banner1620

banner1577

banner1526

banner1588

banner1587

banner1324

banner1581

02.03.2021, 00:01 14

AHLAK VE MANEVİYAT TAHRİBATI HAD SAFHADADIR. (2) ÖNCE AHLAK VE MANEVİYAT PROF NECMETTİN ERBAKAN... 

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı merhum Prof. Necmettin Erbakan’ı vefatının 10.yılında rahmetle anıyoruz. Ve onun bir memleketin yaşanabilir olması için önce ahlak ve maneviyatının sağlam olması gerektiğini belirten sözlerine bakıyoruz... Nedir peki maneviyat?
Maneviyat kelimesi ne anlama geliyor? Türk dili, tarih boyunca ilişki kurduğu medeniyetlerin (ülkelerin) dillerinden kelimeleri kendi bünyesine katmış ve bu sayede çok zengin bir dil oluşturmuştur. Hal böyle olunca, Türkçede gündelik hayatta karşımıza çıkan bazı sözcüklerin anlamını bilemeyebiliyor, ilginç bulabiliyoruz. Son zamanlarda anlamı merak edilen kelimelerden olan maneviyat ne demek? TDK’ye göre maneviyat sözcüğü ne anlama geliyor? Maneviyat kelimesinin kökeni ve maneviyat kelimesinin kaç anlamı var, TDK'ye göre anlamı nedir? Maneviyat kelimesi dilimizde sıklıkla karşımıza çıkan sözcükler arasındadır.
Maneviyat, Arapçadan, Türkçemize geçmiştir.
TDK’ye göre maneviyat kelimesi ise şu anlama gelmektedir:
- Maddi olmayan, manevi şeyler
- Yürek gücü, moral
(ﻣﻌﻨﻮﻳّﺎﺕ) i. (Ar. ma‘nevі > ma‘neviyye’nin çoğul eki -āt almış şekli maneviyat)
1. Madde ve cisimle alakası bulunmayan, ruh ve mana ile ilgili olan hususlar, manevî şeyler. Karşıtı: MADDİYAT: Mahlukatın maneviyat haricinde tıpkı nebatat gibi yaşadıklarını anlatıyordum (Ömer Seyfeddin). Maneviyata çevirdiği gözleri maddiyatla avunmasın (Refik H. Karay).
2. Çeşitli güçlükler, tehlikeler karşısında inanç ve ahlakî değerlere bağlılıktan doğan dayanma gücü, ruh kuvveti, moral.
Maneviyatı bozulmak: Cesaretini ve direnme gücünü kaybetmek, içine korku düşmek. Maneviyatını kırmak: Cesaretini kırmak, içine korku düşürmek, moralini bozmak.
"Modern dünyanın en büyük handikabı, ruhu ve bedeni birbirinden ayrı düşünmesi, maneviyatı bir kenara bırakarak insanı tanımaya, anlamaya ve yönlendirmeye çalışmasıdır. Oysa insanı kalıcı ve asli bir parçasından uzaklaşmaya zorlamak zulümdür. Bir diğer ifadeyle, maddeye hapsedilmiş ve manadan koparılmış bir insan profili çizmek, insanın bir yarısını ısrarla görmemektir. Zira insan fıtratında yer alan 'hayatı anlamlandırma ve aşkın bir varlığa bağlanma ihtiyacı' yok sayılamaz. Yaşı, ırkı, dili, cinsiyeti ne olursa olsun, bir insan bu ihtiyacının farkına varıp onu karşılamadan kendisini fiziksel, duygusal ve zihinsel bir bütün olarak ifade edemez."( 1)
"İnsanın varoluşsal gerçeği, ona yapılacak her türlü yatırımda madde ve mana bütünlüğü üzerinden hareket etmeyi gerektirir. İnsanın maddi refahı, sağlığı ve varlığı kadar, manevi huzuru, sükunu ve mutluluğu da göz önünde bulundurulmalıdır. İnsanı ayakta tutacak, güçlendirecek, acılarını hafifletecek, başarılarını yükseltecek, kişiliğini şekillendirecek her adımda maneviyata yer ayrılmalıdır." (2)
"Mutlu olmak için sadece karnının doymasının yeterli olmadığını, ruhunun da doyması gerektiğini fark etmesi, belki de bir insanın hayatındaki en önemli keşiftir. Kendini gerçekleştirme, olgunlaşma, sorun çözme yeteneklerini geliştirme, iç huzura kavuşma gibi birçok hedefe maneviyatın gücü ile ulaşılır. Dolayısıyla bireyin kendisi, Rabbi ve çevresi ile olumlu ilişkiler kurması, çocukluk çağından itibaren maneviyatla sağlıklı bağlar kurabilmesiyle doğrudan ilişkilidir."(3)

Yorumlar (0)