İMAM RAMAZAN  PIÇAKÇI 


15.k görüntülenme

Sabah penceremi açtığımda  bembeyaz  karı görmek, beni bir an heyecanlandırdı. 
Hatta ağzımdan keyifli bir nida çıktı. 
Ancak anında  suratım asıldı ,pişman oldum. 
Siz hiç soğuğun sesini duydunuz mu? 
Soğuk, sadece insanın içini titretmez. Bir de sesi vardır soğuğun... 
Soğuğun sesi insanın yüreğini yakar. Tam da orta yerinden. 
Her yerde kar vardı. 
Her yerde açlık ve soğuk hükümrandı. 
Nasıl sevinebilirdim ki… 
İyi ki de çocukken bol bol sevinip gülüp, koşup oynamışım karlarla. 
Şimdi ne zaman kar yağsa içim burkuluyor, kalbim acıyor.  
Evi olmayan insanlar, odunu, kömürü, sobası olmayan insanları düşünüyorum. 
Irak’ta doktordan açlığını bastıracak ilaç isteyen çocuğu düşündüğümde, gözlerimden yaşlar akıyor... 
Açlığı bastırıp, unutturacak bir ilaç var mıdır acaba? 
Bir başka çocuğu düşünüyorum, çıplak ayakları ile yürürken, başka bir çocuğun ayaklarına takılan gözleri ile... 
Ayaklarında uzun tüylü miflonlu beyaz çizmeleri ve kırmızı montu olan çocuk bu kez de baktığı… 
Üstelik elinde eldivenleri, yün başlığı ve şık çantası ile keyifle koşan… 
Kuşlara bakıyorum, tipi de uçamıyorlar, yön tayin edemiyorlar. 
Kuşlar da aç… 
Özgürlüğün sembolü aç kuşlar… 
Karnın aç ise, özgürlüğe uçabilir misin?  
Sonra bahçemdeki çam ağacına ağlıyorum. 
Karın ağırlığından beli kırıldı ağacın. Hiç düşünmeden ağaca hiç sorgu sual etmeden, kalan yarısını da tekrar kesip ağlattılar ağacı. 
Oysa kırk yıl yarenlik ettiğim, daha bu yaz beline sarıldığım ağaçtı o… 
Martılar da aç. Karın beyaz örtüsünde kaybolmuşlar üstüne üstlük. 
Ya sokak kedileri, minicik patileri ile buz tutmuş karda çaresiz biçare. 
Kötüler bütün apartman girişlerini tutmuşlar. 
Kediler girmesin!.. Girmesin de kediler donsun ayazda diyerek. 
Barınak kedileri ise başka bir boyu. Su dahi içemiyorlar, açlar, üşüyorlar ve hapisler... Buradan ancak ölüme kaçış vardır. 
Bütün çıkışlar tutulmuştur. 
Bütün bu kederlerimin  ortasına  İmam Ramazan’ın telefondaki sesi ilaç gibi geliyor. 
“Ablacığım “ diyor… İmam Ramazan diyor ki ; “ Ablacığım bütün yavru köpekleri içeri aldım. Kuzineyi yaktım.Hem de sabaha kadar odunu dehliyorum. Köpeklerin analarına sıcak çorba içirdim.” 
Diyor ki: “ Bu köpek, yavruları doymadan yemek yemiyor. Ben de analarının gözü önünde önce  yavruları doyuruyorum ki, içi rahat etsin ananın “ bizim imam Ramazan...  
İmam Ramazan, Kavak Üçhanlar Mahallesi Camii'nin imam ve müezzini. 
Uzunca bir zamandır tanıyorum onu. 
Merhametlidir. Sadece merhamet mi? Köyün yolu, çamuru, suyu, okulu 
her şeyi onu ilgilendirir. 
Ağacın dalından, gökyüzünün renginden, ezilen karıncadan sorumlu tutar kendini imam Ramazan...  
Köpeklere ilaç verir. Kazan  kaynatıp kemik pişirir. 
İnanmazsınız, billahi deri altı iğne bile yapar, köpek yavrularına öğrenmiştir. 
Aşıyı, kaşıntıyı, alerjiyi, hayvan psikolojisini her şeyi bilir. 
Sanki Köy Enstitüsü mezunu bizim imam. Belki bir tek piyano çalmayı bilmez... 
Yollara atılan hayvanları görür, arar sorar. Yaralıyı tedavi edip açları doyurur. 
Hayvan popülasyonunun kontrolünü, refahını bilir. 
Köy halkını eğitip, merhamet aşılar.   
Kitap okur, kitap okutur. Tarihi Kurtuluş Yolu onun hemen önünden geçer. 
Herkesi bekler çaya çorbaya… 
Aydın, merhametli, bilgili... En önemlisi empati yapmayı bilir. 
İmamdır, öğretmendir, öğrencidir, babadır… 
Hasılı ışıktır köyüne imam Ramazan… 
 
Hz. Mevlana diyor ki, “Karıncadan file kadar bütün canlılar Tanrı’nın ailesidir. Burada susuyorlar, hesap günü konuşacaklar” 
Allah sizi, hesap günü hesap vermeyenlerden etsin... 
 
 

0 Yorum:

ANASAYFAYA DÖN