OKULLAR AÇILMALI...


15.k görüntülenme

Koca koca binalar ruhunu kaybetmiş gibi.
Sessiz,kimsesiz gibi bakıyor duvarlar.
Bir okulun ruhu, koridorlarda yankılanan öğrenci sesi ile canlanıyor.
İnsanın içi burkuluyor.
Öğrenci dertli,veli dertli,öğretmen dertli...
Bu kadar mı?
Tüm paydaşlar, her gün biraz daha çaresizlikle boğuşuyor.
Neredeyse bir yıl olacak.
Kantinci,servisçi evine ekmek götüremiyor.
Özel okullar, tüm hızıyla aralıksız çalışmaya devam ediyor.
Online eğitimde gerçekten başarılı oldular,tüm öğrencilerine sorunsuz ulaşabiliyorlar.
Salgının en başından beri söylemekteyim.
Özel okullar, bu durumu çok daha rahat koordine edebilir diye.
Öyle de oldu.
Lakin onlar da ciddi mücadele içinde.
Velisinden parasını düzenli alamadığı halde, öğretmen maaşını sistemli  bir şekilde vermek adına çok yoruldu okul sahipleri.
Devlet katkısının üstünde ödeme yapıyor çünkü öğretmenine.
Uzaktan eğitim, eğitimde var olan eşitsizlik ve adaletsizliğin boyutunu, biraz daha artırdı.
Bilgisayarı olmayan,internet bağlantı sıkıntısı olan öğrenciler ise yürek acısı.
Günler geçiyor geçmesine de sınav tarihleri de yaklaşıyor bir yandan.
Yüz yüze eğitim için gün sayarken herkes, durumun vahameti sürekli uzatıyor süreyi.
Vaka sayıları istenilen şekilde azalmadığı gibi, mutant virüs endişesi gündemde şimdilerde.
15 Şubat itibarı ile açılacak olan köy okulları için alınan önlemler yeterli mi, o da ayrı bir soru.
Kapatmak alternatifi ile değil de kalıcı önlem ve tedbirlerle tam açılma olmalı elbette ki.
“Bir ülkede ekonomik krizler aşılabilir,siyasi krizler zaman içinde çözülebilir,ancak çocukları harcanmış bir toplumu onarmak mümkün değildir.” diyen sevgili Suna Kıraç’ı rahmetle anmak istiyorum bir kez daha.
Ne çok haklı bu anlamlı sözlerinde.
Gerçekten de eğitimdeki aksaklığın telafisi mümkün değil.
Evde okulunun açılmasını bekleyen çocuklar büyüyor.
Ve bir daha aynı yaş ve psikolojide olamayacaklar.
Almanya’da yaşayan bir arkadaşımın ilkokuldaki kızı iki günde bir okula gidiyor.
Yılın en soğuk mevsimini yaşıyor Almanya.
Eksilerdeki hava şartlarında, sınıfın camı daima açıkmış ve hatta çocuklar battaniye ile oturuyorlarmış sınıfta.
Düşünsenize eğitime verilen önemi.
Eğitimde geçen sürenin gerçekten de telafisi mümkün değil.
İşte bu yüzden Almanya çocuklarına, bu yüzyılda battaniye ile ders dinletiyor.
Sömestir tatili döneminde tüm öğretmenler aşılanıp, ardından da hiç vakit kaybetmeden belirli bir programla yüz yüze eğitime geçilmeliydi.
Bu söylediğim evet planda var ama ne zaman uygulanabilecek bilinmez.
Bilirim herkes çok mağdur.
Lakin bir eğitimci olarak, 25 milyon öğrencinin hali yüreğimi acıtmakta.
Ki o milyonlar değil mi memleketin geleceğine imza atacak olanlar.
Akademik bilgi eksikliğini telafi edebilirler belki.
Lakin açılan sosyolojik ve psikolojik yaralardır beni en çok endişelendiren.
Dilerim ki bugün hazırlıksız yakalandığımız tüm altyapı çalışmalarından ders alınmıştır.
Evet sağlık her şeyin ötesinde geliyor, bu tartışmasız tek gerçek.
Öngörü, tedbir, her türlü riske karşı tedarikli olmak da bu yüzyılın en önemli gerçeği olmalı.
Zira içinde yaşadığımız yüzyıl, pandemilerle geçecek gibi görünüyor.
Ziyan etmeyelim yavrularımızı...

0 Yorum:

ANASAYFAYA DÖN