Kıvançta bir olmak...


15.k görüntülenme

Diyarbakır
Bahçeşehir 
Fen ve Teknoloji Lisesi'nde
aynı sınıfta öğrenim gören üç öğrencinin,
dünyanın
en ünlü üniversitelerine
burslu olarak kabul edilmesi;
çok şey anlatıyor aslında...
Öncelikle
ülkenin
her yerindeki
eğitim kalitesi
akla geliyor...
Bu gençleri
yetiştiren
öğretmenler
ve bu imkanı
sağlayan
okul yöneticileri de...
Ama başka bir şeyi de hatırlatıyor...
Bu gençler, başarılarıyla
ülkenin doğusundan
batısına,
kuzeyinden
güneyine
her yerinde
ortak gururu yaşatıyor...
Yani,
"kıvançta bir olmayı"...
Yoksa, konu
sıradan
bir şey olsa; "usta kalem" Hıncal Uluç
ağabeyimiz,
bu başarı öyküsünü
köşesine taşır mıydı?..
Hıncal ağabey,
"Diyarbakır'da Harvard var" başlıklı yazısının bir bölümünde
şu ifadelere yer verdi:
"Diyarbakır'da lise okuyan Nehir Toklu ve Dicle Ezgi Ekinci adlı iki kızımız, dünyanın en ünlü üniversitesi Harvard'ı hem de burslu kazanmışlar...
Amerikalılar, liseye High School / Yüksek Okul, Üniversiteye College / Kolej derler... Harvard öyle ama öyle ünlüdür ki, öğrencilerinden birine "Nerdensin" diye sorulduğunda, "Harvard" demez... "Kolejliyim" der... "Tek kolej var, o da bizimki, ötekiler palavra" havasına... Her yıl binlerce ama binlerce başvuru alır Harvard ve kabul edeceklerini kendisi seçer, büyük bir titizlikle... Harvard Kolej'de okumak küçük bir de servet gerektirir...
İşte bu Harvard'a hem de "burslu" kabul edilmişler, Nehir ve Dicle kızlarımız.
Ülkemize, özellikle de Güneydoğu Anadolu'ya gurur kazandıran bu iki kızımızdan Nehir, uluslararası ilişkiler ve matematik, Dicle, biyomühendislik okuyacak...
Peki Diyarbakır'dan Harvard'a bu yolu kim açtı?..
İşte alkışın bir kısmı da onlara...

Ülke gururumuz eğitim yuvası Bahçeşehir, Diyarbakır'da bir Fen ve Teknoloji Lisesi açmış... Nehir ve Dicle adlarını yan yana getirirseniz, Diyarbakır'ın da içinde olduğu Mezopotamya'ya can veren Dicle Nehri oluyorlar sanki... Mezopotamya... Tarihin ilk bilim ve uygarlık temellerinin atıldığı yer...
Şimdi o uygarlık, o bilim; doğduğu bölgeye dönüyor işte... Muhteşem değil mi?..
Ama dahası var.
Dicle ve Nehir'in sınıf arkadaşları Seyit Metin Barut da Brown Üniversitesi'ne gene burslu kabul edilmiş. Brown, Harvard ve Yale gibi en prestijli 8 kolejin yer aldığı Ivy League / Sarmaşık Lig okullarından biri. 1764'te kuruldu. Değerini anlayın... Ve bir gurur haberi daha, dünkü o "Gurur" göbeğinde..."

Harvard Üniversitesi'nde
okuyan Türkleri araştırdım...
Dernek bile kurmuşlar!..
Mesela mezunlardan 
biri
Harvard'ı "Orada, öğrenmeyi öğretiyor"
diye tanımlamıştı...
Bence "sihirli sözcük"
öğrenmeyi öğrenmekti...
Ezbercilik yerine
araştıran, geliştiren ve soruşturan
bir eğitim anlayışı
hakim olursa,
ülkenin gençleri
dünyanın
en iyi üniversitelerinde
öğrenim görecek; her biri sadece Türkiye'ye değil,
bütün insanlığa
hizmet eden bireyler olacaktır...
Bu gurur hepimizindir!..
Tıpkı, Almanya'da koronavirüs aşısını bulan
Türk doktorlar Uğur Şahin ve Özlem Türeci gibi...
Hıncal Uluç ağabey
hatırlatmıştı...
İşte o alkışın
bir kısmı,
böylesine büyük değerlerin
yetişmesine
emek veren ve imkan sağlayanlaradır!..