Sevda'nın İffet Savaşı (10)


15.k görüntülenme


Perrin'i, Nermin hanıma bakması için evde bırakan iki eski arkadaş,  iki sokak ötedeki kahvehaneye gelmişti. Evde rahat konuşamayacaklardı. Sermet, karısının bu konuşmalardan rahatsız olabileceğini düşündü haklı olarak. Sermet, terzi Mehmet'e daha önce anlattıklarını tekrar ediyordu. Çünkü, Sevda ile ilgili olarak yeni bir gelişme yoktu.
Çayları peşe içtiler. Terzi Mehmet, Fatma ninenin torunu Özcan'ın yanına gitmek istediğini söylediğinde, Sermet "Telefon edelim, öyle gidelim" dedi.
Eve döndüklerinde, Perrin,  Nermin hanıma ilaçlarını veriyordu...
Özcan, terzi Mehmet'e öğleden sonra beklediğini söyledi. "Ne iyi insanlar var bu dünyada" diyerek, telefonu kapattı terzi Mehmet...


-SEVDA'YA ÖZEL MÜŞTERİ

Süslü Cavidan, "Madem Şaban ağa yok, müteahhit Hasan var" dedi. Hasan, Adana'da yap-satçılık yaparak, genç yaşta trilyoner olmuş bir gençti. 35 yaşlarındaki bu genç, bağevinin itibarlı müşterilerindendi...Bağevinin hizmetkarları, onu Şaban ağadan çok severdi. Bahşişi boldu.
Süslü, müteahhit Hasan'a "Elimde nadide bir gül var. Koklar mısın Hasanım" dedi telefonda...
Hasan gelinceye kadar bağevinde masa hazırlandı. Aşçı Osman meziyetliydi. Bir saat içinde müteahhit Hasan'ın sevdiği mezeleri hazırladı. Her müşterinin bir damak zevki vardı. Hasan  daha çok sarmısaklı mezeleri severdi...

-HAYAT FİLMİNE MAKAS 

Sevda odasında elbiseleriyle uzanmıştı. Yatağının başucundaki radyoyu açtığında, 
Sezen Aksu "Sen de benim hatalarımdan birisin, sen en güzel duyguların katilisin" diyordu...
Sevda'nın hayatı  bir film şeridi gibi gözünün önünden geçiyordu. İstemediği kareleri bir makaslayabilseydi keşke...
Emel'i, Kamil'i, Nuri'yi, Remzi'yi ve Süslü Cavidan'ı...
Ah bir atabilseydi...
Makası öncelikle, akılsız Sevda'nın kafetarya karelerine vuracaktı...

-POLİS SABIRLIDIR


Terzi Mehmet ile Sermet'i  kapıda karşılayan Özcan,  onlara ıhlamur ısmarladı. Terzi Mehmet, sözü hemen Sevda'ye getirdi. Özcan, "Bu tür olaylarda, en küçük bir ayrıntının çok önemli" olduğunu hatırlatıktan sonra, "Polis sabırlı çalışır ve gerekli dokümanları elde ettikten sonra gereğini yapar. Siz hiç Meraklanmayın"dedi.
Özcan, Nuri adındaki gence ulaşılabildiklerinde, Sevda'yı bulabileceğini söyledi. Nuri'nin Rusya'da olduğunu öğrendiklerini, hertürlü teknik takibin de yapıldığını söyledi.
"Teknik takip ne ki?" diyen soran terzi Mehmet'in sorusunu Özcan, "Bir ıhlamur daha içer misiniz?" sözüyle geçiştirdi...

-MÜTEAHHİT HASAN'A KARŞILAMA TÖRENİ

Müteahhit Hasan'ın bahçeden içeriye girdiğini bekçi haber vermişti. Hemen bağevinin avlusunda tören kıtası oluşturdu hizmetkarlar. Başlarında Süslü Cavidan..."Hoşgeldin Hasanım" diyerek sarıldı. 
Hasan, cipinin şoförüne "Sen arabada kal" dedikten sonra, içeriye girdi. Salonda etrafa bakındı. Cavidan'ın söyledeği gülü aradı gözleri...
"Nereden gülün ablacağım" dedi Hasan...Süslü,  göz işaretiyle Sevda'nın aşağgıya indirilmesini istedi. Sevda, radyonun sesinden Hasan'ın bağevine geldiğini duymamıştı. 
Sevda merdivenlerden inerken, Hasan'ın gözü faltaşı gibi açılmıştı. "Afet bir parçaymış" diyen memnun gözlerle Süslü'ya baktı. Süslü Cavidan, Hasan'ın Sevda'dan hoşlandığını anlamıştı...

-JİLET NECLA İŞE YARADI

Hasan bağevine gelmeden önce yeterince alkol almıştı zaten...Masaya, Sevda'nın yanına oturdu. Tanışma faslından sonra, Süslü Cavidan kadehini Hasan için kaldırdı. Sevda'nın bardağında da rakı vardı. Hasan, Süslü'ye "Biz başbaşa kalalım ablacağım" dedi.
Hasan, yakışıklı ve iyi giyimli bir gençti. Sevda'ya hadi içelim diyerek kadeh uzattı. Sevda içmediği taktirde başına gelecekleri biliyordu. Ama bildiği birşey daha vardı. O da Jilet Necla'nın söyledileri: "Sen içmeyecek içireceksin"
Sevda içer gibi yapıyordu.
Hasan büyülenmişti Sevda'ya...Gözlerinin içine bakarak, rakısını yudumluyordu...
Sevda ise, Hasan'ın "Hadi içelim canım" diye kadeh kaldırışında Jilet Necla'nın dersini aklına getiriyordu: "İçme içir"...

-İSTANBUL'DA BİR SAMSUNLU

Perrin'i birkaç gün evden çıkamamıştı. Nermin hanım, Perrin'e "Sermet amcan  gezdirsin seni. Değişiklik olur" dedi. Perrin, terzi Mehmet ve Sermet, birlikte evden çıktı. Nermin hanıma, komşunun lise ikinci sınıfına giden kızı Şadan bakacaktı.  
Perrin, kardeşinin okuduğu İstanbul Üniversitesi'ni görmek istediğini söyledi. Sermet bey,  Samatya'da oturuyordu. "Tek otobüsle gideriz" dedi. Eminönü'nde inip, Beyazıt'a yürüyerek gittiler. 
Perrin, çevresine büyük bir hayranlık, biraz da şaşkınlı içinde bakıyordu. koşuşturan insanlar, dev binalar ve büyüleyen vitrinler...
Okulun kapısına gelmişlerdi. Okulun tarihi giriş kapısına uzun süre baktı Perrin... Kardeşi çıkıp gelecekti...

(Yarın:Müteahhit Hasan, Sevda'yla aynı yatakta)
 

0 Yorum:

ANASAYFAYA DÖN