banner1571

banner1567

banner1526

banner1588

banner1496

banner1324

banner1581

26.02.2021, 00:06 31

AHLAK VE MANEVİYAT TAHRİBATI HAD SAFHADADIR.( 1) 

Geçenlerde CUMHURBAŞKANIMIZ Yeşilay’da yaptığı konuşmada ahlak ve manevi tahribattan söz etti ve kültürel anlamda bazı şeyleri yapamadıklarını ifade etti.
Gün geçmiyor ki ülkemizde cinayet işlenmesin. Gasp, tecavüz ve uyuşturucu kullanımı ve ticareti gündelik olaylar arasında.
Kadına şiddet, aile cinayetleri ve cinsel istismar gene revaçta.
PİYASALRDA güvensizlik, fahiş fiyat uygulamaları, gelir dağılımıdaki adaletsizlik ve birçok işyerinde asgari ücretin altında işçi çalıştırılması, üzüldüğümüz olaylar...
Bu sıraladıklarım, ahlak ve manevi hayatın ne kadar tahribata uğradığının ve örselendiğinin alametidir.
Bu mevzular gelip geçici TEDBİRLER İLE ve yasalar ile temelinden çözülecek sorunlar değildir. VE BİZİM GİBİ MÜSLÜMAN BİR İNANCA SAHİP TOPLUMA DA HİÇ Mİ HİÇ YAKIŞMAMAKTADIR.
Bu mevzu, uzun vadede bir eğitim meselesidir. Biz dünya insanlığına medeniyet öğretmiş bir milletiz ve bunun materyalleri bizim kültürümüzde mevcuttur.
Ahlâk Arapçada “seciye, tabiat, huy” gibi manalara gelen hulk veya huluk kelimesinin çoğuludur. Sözlüklerde çoğunlukla insanın fizik yapısı için halk, manevî yapısı için hulk kelimelerinin kullanıldığı kaydedilir (Lisânü’l-ʿArab, “ḫlḳ” md.). Başta hadisler olmak üzere İslami kaynaklarda hulk ve ahlak terimleri genellikle iyi ve kötü huyları, fazilet ve rezîletleri ifade etmek üzere kullanılmış; özellikle iyi huylar ve faziletli davranışlar hüsnü’l-huluk, mehâsinü’l-ahlak, mekârimü’l-ahlak, el-ahlâku’l-hasene, el-ahlâku’l-hamîde, kötü huylar ve fena hareketler ise sûü’l-huluk, el-ahlâku’z-zemîme, el-ahlâku’s-seyyie gibi terimlerle karşılanmıştır. (1 )
 İslam öncesinde Arapların ahlak anlayışı hakkındaki kaynaklar, Cahiliye şiiri ve atasözleriyle Kur’an ve sünnet gibi İslami belgelerdir. Bu kaynaklardan edinilen bilgilere göre cahiliye edebiyatında ahlak kelimesine rastlanmamaktadır. Bu kelimenin tekili olan hulk ise nadiren kullanılmıştır. Bir ölçüde iyi ahlak manasını ifade etmek üzere mürûe (mürüvvet) tabirine daha çok rastlanır. Ayrıca hayır, maruf ve hak gibi ahlaki muhteva taşıyan kavramlar yanında cahiliye erdemlerini ifade etmek üzere şecaat, kerem, seha, cûd ve vefa gibi çeşitli kavramlarla bunların zıtlarının kullanımı da oldukça yaygındı.(2)
 Ancak bütün bu kavramlar yüksek ve cihanşümul bir ahlâk anlayışını ifade etmekten tamamen uzak olup dünyevî ve kabileci bir karakter taşımaktaydı. Cahiliye Arabı ikinci hayata inanmadığı için (bk. el-En‘âm 6/29; Yâsîn 36/78; el-Câsiye 45/24) bu dünyanın zevk ve safasından olabildiğince faydalanmayı hayatın gayesi saymıştı. Kadın, aşk, şarap ve kabile savaşları, Cahiliye şiirindeki temaların başında yer alır. O dönemin ünlü şairi Tarafe, Muʿallaḳa’sında, ebedilikten söz edilemeyeceğine göre insan için yapılacak en iyi şeyin bütün varlığıyla hayatın zevklerini yaşamak olduğunu belirtirken Cahiliye döneminin bu hedonist ahlakını dile getiriyordu (Zevzenî, s. 82). Bu ahlak telakkisinin sadık bir dili olan Züheyr’in Muʿallaḳa’sında geçen aşağıdaki beyitler, cahiliye erdemlerinin başında yer alan yiğitliğin ne anlama geldiğini göstermektedir: “O bir arslandır, pür-silâh, keçeleşmiş / Yeleleri; tırnakları kesilmemiş / Yiğittir: Zulme uğrayınca zalimce karşılık verir / Çarçabuk (...) Zulme uğramazsa kendisi zulme başlar” (...) / “Oymağını silahıyla savunmayan kişi zillete uğratılır / Ve insanlara zulmetmeyen zulme mâruz kalır” (Zevzenî, s. 115).(3)

(1 ,2,3 )T .D .V İslam Ansiklopedisi. 

Yorumlar (0)