülmüştür" yazılı mektubun üzerinde, Emel'in adı vardı. Sevda, Emel'in kendisine mektup yazmasına bir anlam vermemişti. 
"Ne yüzsüzlük kız" dedi. Zarfı parçalayarak, mektubu içinden çıkardı. Emel mektubuna "Özür diliyorum, binlerce kere" diye başlamıştı:
"Biliyorum bana çok kızgınsın. Benden nefret ediyorsun. İnan ki haklısın. Ben de kendimden nefret ediyorum. Başına gelenlerden ben sorumluyum. Öylesine pişmanım ki, anlatamam. Geceleri gözüme uyku girmiyor. Yüce Rabbime her gece dua ediyorum. Ağlayarak, ondan beni bağışlamasını istiyorum. Burada çok değiştim. İnan eski Emel değilim. O şımarak, vurdumduymaz Emel değilim artık. Hem seni, hem de kendimi yaktım.
Burada gerçek hayat hikayelerini dinledim. Elimde bulunan değerlerinin farkında değilmişim. Hayat bu değilmiş. Önümüzdeki hafta mahkemimiz var. Hakim beraat kararı verse de, sen beni bağışlamassan buna sevinemeyeceğim inan. Affet beni ne olursun!.."
Emel'in mektubu Sevda'nın içini sızlatmıştı. Ona acıdı. Babası boşandıktan sonra, annesiyle birlikte yaşamıştı. Her ikisi de onu kontrol edememişti. Annesi kızınca babasına, babası laf söyleyince annesine sığınıyordu. Bu yüzden de kişiliği gelişmemişti. 
Sevda bunları düşürken, "Benim  her ikisi de yok. Niye onun gibi olmadım" diye geçirdi içinden... Yine de üzüldü. Merdivenlerden inerken kafası allak-bullak olmuştu...

-SEVDA'YA MORAL DOPİNGİ
 
Sevda, otobüs durağına doğru hızla adımlarla yürüdü. Durağa geldiğinde, tanık simalar vardı. Tezgahtar Emin'le selamlaştı. Emin, Laleli'de bir mağazada çalışyordu. Sevda, indirim yapıyor diye, ondan alışveriş yapardı. Sevda, Emine çocuklarını sordu. " Ellerinizden öperler hemşerim." Emin, Sinoplu'ydu. Sevda'ya "Hemşerim" diye hitap etmesi bu yüzdendi.
Otobüse bindiklerinde yan yana oturdular. Emin, Sevda'nın sıkıntı günler yaşadığını biliyordu. "İnsanın başına neler geliyor. Sakın kendini üzme. Bütün mahalle senin dürüst bir kız olduğunu biliyor. Derslerini çalışmaktan başka birşey düşünme. Allah, doğruların yardımcısıdır" dedi.
Sevda, Emin'in söyledikleriyle kendini daha güçlü hissetti.  Sevda, lafı fazla uzatmadı: "Evet, Allah doğruların yardımcısıdır. Ben bunu yaşayarak öğrendim." 

-HASAN OKUL KAPISINDA

Sevda, başı önünde, dalgın dalgın yürürken, arkasından seslenen Hasan'ı duymadı. Hasan koşarak yanına geldi: "Ne bu halin birşey mi oldu?" Sevda, Hasan'ın okula gelebileceğini hiç düşünmemişti. Ama onu görünce de bir sevinç kapladı yüreğini... Elinde değildi. Hasan'a minnet mi duyuyordu, yoksa bir aşk mıydı bu sevincin nedeni...
"Beni mi bekliyorsun?" burada dedi Hasan'a...Hasan, espri yapmak istedi: "Yok otobüs bekliyorum"...Sevda güldü: "Birlikte okuyacağız galiba"... Hasan "Ne iyi olurdu" dedi. Birlikte yürüyüp, tarihi kapıdan geçtiler...
Fakültenin önüne geldiklerinde, Hasan, Sevda'yı bekleyeceğini söyledi. Sevda, "Öğlene kadar çıkamam" dedi. Hasan: "İstersen burada ömür boyu beklerim"...Genç kızı merdivenlerden çıkarken izledi Hasan...
"Ne oldu bana böyle. Ben bir kız için okul kapısında bekleyecek adam mıydım? Bu kız beni fena çarptı" deyip, bir banka oturdu...


