banner1365

banner1496

banner1499

banner1334

26.03.2020, 09:13

Anlaşıldı mı kamunun önemi…

Koronavis salgını ile birlikte kamu sağlık hizmetinin önemi, bir kez daha görüldü .

Alınan önlem, karar ve uyarıların ağırlığı azaltılmaya çalışılan kamu sağlık hizmetlerine,  devletçiliğe ne denli gereksinim duyulduğunu ortaya koydu.  Dünyanın başına bela olan ölümcül virüs, sağlık ve ekonomide özelleştirme politikalarının son derece yanlış ve sakıncalı olduğunu yeniden anımsattı.

1980’li yıllarda başlayan ve günümüze dek süratle süren Cumhuriyet döneminin göz bebeği Kamu İktisadi Teşekkülleri’nin (KİT)  satışı ülkeye ve halka yarar sağlamadı. Tüm uyarılara karşın, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk döneminde kurulan yüzlerce üretim kuruluşları yok pahasına elden çıkarıldı. Özelleştirmeler sonucu binlerce emekçi işini, aşını, ekmeğini yitirdi. Fabrikaların arazilerinin üzerine  devasa gökdelenler dikildi.

“Devlet ayakkabı satmaz, basma, cam üretmez, bu kuruluşlar devletin sırtına yük” denilerek birer birer elden çıkarıldı. Oysa Ulu Önder o fabrikaları kurarken, ülkenin gereksinimini ve kalkınmasını, insanların iş sahibi olmasını gözetmişti. 1980’li yıllarda dünyayı saran liberalizm rüzgarına kapılan Türkiye, geleceği öngöremediğinden değerli kuruluşları  iç acıtacak şekilde elden çıkardı.

Satılan KİT’lere hala ihtiyaç duyulduğu korona belası gözlerimizin içine soktu. Anımsayın, ülkemizde ilk hastalık ortaya çıktığı an hekim ve bilim insanları kişisel temizliğin önemine dikkat çekmiş, sabun ve kolonya ile hijyenin yapılabileceğini açıklamıştı. Bunu duyan  vatandaş, eczane ve marketlere koşarak raflardaki kolonya  ile diğer temizlik ürünlerini  boşaltmıştı. Günler boyu kolonya üretiminde kullanılan alkol bulunamamıştı.

Neden bunu örnek verdiğime gelince. Bilindiği üzere şeker fabrikaları sendikaların, işçilerin, yöre halkı ve çiftçilerin itirazına karşın özelleştirildi, yani birilerine değerinin altında verildi. “Zarar ediyor” gerekçesiyle devletin elinden çıkarılan fabrikaların satışı sonucu işçilerin çoğu işini kaybederken, şeker pancarı üreten çiftçiler ürünlerini satamadığından  maddi kayba uğradı. Yani, yaşamsal öneme sahip fabrikaların özelleştirilmesi işçi ve çiftçiye darbe vururken, sermaye sahipleri  karlarını katladı.

Şeker fabrikalarını alanlar, maliyeti artırıyor gerekçesi ile şeker pancarının işlenmesi sırasında ortaya çıkan alkol üretiminden vazgeçti. Hal böyle olunca kolonya üretiminin temel girdisi şeker pancarının atığı alkol sıkıntısı baş gösterdi.  Koronavirüs tehdidi ile birlikte kolonyaya izdihamı olunca alkol bulunulmaz oldu. Çözüm dış alım ile sağlandı. Kolonya ve alkol sorunu şeker fabrikalarının satışının yanlışlığını açıkça gösterdi.

Salt, bu fabrikalar değil diğer KİT’lerin de ederinin altında yerli ve yabancı sermayeye devredilmesinin hatalı olduğu kavranmaya başlandı. Kuşkusuz ileriki günlerde daha net görülecek. Sakarya’daki tank-palet fabrikasının özelleştirilmesinin hala tartışılıyor olması, acı gerçeği gösteriyor zaten.

Korona belasına karşı hükümetin aldığı bir dizi kararlar kamu sağlık hizmetinin önemini yeniden anımsattı. Salgın altındaki diğer ülkelerde de kamucu sağlık önlemleri hayata geçiriliyor. Çok eleştirilen, yerden yere vurulan devletçi politikalar uygulayan Küba’nın hekimleri, birçok ülkede virüse kapılan hastalara şifa dağıtıyor.

Yorumlar (0)