Annelik

Takvimler 26 Mayıs 2011’i gösteriyordu. Sabah saat sekizdi. Hazırlıklarımız tamamdı. Her şey daha önceden planlanmıştı. Hastane evimize sadece beş yüz metre mesafedeydi. Doğru ameliyathaneye gittik. Eşimi sedyeye aldılar. Hepsi mesai arkadaşlarıydı. Beni de ameliyathane koridoruna kadar aldılar. İçerden sürekli birileri haber veriyordu durumla ilgili. Sizlere tavsiyem, varsa tırnak ya da o tırnak kenarındaki etleri yeme gibi huylarınız, ameliyathane kapısı bunun için mükemmel yer. Henüz yarım saat geçmişti ki, yeşil bir örtünün içinde lacivert mürekkebe bulanmış küçücük ayaklarıyla oğlumu, ilk oğlumu verdiler kucağıma. Kaşık kadardı suratı. Kucağıma alır almaz sımsıkı tuttum ve doğru yatacağımız odaya gittim. Oğlumu, anneannesi ve babaannesi beraber bekliyordu. Kıdemli anneler çoktan her türlü hazırlığı yapmıştı. Hemen onlara teslim edip oğlumu, ben tekrar ameliyathane kapısına, eşimi beklemeye gittim. Sıra diğer elin tırnaklarına gelmişti. Bir yarım saat sonra ise eşim de çıktı ameliyattan. Basit bi ameliyat değil öyle sezaryen dedikleri, ben olsam o ameliyatı bir hafta yerimden kalkmam. Hemen doğruldu eşim odaya girer girmez, aldı çocuğu kucağına, bütün ağrısına, acısına rağmen gülümseyerek baktı oğlunun yüzüne-o bakışı sadece 3 yıl sonra bir kez daha gördüm- ve emzirmeye başladı. Kendi canı umurunda değildi. Ve o günden sonra hiçbirşey eskisi gibi olmadı. Bütün planlar 3 kişilik yapıldı 3 yıl boyunca. 3 yıl sonra ise aynı heyecan, hem de hiç eksilmeden tekrarlandı ve ikinci oğlum dünyaya geldi. Odada bekleyenler de, ameliyathane ekibi de, benim tırnak eti yeme hızım da aynıydı.

Bütün bu sürece baktığımda görüyorum ki ben annemin kıymetini hiç bilmemişim. Bir annenin evladı için neler yaptığını, nelerden vazgeçebildiğini, tolerans sınırının olmadığını, karşılıksız sevginin ne demek olduğunu gördüm… Aynı duyguların benim için de besleniyor olduğunu bilmek hem çok güzel hem de güven verici. Annemin benim için neler yaptığını, nelerden vazgeçtiğini görmek isterdim bir zamanda yolculuk yapma imkanı olsa. Diğer çocuklarla sosyal ve ekonomik olarak aynı eşdeğer olmam için, onlardan geri bırakmamak için, ya da en azından öyle hissettirmek için neler yaptığını şimdi daha iyi hatırlıyor ve anlıyorum.

Biz erkekler herşey olabiliriz hayatta. Bilimadamı, aydın, demokrat, zeki, zengin… Sayısız sıfat uydurabiliriz. Robot da yaparız, uzay gemisi de, binalar da dikeriz, ameliyatlar da yaparız. Uygun mekan bulanlarımız nükleer füzyon bile yaptı yakın geçmişte. Bütün bu maharetlerin bize kazandıramayacağı tek sıfat belki de annelik.

Anneliği anlatmak için oturduğum şu bilgisayarın başında kelimeler kifayetsiz kaldı, düşünceler nafile…

Varlığımı borçlu olduğum canım annem, nasıl anlatılır bilemiyorum. Ama bil ki seni eskisinden çok daha iyi anlıyorum artık. Hakkını ödeyemeyecek olduğumu bilmek can sıkıcı.

Ve sevgili eşim, annelik bu kadar mı yakışır..! Verdiğin güzel evlatlar için ömür boyu minnettarım.

Başta kendi annem ve eşim olmak üzere; tüm anneler…

Başınız dik alnınız açık olsun. Hakkınız ödenmez!

ANNELER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN.

                                                                                              Dr. Orhan Aydoğdu

YORUM EKLE
YORUMLAR
Nermin Aydoğdu
Nermin Aydoğdu - 7 ay Önce

Canım eşim sözlerinle bir kez daha mutlu ettin beni.çocuklarımın senin gibi bir babası olması hayattaki en büyük şansları...

banner910

banner826