-PERRİN, SAMSUN'A DÖNÜYOR

Nermin hanım, eskisinden daha iyiydi. Akşam yemeğinde Sevda'nın sevdiği patates köftelerinden yapmak için mutfaktaydı. Perrin'in "Ben yapayım" teklifini, "Olmaz, kendi ellerimle kızıma patates yapacağım" diye red etti.
Perrin, "Hiç olmazsa, patatesleri soyayım" dedi. Nermin hanım itiraz etmedi. İki kadın bir yandan da Sevda'yı konuşuyorlardı. Nermin hanım, sözü Hasan'a getirdi. Perrin, hiç oralı olmadı. Kadın, bir erkeğin bakışının taşıdığı anlamı bilirdi: "Seviyor bu oğlan Sevda'yı. Hem de çok seviyor. Biraz yaşı büyük ama iyi çocuk. Kötü bir insan olsaydı, Sevda'dan yararlanırdı. Kızımın kurtuluşunda onun da payı var."
Perrin de, Sevda'daki kıvılcımı görmüştü ama bu aşk mıydı, yoksa saygı mı?..Sevda'nın yaşı küçüktü. 18 yaşındaki bir kız için evlilik de erkendi. Perrin, kendi duyabileceği ses tonuyla "Kaderse olur" dedi. 
Lafı değiytirmek için de, "Abla size çok yük oldum. Samsun'a dönmeliyim. İşlerimi kaybedebilirim" dedi ve o sırada kapı çaldı...
Nermin hanım kapıyı açtı. Sevda ile Hasan gelmişti...Sevda mahcup bir tavırla, Hasan'ı okulda gördüğünü ve eve bıkakmak istediğini söylediğini hatırlattı. "Evet, Nermin teyze, ben bırakmak istedim"...
İçeri girdiklerinde, Perrin de mutfaktan çıktı. Hasan, kendisinden 3 yaş büyük olan Perrin'in elini öpmeye çalıştı. Perrin elini geri çekti. Hasan, "Sen epi öpülecek bir ablasın. İzin ver de öpeyim" dedi. Perrin, bu sözlerden mutlu olmuştu.
Perrin, kahve yapmak için mutfağa gittiğinde, Nermin hanım gözü Hasan'ın üzerindeydi. Hasan'ı gözlemliyordu. Ne de olsa, eski topraktı...Anlardı, kimin iyi, kimin kötü olduğunu...
Perrin, sohbet sırasında Samsun'a döneceğini söyledi. Sevda, sesini çıkarmadı. Biliyordu ki ablası çalışymak zorundaydı. Hem kendisini gecindirecek, hemde ona para göndermesi gerekiyordu. Fakirliğe ilk kez isyan etti. Ablası, Samsun'a geri dönüyorsa, bu fakirliktendi...
Hasan, birden atıldı: "Birkaç günlük işim var. Orada ihaleye gireceğim. İsterseniz benim ciple gidelim" dedi. Perrin, Hasan'a yük olamayacağını söyledi. Hasan, Perrin'in kendisinde çekinmiş olacağını düşünerek, Sevda'nın de kendileriyle gelmesini, pazartesi akşamı İstanbul'a dönebileceklerini anlattı.
Perrin tam "Hayır" diyecekken, söze Nermin karıştı: "İyi olur. Sevda için de değişiklik olur." 
(Yarın: Samsun'da bir Adanalı) 
 

YAZI DİZİSİNİN TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

0 Yorum:

ANASAYFAYA DÖN