banner1589

banner1567

banner1526

banner1588

banner1576

banner1324

banner1581

O hainlik başarılı olsaydı,ekonomi...

FETÖ'nün iş dünyası yapılanmasına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında gizi tanığın çarpıcı ifadeleri ortaya çıktı.

Son Dakika 03.05.2017, 22:50
187
O hainlik başarılı olsaydı,ekonomi...

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) iş dünyası  yapılanmasına yönelik soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede ifadelerine  yer verilen gizli tanıklardan "Boran", eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'ın  17-25 Aralık sürecinde oldukça yıpratıldığını belirterek, "Bunun temelinde  tamamen cemaatin çıkar savaşı ve örgütün bakanı hedef alması yatmaktadır. Zafer  Çağlayan'ın devlet menfaatlerini korumak karşısında bu şekilde algıya maruz  bırakılması dikkat çekicidir. Mustafa Muhammet Günay 17-25 Aralık süreci  sonrasında örgütün başarılı olması halinde Ekonomi Bakanlığına getireceği  isimdir." dedi. 

İstanbul Cumhuriyet Savcısı Ercan Devrim tarafından FETÖ'nün iş  dünyası yapılanmasına ilişkin TUSKON üye ve yöneticilerine yönelik soruşturma  kapsamında hazırlanan 120 sayfalık iddianamede,  gizli tanık "Boran", "Berat" ve  "Demir"in beyanlarına yer verildi.
 
Gizli tanık "Boran"ın ifadesinde, 2009-2013 yılları arasında Fetullah  Gülen cemaatinin çeşitli departmanlarında bulunduğunu ve çeşitli görevlerde aktif  rol aldığını anlatarak, iş adamlarıyla alakalı sohbet programlarını ve  toplantılarını organize ettiğini söyledi.
 
Başka bir dosya üzerinden soruşturma yürütülen avukat Mehmet Katar'ın  Hava Kuvvetlerinden atılma eski bir asker olduğunu ifade eden gizli tanık  "Boran", bu kişinin en önemli görevinin, FETÖ/PDY terör örgütünün nihai  amaçlarından biri olan yargı içine sızabilmek amacıyla hukuk mezunlarını tabiri  caizse tedrisattan geçirip, yine örgütün kilit noktalarındaki adamları  vasıtasıyla hakimlik ve savcılık mesleğine dahil ettirmek olduğunu kaydetti.
 
Bu kişinin devletin aleyhine sonuç doğuracak davalarda da karşı taraf  için vekillik üstlendiğini vurgulayan gizli tanık, Mehmet Katar'ın Malatya Zirve  Yayınevi cinayetleri, Akdeniz'e düşen Türk F-16 pilotları için açılmış tazminat  davaları, Başakşehir Metrosu yapılırken mağdur olan vatandaşların tazminat  davaları gibi davalarda rol aldığını anlatarak, bu kişinin bürosunda staj gören  ve bilahare hakimlik ve savcılık mesleğine kabul edilen tüm şahısların ayrıntılı  şekilde araştırılması ve bu şahısların yaptıkları soruşturma ve baktıkları  davaların yakından incelenmesi gerektiğini aktardı.
 
Gizli tanık "Boran", 15 Temmuz darbe girişiminin ardından yürütülen  soruşturmalar sonrasında bile örgütün ayakta kalmak için faaliyetlerine aralıksız  devam ettiğini vurgulayarak, iş adamlarının kendilerini gizleyerek örgütü finanse  etmeye, yandaş toplamaya, algı oluşturmayı sürdürdüğünü kaydetti.
 
"Örgüt çocuklarının isimlerini Gülen koyuyor"
 
Örgüt elebaşı Fetullah Gülen'in örgüt mensuplarının doğan her çocuğuna  isim koyduğunu, bunun da örgüt içerisinde bir mecburiyet ve itaatin sınanması  olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:
 
"Ben çocuğuma bu usulde isim koymadığım için bana ciddi anlamda  mobbing uygulandı. İsim koyma aşamasından sonra isim koyulan çocuğa 'Kıtmir  Duası' denen, NT mağazalarında da satılan gümüş ve içinde ne yazdığı çözülemeyen  bir nevi muska gönderilir, Kıtmir Ashab-ı Keyfin köpeğinin ismidir ve sadakati  temsil eder. Bu muska gönderilmeyen örgüt mensupları ise bunu NT'den temin  ederler. Örgüt lideri, her hafta yaptığı Bam Teli sohbetlerinde üç veya dört defa  kıtmir ismini zikrederek mensupları üzerinde gizli ve sistemli bir şekilde efsun  etkisi gösterecek ve onların bilinç altına etki edecek davranışta bulunur. Bunu  tüm örgüt mensupları bilir ve yayını ilgiyle takip ederler. Bunu dinlemeyeni de  kafir ilan ederler. Örgüt lideri iş adamlarına da bereket için ve cüzdanlarında  peçete içerisinde muhafaza edilmek üzere 100 dolar banknot gönderir, başarılı  bölgecilere de kendi taktığı takke, gömlek ve benzeri eşyasını gönderir. Örgüt  mensupları bu para ve eşyanın hepsinde kutsiyet olduğunu düşünürler. 15 Temmuz  tarihinde meydana gelen olaylardan sonra medyaya yansıyan ve şüpheli şahısların  üstünden çıktığı belirtilen 1 dolarlık banknotlar da bu şekildedir. Örgüt mensubu  kim olursa olsun, bu paraları ya da eşyayı hiçbir şekilde elinden çıkarmaz ve  imha edemezler. Elinden çıkardığı takdirde başına bir felaket geleceğini  düşünerek bu şekilde davranırlar."
 
