Sevda'nın İffet Savaşı (11)


15.k görüntülenme


Sermet, terzi Mehmet ve Perrin, okuldan sonra, sahile indi. Şehir hatları vapurları ve balıkçı tekneleri ve dev gemiler, ona küçüklüğünü anımsattı. Aynı su dolu leğende kağıtttan gemiler...Babasının birkaç el harekettiğiyle yaptığı gemileri suda batırmayı severdi.
"Ah babacağım. Sen olsaydın, bunları yaşamazdık" diye iç geçirdi. Sermet bey, Perrin'in sırtını okşadı: "Bu günler de geçecek".
Eminönü'deki kuşlu camiyi de gördü Perrin. Bu camiyi filmlerde görmüştü ilk kez. Bir paket yem attı onlara...
Sonra Taksim'e çıktılar. Oradan da Beyoğlu'na...

-HASAN, BİR BÜYÜK RAKIYI İÇTİ...

Müteahhit Hasan, Sevda'nın güzelliği karşısında çarpılmıştı. Sevda bir gonca güldü. Hasan bunu çoktan farketmişti. Bu kız diğerlerine benzemiyordu. Hasan, gerdeğe girecek damatlar gibi heyecanlıydı. Sevda'ya ilk aşkı o tatdıracaktı.
Ancak, Sevda'dan karşı bir his alamıyordu. Donuktu Sevda...Ne varki, bu somurtkanlık, Hasan'ın içindeki ateşi daha da alevlendiriyordu.
Hasan, bir büyük rakıyı tek başına içmiş neredeyse...Sevda, Hasan'ın ellerini bacaklarında hissettiğinde, "Hadi biraz daha içelim" dedi...
Hasan, saatler boyunca, ilk defa güzel bir söz duymuştu Sevda'nın  ağzından... "İçelim, kendimizden geçelim Sevdacığım" diyerek, bir solukta bardağı yarıladı Hasan...

-NURİ'NİN YERİ TESPİT EDİLDİ

Özcan, teknik takip sonucunda, Nuri'nin yerini tespit ettirmişti. Nuri'nin cep telefonu açıldığında, nerede olduğu ortaya çıkmıştı. İzleme başlamıştı. Nuri'nin yakalanmasıyla düğümü çözecekti Özcan...
Asayiş ekiplerinin, Nuri'yi yakalaması için onu tanıyan birine ihtiyacı vardı. Özcan'ın aklına Kamil geldi. Hemen cep telefonundan ona ulaştı ve randevulaştı. Kamil, Sarıyer'de Özcan'ı bekliyordu. Özcan, sivil plakalı araçla randevu yerine geldi ve hemen Kamil'i otomobile aldı.  "Nuri'yi cep telefonundan ara "dedi. "Kaç kere ulaşamadım" yine Kamil'e "Sen ara, telefonu açık" diye çıkıştı.
Nuri'nin telefonu çalıyordu. Ses açıldığında, karşısındakinin konuşmasını beklemeden "Nuri neredesin" dedi.  Ses tonu farklıydı karşısındakinin..."Bu telefonu Nuri'den satın aldım. O Rusya'da." 
"Evet bu Nuri değil" dedi Kamil...

-PERRİN'E MORAL OLDU

Perrin, Sevda'dan dinlemişti Taksim'i, Beyoğlu'nu...Sevda'nın anlattığından da ilginçti bu yerler...Sermet ve terzi Mehmet yorulmuştu. Çiçek Pasajı'nın biraz ötesindeki bir börekçi de soluklanıp, açlıklarını bastırmak istediler. Sabah kahvaltısında sıkıntıdan ağzına lokma koyamayan Perrin iki porsiyon börek yedi.  Terzi Mehmet, Perrin'in yüzündeki mutluluk hatlarını yakalayabilmişti. Bir süre öylesine onu izledi. Sevgiyle baktı. "Allahım, bu kızın yüzünü güldür" diye içinden dua etti. Mutluluk, Perrin'in hakkıydı. Kardeşine hem analık, hem de babalık yapmış bu genç kızın bir geleceği olmalıydı. Kendisini seven, koruyan ve yuvasına sahip çıkan bir kocası da... Ancak, Sevda için bu teklifleri kabul etmemişti...

