İktidarın özelleştirme tutkusu bir türlü dinmiyor. Önceki yılarda Cumhuriyetin göz bebeği, altın yumurtlayan kurumlarını özelleştirme uygulaması ile elden çıkaran siyasi irade şimdi de iki köprü ile dokuz otoyolun satışı işin hazırlık yürütüyor.
15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Köprüsü ile aralarında İstanbul-Ankara otoyolu, İzmir-Aydın otoyolu, İzmir –Çeşme otoyolu, Adana-Gaziantep otoyolunun da olduğu dokuz otoyolun satışı için İngiliz ve Kanadalı şirketlere yetki verildi. CHP’nin “Atom karıncası” Zonguldak milletvekili Deniz Yavuzyılmaz bu hazırlığı belgeleriyle kamuoyuna duyurdu.
Eğer bu köprü ve otoyollar özelleşirse yurttaşın ödeyeceği geçiş ücreti korkunç fiyata yükselecek, birilerinin cebi dolacak. Vatandaşın vergileri ile yapılan, devletin kasasına önemli tutarda gelir sağlayan bu otoyol ve köprülerin satışa çıkarılması kamuoyunda büyük tepki topladı. Gizli yürütülen satış hazırlıklarının duyulması karşısında iktidardan bir açıklama gelmedi. Önce alt yapısını oluşturacaklar, ardından “Yaptım oldu bitti” mantığı ile birilerine özelleştirme yolu ile devredecekler.
Birçoğu Cumhuriyet döneminde kurulan, on binlerce kişiye istihdam olanağı sağlayan Türkiye’nin göz bebeği kurumlar Turgut Özal’ın başbakanlığı döneminde 1986 yılı sonundan itibaren liberal politikalara koşut satılmaya başlandı. 2002 yılında işbaşına gelen AKP iktidarları döneminde özelleştirme uygulamaları hız kazandı. Aralarında PETKİM, SEKA, TÜPRAŞ, ERDEMİR ve SEKA gibi dev kurumların olduğu devlete ait çok sayıda KİT özelleştirme tutkusu ile elden çıkarıldı. Buralarda çalışan binlerce emekçi kıdem tazminatları ödenerek işlerine son verildi.
1986 yılından bu yana gerçekleştirilen özelleştirmelerden toplam 73. 5 milyar dolar tutarında gelir elde edildi. 66 milyar 4 milyon 22 bin dolarlık satış 23 yıllık AKP iktidarları döneminde yapıldı. AKP’nin özelleştirme sevdası giderek arttı. Türkiye, özelleştirmelerden ötürü sanayinin yanında tarım ve gıdada dışarıdan ürün ithal eder hale geldi. Çiftçi, köylü perişan oldu, emekçi işini kaybetti. Özelleştirmenin ağır bedelini ödedi halk, ödemeye de devam edecek. Ülke kalkınmasında öncü rol oynayan Türkiye Cumhuriyeti’nin gözde kurumları birer birer elden çıkarıldı . Turgut Özal ile başlayıp, Tansu Çiller ve AKP dönemlerinde süren devlet kurumlarının özel sektöre satışı sonunda çok sayıda işçi kıdem tazminatları ödenmek suretiyle işten çıkarılarak ekmeğini yitirdi.
“Kamusal fayda taşımayan kurumların üretimdeki payının azaltılması” savı ile hareket eden iktidar, özelleştirmeden vazgeçmeyeceğini iki köprü ve dokuz otoyolun satışı için yürütülen hazırlıkla bir kez daha gözler önüne serdi.
1985 yılında başlayan özelleştirme kapsamında Türk Telekom, TÜPRAŞ, Erdemir, Petkim, TEKEL, Sümerbank, Bedaş, Ayedaş gibi yüzlerce kamu kurumu ve kuruluşları dış borçların ödenmesi,
hazineye kaynak yaratma adına elden çıkarıldı. Oysa bu kurumlar zarar etmiyor, devlete kar sağlıyordu. TEKEL, TÜPRAŞ, Erdemir, Petkim gibi kuruluşlar satıldıktan sonra kar üzerine kar ederek değerini katladı.
Türk Telekom, TÜPRAŞ, Elektrik Santralleri, Barajlar, Seydişehir Alüminyum, Sümerbank, TEKEL ve diğer kurumlar, “zarar ediyor, devlet ayakkabı, basma üretmez, içki satmaz” gibi söylemlerle piyasa değerinin altında fiyatlarla sözüm ona özelleştirildi. Bu fabrikaları satın alanlar 3- 5 yıl sonra ödediklerinin çok üzerinde rakamlarla yabancı sermayeye devretti. Cumhuriyetle yaşıt bu kuruluşlar kamunun elinde kalsa, devlet kazansa, işsize istihdam olanağı yaratılsa kötü mü olurdu? Altın yumurtlayan tavuk kesilir miydi hiç?. Ne yazık ki kesildi.
Özelleştirme gelirleri, iç ve dış borç ödemelerinde kullanılmak üzere Hazine’nin hesaplarına aktarıldı. Yine de iç ve dış borç azalmadı. Yabancı sermayenin borcunu ödeyememesi üzerine Türk Telekom yeniden kamunun oldu. Özelleştirme uygulamalarının ne denli sakıncalı olduğu Türk Telekom’un yeniden devletleştirilmesi, yurt dışından şeker dış alımı ile kanıtlandı.
Dinmeyen satma tutkusunun bedelini yurttaş ve toplum birçok ürünü pahalı almak veya ulaşmayarak çok ağır ödedi ve halen ödüyor. Satışlardan elde edilen paranın ne kadarı nereye harcandı, ne kadarıyla borç ödendi bilinmiyor. Kamuoyuna açıklanmış değil. Satılan birçok kurumun arsasına amacı dışında villa, rezidans, gökdelenler dikildi. Oysa özelleştirmelerin amacı işletmeler üzerindeki hantal yapıyı kaldırarak üretim ve istihdam artışını sağlamak, işsizliğin önlenmesine katkı vermekti. Lakin o amaca ulaşılamadı. Adeta yabancılara peşkeş çekildi, darbesini halk yedi.