Şüphelilerden TUSKON'un genel sekreteri olan Mustafa Muhammet Günay'ın  örgütün iş adamlarına hakimiyeti konusunda en yetkili ve doğrudan Fetullah Gülen  ile irtibatlı olup, ona bağlı bir şahıs olduğunu vurgulayan "Boran", hatta  Fetullah Gülen'in bu şahıs hakkında; "Sabah uyandığında saçını sağa mı yoksa sola  mı taraması hususunu bana soran şahıstır." şeklinde beyanda bulunarak kendisine  ne kadar bağlı olduğunu ifade ettiğini söyledi.
 
Gizli tanık "Boran", Günay'ın bir dönemin Uganda Fahri Konsolosu  olduğunu, TUSKON'un yönetim kurulu üyelerinin de özellikle Afrika ülkelerinin  fahri konsolosluklarını aldıklarını anlatarak, Günay'ın bu fahri konsoloslukları  cemaate para aktarmaları şartıyla ve en az milyon dolarlık bedelle iş adamlarına  bir nevi sattığını ifade etti.
 
İfadesinde, fahri konsolos olan iş adamlarının böylece diplomatik  dokunulmazlık alarak iş hacimlerini olağanüstü büyüttüklerine vurgu yapan gizli  tanık, Mustafa Muhammet Günay'ın örgüt içinde en etkili şahıslardan birisi  olduğuna dikkati çekti.
 
 "Mustafa Günay, 17-25 Aralık darbesiyle Ekonomi Bakanlığına  getirilecekti"
 
TUSKON'un yaptığı bir kısım resmi programlar nedeniyle devletten  aldığı hibenin yanı sıra aynı desteği sponsor firmalar ve katılımcı iş  adamlarından da temin ederek mükerrer yardım aldığını anlatan gizli tanık  "Boran", şunları kaydetti:









 
"Eski bakan Zafer Çağlayan TUSKON'a bu hibenin ya iş adamlarından ya  da devletten alınmasına bağlı olduğunu ifade edince Mustafa Günay ile şahsi  mücadelesi oldu. Mustafa Muhammet Günay bir sonraki kabinede Zafer Çağlayan'ın  bakan olamayacağı ve onun bakan olmasını engelleyeceği yönünde Zafer Çağlayan ile  konuşmalar yaptı. Buna rağmen bakan olan Zafer Çağlayan bilindiği gibi 17-25  Aralık sürecinde oldukça yıprandı. Bunun temelinde tamamen cemaatin çıkar savaşı  ve örgütün bakanı hedef alması yatmaktadır. Zafer Çağlayan'ın devlet  menfaatlerini korumak karşısında bu şekilde algıya maruz bırakılması dikkat  çekicidir. Mustafa Muhammet Günay 17-25 Aralık süreci sonrasında örgütün başarılı  olması halinde Ekonomi Bakanlığına getireceği isimdir. TUSKON'un düzenlediği  uluslararası programlarda büyük devlet işleri ve ihaleler yine örgüte komisyon  karşılığı Mustafa Muhammet Günay'ın işaret ettiği iş adamlarına verilir. TUSKON  her zaman Türkiye genelinde Sanayi ve Ticaret Odası seçimlerinde etkili rol  oynamıştır. Bunu da yine örgüt liderinden gelen talimata göre Mustafa Muhammet  Günay gerçekleştirir. ABD ile iletişim, lokal Amerikan hattı ve bir telefon  cihazıyla gerçekleştirilerek bu hat ve cihaz tek kullanımdan sonra imha edilir."
 
"Boran", Mustafa Muhammet Günay'ın ayrıca her ay bir ya da iki kez  ABD'ye gidip Fetullah Gülen ile görüşüp talimat aldığını dile getirerek, "Halen  Etiyopya ve Almanya örgüt tarafından iş adamlarının kaçma üssü olarak kullanılan  ülkelerdir. Örgüt artık Türkiye'den umudunu kestiği için hem mal varlığını  özellikle bu ülkelere çıkartıyor ve hem de özellikle Almanya ve Fransa'da tescil  edilen şirketleri vasıtasıyla Afrika ülkelerinde iş almaya ve bu suretle de  örgüte finans sağlamaya devam ediyor." ifadelerini kullandı.
 