-SEVDA'NIN PLANI TUTTU

Sevda,  kötü insanların bile zaman zaman vicdan muhasebesi yaptığını biliyordu. Hasan'ın cinsel arzularını törpülemek için ona hayat hikayesini anlatacaktı. "Ben senin bildiğin kızlardan değilim, inan bana" diye söze başladı Sevda...
Hasan içinden "Hep böyle söyler bunlar" deyip, dinler gibi yaptı. Sevda, anne ve babasını trafik kazasında kaybettiğini anlattı. "Hayal mayal hatırılıyorum onları" dedi. Ablasının, kendisi için yaptığı fedakarlığı, büyük bir gururla dile getirdi. Sevda, ablasını anlatırken, kendini güçlü hissetmişti. 
Sevda'nın anlattıkları Hasan'ı etkilemişti ama Hasan'ın içini kemiren bir şey vardı. Şehvet duygusunu bir kenara atamıyordu. İçkinin tesiriyle de bu artmıştı.  
Sevda, Sermet ve Nermin hanımdan sözetti. Terzi Mehmet'in yaptığı iyilikleri...
Nuri, Emel ve Kamil'in onn hayatını nasıl karartıklarını da...
Hasan düşen gözkapaklarını, işaret parmağıyla ayakta tutmaya çalışırken, gece bir hayli ilerlemişti...
Bağevinin kapısında bekleyen şoförünü çağırdı. "Beni öğlende buradan alırsın" dedi.

-GÜL NASILDI HASANIM?..

Hasan, Sevda'nın mahsun ve mahcup tavrını sevmişti. Anlattıklarına da inanıyordu. Sevda'nın kolundan tuttu, "Yatalım artık" dedi. Hasan, ayakta duramayacak kadar sarhoştu. Sevda, Hasan'dan bir kötülük gelebileceği hissini üzerinden atmıştı. Kendisini böyle anlarda kurtaran bir bir koruyucu meleğin yine bir belayı başından savacağına olan inacı vardı.
İkinci katta, özenle hazırlanmış yatak odasına girdiler. Kapıyı kilitledi Hasan. Sevda korkmuştu. "Ne biçim insan bu. Böyle duygusuz insan olur mu?" diye söylendi. Hasan, anası, bacısı yok muydu?..Aynı davranış kendi anasına, bacına uygulansaydı, tavrı ne olurdu?..
Hasan yatağa uzandı.  "Sen karşıda yat" dedi Sevda'ya...Koruyucu meleği iş başındaydı...Karşıdaki çekyata uzanan Sevda'ya, sözcükleri ağzında yuvarlayarak, "Ben delikanlı adamım. Tecacüzcü değil...Senin istemediğin bir şeyi yapmam" dedi. Sevda, Hasan'ın yanına gitti, "Sağol" deyip ellerini sıktı, üstünü örttü...
Sevda, yine de tedbirli yatmıştı. İyi bildiği insanların yüzden başına gelenleri hatırladı. Sabahın ilk ışıkları odaya vurduğunda, o hala uyumuyordu. Hasan'ı kontrol etti. Hasan, ev yıkılsa duyucak durumda değildi. İşte o zaman Sevda'da yattı...
Öğlene doğru, Hasan da uyandı. Sevda ayaktaydı. Birlikte odadan çıktıklarında, kapıda Süslü Cavidan bekliyordu. "Gül nasıldı Hasanım?" diye sordu.
Hasan, bana baktıktan sonra, "Gül güzel, ama sakın benden baykasına koklatma. Gereğini yaparım" dedi. Şoför gelmişti. "Geciktim" dedi Hasan...Sevda'yı kucakladı, alnından öptü...
(Yarın: HALDUN'UN TELEFONUYLA ORTALIK KARIŞIYOR)

0 Yorum:

ANASAYFAYA DÖN