Deprem uzmanlarından önemli uyarı

Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Sismoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Osman Öncel, Türkiye'de deprem tehlike durumunun değiştiğini ve yenilenen 'deprem tehlike haritası'nın e-devlet üzerinden incelenebileceğini belirterek, özellikle gayrimenkul satın alacakların belirli bölgelere yakınlığına göre değil, bina zemininin sağlamlığına göre tercih yapmaları gerektiğini söyledi. Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deprem Araştırma ve Uygulama Merkez (DAUM) Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, yaptıkları çalışmalar kapsamında, bin yılda bir kırılması gereken Balıkesir Gökçeyazı fay segmentinin, 2 bin yıldır kırılmadığına dikkat çekerek, "O fay her an kırılabilir çünkü kırılma zamanı geçmiş. Tehlikeli bir fay. Balıkesir’den geçen fay kırıldığında 6.5’ten daha büyük bir deprem üretme potansiyeline sahip. 7.2’ye kadar çıkabiliyor" açıklamalarında bulundu

Genel 02.09.2019, 18:09 02.09.2019, 18:20
952
Deprem uzmanlarından önemli uyarı

Prof. Dr. Ali Osman Öncel, Türkiye'de 'deprem tehlike haritası'nın 1 Ocak 2019 tarihinden itibaren yenilendiğini belirterek, "Türkiye'de yapılan yeni inşaatlarda, verilen yeni imarlarda dikkat edilmesi gerekli olan jeofizik zemin inceleme zorunluluğu, yani 30 metreye kadar zeminin yapısı, zeminin direncinin incelenmesi zorunlu hale geldi. Yenilenen haritayla belli yerlerin deprem tehlikesi arttı, belli yerlerin deprem tehlikesi azaldı. O nedenle de Türkiye'deki deprem tehlike durumu değişti. Deprem tehlike haritasına e-devlet üzerinden inceleyebiliyorsunuz. Evinizin deprem tehlike durumunu sorguladığınızda orada 2 seçenek önünüze çıkıyor. Evinizin altındaki jeofizik zeminin türü nedir. Jeofizik zeminin türü 4 parametrede belirtiliyor. Bunlar, z1 çok iyi, z2 iyi, z3 kötü ve z4 çok kötü. Bir emlakçıya gittiğiniz zaman hangi tür zeminde ev almak istiyorsanız onu söylemeniz gerekiyor. Deprem bilincinde olan bir insansanız, gayrimenkul danışmanına gittiğinizde önce ev değil, depreme güvenli bir zemin aradığınızı söylemelisiniz" dedi.  

"Çelik bina da dikseniz zemin kötüyse devriliyor"

Avrupa'da deprem tehlikesi en yüksek ülkenin Türkiye olduğunu ifade eden Öncel, "Ama Avrupa, Eurocode standardının en geç geldiği ülke yine Türkiye. O bakımdan Türkiye'nin tehlikesi yüksek ama tehlikeyi düşürecek standarda 2019'da gelmiş. Türkiye'deki riskin birinci nedeni Avrupa Birliği standartlı zemin incelemesinin yapılmaması. Biz zeminin risk durumunu bilmiyoruz. Çelik bina da dikseniz zemin kötüyse devriliyor. Sizler devrilen bir bina istemezsiniz. Ama kötü ve çok kötü zemin bu binaların devrilmesini tetikliyor. Demek ki bizler binaların risk durumunu şu an bilemiyoruz. Ama binaların tehlike durumunu bilebiliyoruz. Deprem fayına çok yakınsan riskin büyük, uzaksan uzaklıktan dolayı riskin küçük. Ama zemin kalitesi iyi olan bir yerde oturuyorsan riskin az olabilir. Ama zemin kaliten kötüyse riskin büyük de olabilir" diye konuştu.   

"Her yeni deprem, yeni bir fayı işaret ediyor"

Prof. Dr. Ali Osman Öncel, insanların ev değil, zemin almaları gerektiğini dile getirerek, "Çünkü ev dediğiniz 30 yıl sonra kentsel dönüşüme giriyor. O nedenle ev alma, zemin al diyorum. Burada bir emlakçıya gittiğinizde binanın 12 şiddetinde depreme bile dayanacağını iddia ediyorlar. Zemin araştırması nedir, zemin araştırması Eurocode standardına göre mi yapılmıştır, üniversite onaylı bir rapor var mıdır, üniversite danışmanlığı alınmış mıdır? Bir bina için bunlar çok önemlidir" dedi.

