Sevda'nın İffet Savaşı (16)


15.k görüntülenme


Sevda, gün boyu hasret giderdi. Sermet bey, Sevda ve Perrin'i alıp, yeniden Taksim'e ve Beyoğlu'na çıkardı. Taksim Meydanı'ndaki ankesörlü telefondan terzi Mehmet'i aradı. 
Sevda, o gün terzi Mehmet'e "Babacağım" diye hitap etti. Terzi Mehmet'in sesi titriyordu. Ağlamamak için kendini zor tutmuştu. "Çok sevindim. Seni çok özledim kızım" diyebildi.

-TELEVİZYONCULAR NÖBET TUTUYOR

Sevda, İstanbul'a ilk geldiği günlerdeki gibi, vitrinlere bakıyor, kalabalığı seyrediyordu. Perrin, "Su böreği yiyelim mi?" dediğinde, Sevda irkildi. Sanki, bir rüyadan uyanmış gibiydi. Sermet bey de yorulmuştu zaten..."İyi  olur"dedi...
Samatya'ya döndüklerinde, evin önünde omuzlarında kamera, ellerinde mikrofon bulunan bir grup onları bekliyordu.
Sermet bey, durumu anlamıştı. Sokağa girmeden, kahvehaneden evini telefonla aradı. Komşu kız çıktı telefona..."Sakın kapıyı açmayın. Biz biraz geç geliriz" dedi.
Sermet bey, genç kızın televizyonlarda deşifre olmasını istemiyordu. Çünkü, olay magazinleştirip, Sevda'nın ikinci kez hayatı kararbilirdi.

-İNATÇI GAZETECİLER

Sermet bey, Sevda ve Perrin; iki sokak ötede Nermin hanımın yakın akrabası Şakir'in evindeydi. Şakir, televizyoncuların kapıda bekleyip beklemediğini kontrol için sokağa çıktı. Hiç eksilmemişler, aksine sayıları artmıştı...
Şakir eve döndüğünde manzarayı anlattı. Sermet bey, eve gitmeye karar verdi. Kızın Samsun'a döndüğünü anlatıp, onları atlatabilirdi...
Nitekim, evin kapısına geldiğinde, kameraların ışıkları ve mikrofonlar ona yönelmişti. 
"Sevda, memleketine gitti" diyerek, hızla merdivenleri çıktı...Anahtarıyla kapıyı açıp içeri girdikten sonra, komşu kız Sennur evine dönmek üzere ayrıldı. Kapıda bekleyen kameramanlar, önce Sevda sandılar onu...
Genç kız, kendini bir anda sineme sanatçısı gibi hissetti. "Ben değilim. Sevda abla, bugün memleketi Samsun'a döndü" dedi.
Muhabirler, durumu cep telefonlarıyla haber merkezlerine bildirdiler. Hepsi de "Geri dönün" talimatı almıştı...

-HASAN KAHROLDU...

Müteahhit Hasan, Adana'nın sayılı ailelerinden birini oğluydu. Mert bir delikanlı olarak tanınırdı. O da sorgulanmış ama serbest bıkakılmıştı. Sevda, onun adından da hiç söz etmemişti. Yeniden sorulduğunda, onun iyilliğinden söz etti polislere...
Hasan, hiç evlenmemişti. Gönlüne göre bir kızı bulamadığından yakınırdı. "Sevda'yı buldum da ne oldu sanki?" dedi İsmail'e...Yine aynı restoranda oturuyorlardı:
"Bildiğin gibi bir kız değil bu İsmail. Bugüne kadar bu duyguyu yaşamadım. İnan ki aşık oldum."
İsmail itiraz etti: "Seni ağabey gibi sevmiş." Hasan, annesinin de evlenmeden önce babasına abi diye hitap ettiğini hatırlattıktan sonra, "Kader de varsa olur" dedi.
Sevda'nın adresini bulmalıydı. Hatırı sayılır dostlarını araya koydu. İfadelerde genç kızın hem Samsun, hem de İstanbul'daki adresleri vardı.
Einin adresini bulamasa da, okulu biliyordu...

-BİN YILLIK HASRET...

Sevda ve Perrin, Sermet beyin telefonundan sonra Şakir'in evinden çıkıp, koşar adımlarla iki sokak öteye ulaştı. Evin kapısında kimsecikler yoktu. Sevda, "Nedir bu başımıza gelenler. Sizleri de yeterince üzdüm" deyince, ilk itiraz nermin'den geldi: "Sen bizim kızımızsın. Olur mu?. Bir daha ağzından böyle laflar duymayacağım."
Evde o gece ilk defa televizyon haberi izlenmedi. Hatta TV hiç açılmadı. Sevda, başından geçen olayları anlattı bir bir...
Gece yarısını çoktan geçmişti. Sermet bey "Ben yatıyorum siz oturun"  dedi. Nermin de kocasının arkasından gitti...
İki kız kardeş, başbaşa kaldığında, Sevda, Adana'daki bağevinde müteahhit Hasan'ın, ona eline dokundurmadan sahiplenişini bir kere daha anlattı...
Perrin, "Aşk bu olsa gerek" dedi...Sevda'nın yanıtı ise "Yok be abla" oldu...
İki kardeş, o gece sanki bin yıl süren hasreti dindirdi.

-SEVDA OKULA DÖNÜYOR

Sevda birkaç gün dinlendikten sonra, okula başvurdu. Elindeki belgeyi  fakültenin dekanlığına teslim etti. Bu belgede, Sevda'nın okula gelemeyişinin deneni yazılıydı. Sevda, derslerinden geri kalmıştı. Arkadaşlarının notlarından yararlanarak, derslerine çalışmaya başladı. Gece geç saatlere kadar mutfağın ışığı yanıyordu. Perin, ışıkta uyuma alışkanlığı olmamasına rağmen, Sevda'nın yüzünden katlanıyordu.
(Yarın: Okul kapısında bekleyen sürpriz)
 

YAZI DİZİSİNİN TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

0 Yorum:

ANASAYFAYA DÖN