HOŞ GELMİŞ 8 MART...


15.k görüntülenme

Büyük gün geldi demek ki; haydi kızlar, sıklaştıralım safları...
Bugün Dünya Kadınlar Günü...
Sarılalım birbirimize sıkı sıkı...
Toplumun yarısından bir fazlayız diye haykıralım...
Biz her şeyin en iyisini hak ediyoruz, anayız, bacıyız, en hakikatli yoldaşız diye övünelim üstelik...
Sonra erkek dostlar çıksın karşımıza, mis kokulu çiçekler versinler bize,
“Sizler başımızın tacısınız, siz olmadan biz hiçbir şeyi başaramayız” desin...
Çok ama çok mutlu olalım, onlar bize övgüler yağdırdıkça...
Sonra mı?
Seneye 8 Mart’ı bekleyelim...
Neden mi; hemen açıklayayım size...
Önce biz birbirimize sahip çıkmalıyız, önce birbirimizi sevmeliyiz, yoksa bu hikayenin sonu hep hüsran...
Erkekler bize yol vermiyor diye bağırmanın bir manası yok yani...
Bir kadının kuyruğundan önce kadın hemcinsi çektiği müddetçe; biz böyle oyalanıp dururuz erkek hegomanyası altında...
Ne yalan söyleyeyim erkek dünyasına hayranım doğrusu...
Ego mu, kadınlarınkinden bin kat daha az, abartmıyorum...
Hırs mı, evet var. Kontrollü ve daha yapıcı...
Başarı odağı mı; evet sadece kendine dönük değil, bulunduğu mecraya da fayda sağlayacak ölçekte onlardaki...
Kızmayın hatunlar!..
Hoş siz de benim kadar biliyorsunuz ya tüm bunları...
Bakın size bir eğitimci gözüyle naçizane bir tavsiyem olsun.
Önce sevmeyi ve hoşgörülü olmayı deneyelim...
Sıfatlar, kimlikler bir yanda kalsın...
Hiçbir kadın, diğerini hor görmesin.
Diplomalar, evet gerekli belki ama bir yere kadar...
Mühim olan onun altını doldurabilmek...
Diplomalar insanlık derecesini gösteren parametrelerden değil yani.
İki diplomalı,onlarca eğitim sertifikası olan ben söylüyorum bunu...
Ben “insan” olarak büyüdüm ailemde...
Kadın olmak ayrıcalık veya sakınılacak bir şey değildi benim ailemde...
Önemli olan insan olmaktı,tüm erdemleriyle insanca yaşamak...
Kadın olmanın ne zor olduğunu toplumsal hayat öğretti bana...
Sonra bir de baktım ki; kadın olarak, pozitif ayrımcılık istemeye başlamışım...
Aslında benim taleplerimin, kadın kimliğimle hiçbir ilgisi yokken, sadece beceri ve düşünsel aktivistliğimle çıktığım yolda, sırf kadın olduğum için kendimi savunur olmuşum...
Ne acı bir durum...
Bize bunu yaptıran zihniyeti yok edecek olan tek şey 
KADIN BİRLİĞİ değerli arkadaşlar...
Kendi hakkımız ile birlikte, diğer kadın arkadaşımızın hakkını da savunabilmekten geçiyor bunun yolu...
Bir kadın, başka bir kadına el verdikçe büyür ve kök salar...
Aksi mi, bir rüzgardı esti geçti derler...
Fitne, fesatlık, kıskançlık en aciz duygulardır, duygu rehberinde...
Kendimizi bilgi, beceri, hoşgörü ve sevgi ile donatalım...
İşte o zaman başkasının ışığı, sizi asla rahatsız etmeyecek inanın...
Zira bir yıldız her zaman parlar, etrafındaki karanlığa rağmen...
Sayısız kadın cinayetlerinin, istismarların olduğu toplumda varlığı gittikçe değer kaybeden, hatta yok sayılmaya başlayan bir ülkede yaşarken; bir kadın olarak diyorum ki ben: Adettense eğer, kutlu olsun 8 Mart...