ASR-I SAADETTE KIZ ÇOCUĞU OLMAK


15.k görüntülenme

Vahiy ile yolumuzu aydınlatan, kutlu elçilerle hayatımızı anlamlandıran Allah’a hamd, doğumunun yıldönümüyle müşerref olduğumuz Sevgili Peygamberimiz’e, Gül Nebi’ye salat ve selamlar olsun.
Asr-ı Saadette çocuk olmak, geçmişi yerle bir eden, yepyeni bir anlayış inşa eden bir devrime muhatap olmak demektir aslında. Sevgili Peygamberimiz; çocuğa sevgi, şefkat, merhamet, sabır ve hoşgörü ile yaklaşımın yadırgandığı bir devirde, çocukları el üstünde tutan ve onlara en büyük değeri veren tutum ve davranışlarıyla cehalet asrının merhametten ve insani değerlerden uzak kalmış tüm ezberlerini bozmuştur. Bu anlamda köklü bir inkılaba imza atmış ve zihinlerdeki cehaleti ve yerleşik yanlış algıları yıkarak çocuk eğitimi ve çocuklara yaklaşım konusunda bütün dünyaya örnek olmuştur.
“…Çocuğunun senin üzerinde hakkı var.”(Müslim, Sıyam 183) ifadesiyle yegane hak sahibi olarak kendini gören yaş sahiplerine, güç sahiplerine haddini hatırlatmış, çocukların değerini göz ardı edilemeyecek şekilde açığa çıkarmıştır. 
Cahiliye döneminde özellikle kız çocukları, toplumun değer yargılarında yer bulamamış ve hak etmediği muamelelere maruz kalmışlardır. Arap halkının tamamında olmasa da özellikle kırsal kesimlerdeki ailelerde kız çocuğunun yaşam hakkı dahi elinden alınmıştır kimi zaman. Bu korkunç muameleye en sert şekilde tepkisini dile getiren Kur’ân-ı Kerîm, cinsiyetin önemi olmaksızın bütün çocukların Allah’ın lütfu olduğuna, çocukluk döneminin ise Allah’ın emaneti olduğuna dikkat çekerek dünyaya gelecek çocuğun cinsiyeti konusunda hiç kimsenin dahli olmadığına vurgu yapmıştır.
Kız çocuklarına öncelikle hayat hakkını teslim eden İslam, onlara eğitim hakkı, aile kurabilme ve eşini tercih edebilme hakkı, mülkiyet hakkı ve mirastan pay alma hakkı, mahkemelerde kendi haklarını savunma hakkı başta olmak üzere sayısız haklar tanımıştır. Söz konusu hakların en önemlisi, en kıymetlisi de Allah’a iman, ibadet ve kullukta hiçbir istisnanın bulunmaması, Hakk’ın rızasına erme bakımından eşit fırsatlara sahip olunmasıdır.
Allah Resulü, “Kimin kız çocuğu olur da onu toprağa gömmez, hor görmez ve oğlan çocuğunu ona tercih etmezse Allah onu cennete koyar.”(Ebû Dâvûd, Edeb, 121; Ahmed b. Hanbel, I, 223.) ve “Her kim kız çocukları sebebiyle sıkıntı çekerse, o kızlar onun için cehennem ateşine siper olacaktır.”(Buhârî, Zekât, 10; Müslim, Birr, 147.) sözleriyle tüm Müslümanları bu konuda adil bir bakış açısına, insaflı bir tutuma davet etmiştir. Fatıma yanına geldiğinde Resûlullah (s.a.s.) ayağa kalkmış, onun elini tutup kızını öpmüş ve onu kendisinin yerine oturtmuştur.(Buhârî, Menâkıb, 25; Ebû Dâvûd, Edeb, 143-144.) 
Kız çocuklarına yönelik vahyin ilkeleri ve Allah Resulü’nün uygulamaları bu kadar net iken bugün modern dünyada kadın üzerinden İslam’a savaş açanların -en masum ifade ile- bu hakikatlerden bihaber olduğu ortadadır. En acısı da kadın karşıtı söylemleri İslam’la ilişkilendirerek ‘özgürlük’ adı altında her geçen gün kendi esaretini artıranlar arasında bizzat kadınların da bulunmasıdır. Halbuki özgürlük, ancak öze dönüşle mümkündür. Hamd Allah’a, salat ve selam Kutlu Elçi’ye olsun…   .
 

0 Yorum:

ANASAYFAYA DÖN