AH BİR GÖREBİLSEK

Abone Ol

Cumhuriyet Meydanı’nda köşede güvercinleri görüyorsunuzdur. Yüzlerce güvercin, adeta Cumhuriyet Meydanı’nın simgesi olmuş durumda.

Köşede güvercinlere yem satan bir vatandaş, bu güvercinlerin koruyucusu gibi her gün soğuk, sıcak demeden burada görevini yerine getirmektedir. Bu hayvanları besleyerek bir ekosistem oluşturmuş durumda. Yüzlerce çocuk gelip bu güvercinlere yem vererek hayvan sevgisi, doğal yaşam dersi alıyorlar adeta.

Köşede güvercinlere yem satan vatandaş da hem istihdamını sağlıyor hem çevreci bir yaklaşımla doğadaki hayvanlara sahiplik yapıyor. Ne mutlu, hayata bir nebze de olsa olumlu katkı yapanlara.

Belki hiçbirimizin dikkatini çekmiyor ama yüzlerce güvercin, yüzlerce çocuk… Seyrederseniz mutlu ve çok güzel bir manzara yaratıyorlar.

Doğayı korumak, doğal hayatı desteklemek, sokak hayvanlarına sahip çıkmak… Onların da bu hayatta hak sahibi olduğunu düşünmek gerek. İnsani bir görev bu!

Sokak hayvanları insanın vicdanıdır. Korunmasız, savunmasız bu yaratıklara sahip çıkmak, korumak bir borçtur. Yaradan’a karşı bir borçtur. Sokaktaki hayvanların, kuşların betonlaşan şehirlerde yaşam alanlarının kısıtlandığını ve “daha çok beton, daha fazla bina” diye diye insanlara da hayvanlara da yaşam alanlarını yok ettiğimizi düşünmek gerek. Budanmış ağaçlar, kuşların tünedikleri evleri değil mi?

Konuyu dağıtmayalım. Eldeki verilere göre bir kişi için istihdam yaratabilmek için 2023 verilerine göre 3 milyon 38 bin liraya gerek var. Enerji yatırımlarında bu miktar 32 milyon liraya çıkıyor. Tarım gibi emek yoğun sektörlerde ise 1,7 milyon lira ile bir kişi için istihdam yaratabiliyorsunuz.

Cumhuriyet Meydanı’nda köşede güvercinlere yem satarak ekmek parası kazanan, elinde simit satarak ya da dört tekerlekli arabasıyla meyve, sebze satarak ekmek parası peşinde olan seyyar satıcı, işportacı; hiç maliyeti olmadan (varsa da kendine) istihdam yaratıyor ve ekmek parası kazanıyor. Toplumun, bu kendi kendine ayakta durmaya çalışan insanlarına saygı duyması ve sahip çıkması gerekiyor.

Bu tür seyyar satıcı ve kendi kendine ayakta durmaya çalışanlara sosyal güvence vermesi, zabıta hışmından koruması ve çalışma şartları sağlaması bir zorunluluktur. Çünkü kamu bütçesine yük olmadan ekmek parası kazanan, kendi istihdamını sağlayanlara ancak teşekkür etmek gerekir.

Sosyal güvenlikte, bu tür iş yapanların çalışmaları kayıt altına alınıp desteklenerek toplumsal huzur ve dayanışma adına önemli bir adım atılabilir.

Ekonomi; enflasyon, döviz, faiz gibi kavramlardan, istihdama ait karışık verilerden, FED, petrolün ons fiyatından, büyük sermayenin kârlılığını nasıl artıracağım telaşından, asgari ücreti nasıl idare ederim hesaplarından başını kaldırıp işportacıya, seyyar satıcıya bakamıyor elbette…

Kendilerine bakılmayanlar da başının çaresine bakarak yaşamaya çalışıyorlar. Topluma yük olmayan, ahlakı ve namusuyla ekmek parası peşinde olanlara buradan selam edip; bizim de hayatını zor kazananlara iyi dilek ve dua etmekten başka elimizden gelen bir şey yok. Ama sahip çıkıp desteklemeliyiz. Kaderde, kıvançta ve tasada birlikte olduğumuzu unutmadan.