"Halk ekmek ve Hamidiye sularında 'büyü' korkusu"
 
FETÖ üyelerinin 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında irtibatını ve  faaliyetlerini Iphone uygulaması olan Facetime programıyla yürüttüğüne işaret  eden gizli tanık "Boran", örgüt üyelerinin uçuşlarda fişleneceklerini düşünerek  THY'yi kesinlikle kullanmadıklarını büyü olduğuna inandıkları Hamidiye suyu ve  İstanbul Halk Ekmek'in ürettiği ekmekleri alamadıklarını söyledi.
 
İddianamede ifadelerine yer verilen gizli tanık "Berat" da  kayyum  atanan Aydınlı Hazır Giyim Sanayi ve Ticaret A.Ş’de çalıştığını anlatarak, bu  şirketin CEO’su olan Ahmet Sait Kavurmacı’nın 15 Temmuz darbe girişiminden sonra  savcılıkça 2016 yılı Ağustos ayında yapılan operasyondan önce sahip olduğu  hissesini Mustafa Şevki Kavurmacı’ya devrederek ortaklıktan çıktığını söyledi.
 
Bunun Ahmet Sait Kavurmacı’nın olası bir tutuklama işleminden  kurtulmasını sağlamak amaçlı olduğunu belirten gizli tanık, ifadesinde şunları  kaydetti:
 
"Kendisi 1 Kasım 2015 genel seçimlerinin ardından eşi ve çocuklarını  da yanına alarak ABD’ye gitmişti. Burada Silikon Vadisi’nde bilişim alanında  şirket kurduğu veya şirket kurmayı planladığını duydum. 1 Kasım 2015 seçiminin  öncesinde Ahmet Sait Kavurmacı şirkette aktif çalışan en üst düzey yöneticiydi ve  bütün üst düzey işe alımlar ile atamalarda onun onayı ve talimatı aranıyordu.  Şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Kavurmacı şirketin inşaat bölümüyle  ilgileniyordu ve Ahmet Sait Bey yurt dışına çıkana kadar Ömer Faruk Bey’in hazır  giyim bölümüyle hiçbir ilgisi olmadığını biliyorum. "
 
Gizli tanık "Berat",  Mustafa Şevki Kavurmacı'nın 15 Temmuz darbe  girişiminden bir hafta kadar önce oğlu Ömer Faruk Kavurmacı ile birlikte Sefaköy  Cennet’te Koru Florya olarak bilinen sitedeki dairelerinden bavullarını  toplayarak ayrıldıklarını öğrendiğini anlatarak, bu durumun söz konusu kişilerin  darbe girişiminden haberdar olduğu izlenimi uyandırdığını anlattı.
 
"Son dönemde karın tamamını alıyordu"
 
Gizli tanık "Demir" de ticari hayatını idame ettirip yeni iş çevreleri  oluşturmak için Florya İşadamları Derneği'ne (FİADER) üye olduğunu anlatarak,  bu  dernek aracılığıyla ticaretini sürdürdüğünü ve ya her işten derneğin talebi  komisyonlar verdiğini kaydetti.
 
FETÖ/PDY'nin derneklerindeki firmalarla iş yaptıkları için işin  maliyetini, ne kadar kar kaldığını dernek dahil FETÖ/PDY yöneticilerinin  bildiğini vurgulayan "Demir", şu değerlendirmelerde bulundu:
 
"Biz iş adamlarından da elde ettiğimiz kara orantılı olarak o an için  örgütün ne kadar paraya ihtiyacı var ise yüzde 50'ye kadar, bazen de eğer ihtiyaç  fazla ise tüm karını biz iş adamlarından örgütün abileri aracılığıyla talep  ederler, özellikle son dönemde devletin FETÖ/PDY örgütüne yapmakta olduğu  operasyonlardan dolayı iş adamlarının hemen hemen hepsinin tüm karlarını  isteyerek resmen bunaltmaktadırlar."
 
Şüphelilerden Faruk Güllü'nün her geldiği toplantıya koli koli baklava  getirdiğine dikkati çeken Gizli tanık "Demir" mütevelli heyetlerinde tatlı  sempatik hareketler ile para isteneceği sırada Güllü'nün kendisinin, "Hizmet için  100 bin dolar verdim. Siz arkadaşlar ne veriyorsunuz?" şeklindeki tavırlarıyla  örgüt adına çok iyi para toplanmasını sağladığını kaydetti.

Kaynak:Vatan

Yorumlar (0)