Türkiye genelindeki küçük depremlerin, büyük depremin habercisi olduğunu belirten Öncel, "Küçük depremler bizleri uyarır. Ama bu uyarıyı almadığınız zaman büyük depremde yıkılırsınız. Deprem şiddetine uyarlı bir yapılaşmaya ve şehir planlamasına gidersiniz. Geçen Denizli'de meydana gelen depremde yeni bir fay keşfettik. Türkiye'de her yeni deprem, yeni bir fayı işaret ediyor. Aslında yeni değil. O fay 3 milyon yıldır orada. Bizler deprem enerjisini kullanan bir ülke değiliz. Bu enerjiyle yeni faylar keşfedilebilir ve incelenebilir. Bu enerjiyi kullanabilirsek hem bizi yıkabilecek yeni faylar buluruz, hem de bizi zenginleştirecek doğalgaz ve petrol yataklarını buluruz. Fay, depremin yanı sıra enerji üretme kaynağıdır. Bizlerin yapması gereken depremi bir fırsat görmek, ülkemizin yararına kullanabilmek için çalışmaktır" diye konuştu.

Uzmanlar uyarıyor

'EN SON 1688'DE OLDU'

Prof. Dr. Hasan Sözbilir, İzmir’de tanımlanmış 13 tane fayın bulunduğunu açıkladı. Bu faylar içerisinde en önemlisinin Güzelbahçe’den başlayan ve Narlıdere, Balçova, Konak, Bornova Pınarbaşı’na kadar giden İzmir fayı olduğunu belirten Hasan Sözbilir, tamamen olmasa da fay üzerinde yerleşim alanlarının bulunduğunu aktardı.

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafından hazırlanan bir proje kapsamında İzmir, Gülbahçe, Seferihisar, Yağcılar, Tuzla fayı üzerinde çalışma yürüttüklerini söyleyen Prof. Dr. Sözbilir, çalışmalar kapsamında fayların özelliklerini öğrenmek için hendekler açtıklarını belirterek, "Biz proje kapsamında 5 fayı çalışıyoruz. Şimdiye kadar İzmir fayı ile Gülbahçe fayında hendekler açtık. Çok ilginç veriler var. Şu anda proje devam ettiği için açıklama yetkim yok. İzmir’de ilk kez bu proje kapsamında fayların içi açılarak, bakıldı" dedi. İzmir fayı üzerinde de incelemeler yaptıklarını belirten Prof. Dr. Sözbilir, "İzmir’de son büyük yıkıcı deprem, 1688 yılında oldu. Bu depremin sismik kaynağının İzmir fayı olduğu düşünülüyor. Çünkü İzmir fayına yakın binalar zarar gördü ve çoğu can kaybı bu fay üzerinde yaşandı. Hendek çalışması ile 1688 yılındaki depremi hangi fayın ürettiğini bulacağız" diye konuştu.

'6'YI GEÇTİĞİNDE ÖLÜMLER BAŞLIYOR'

Yine Seferihisar fayında hendek açtıklarını söyleyen Hasan Sözbilir, "Bu fay da önemli. 2005’te Gülbahçe fayı ile 5.7, 5.9 büyüklüğündeki depremi üreten fay. Bunların belli dönemlerde belli büyüklükte deprem ürettiklerini görüyoruz. 1992 yılında Tuzla fayı 6 büyüklüğünde bir deprem üretti. ’6’ değeri, Türkiye’deki bütün faylar için eşik bir değer. Bir fay 6’nın altında deprem ürettiğinde insanlar çok fazla etkilenmiyor. Binalar yıkılmıyor, zarar görüyor. Ama 6’yı geçtiğinde ölümler başlıyor" dedi.

Prof. Dr. Sözbilir, Türkiye’nin kara kısmında şu ana kadar tespit edilen 500 fayın 100 tanesinin Batı Anadolu’da olduğunu, bunların da özellikle Balıkesir, Aydın, Muğla, Milas, Bodrum’da yer aldıklarını vurguladı. İzmir’in deprem master planının revize edilmesinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Sözbilir, tespit edilen fay hatlarının da 1/1000 ölçekli imar haritalarına işlenmesi, buna göre bölgelerin yapılaşmaya açılması gerektiğini söyledi.

’HER AN KIRILABİLİR’

Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) ve Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın (AFAD) yürüttüğü Paleosismoloji Projesi kapsamında Balıkesir- Edremit fayı üzerinde de çalıştıklarını ifade eden Hasan Sözbilir, şunları söyledi:

"Çalışmalar kapsamında fayları keserek içine baktık ve bu fayın yaklaşık bin yılda bir kez yıkıcı deprem ürettiğini tespit ettik. Burada Gökçeyazı segmenti var. O segment 2 bin yıldır kırılmıyor. Normalde bin yılda bir kırılması gereken bir parça, 2 bin yıldır kırılmıyor. O fay her an kırılabilir çünkü kırılma zamanı geçmiş. Tehlikeli bir fay. Balıkesir’den geçen fay kırıldığında 6.5’ten daha büyük bir deprem üretme potansiyeline sahip. 7.2’ye kadar çıkabiliyor. Bu da zarar verecek, can ve mal kaybına neden olacak. O fayın imar haritalarına işlenmesi gerekiyor. Ondan sonra zon boyunca yapılaşma kontrol edilecek."

Prof. Dr. Sözbilir, tabakadaki değişimleri ölçen bir sensörün geliştirilmesi halinde depremlerin tıpkı hava durumu gibi tahmin edebileceğini de sözlerine ekledi.

Yorumlar (0)