Hilas Otel

Çelik İnşaat

‘Adaleti olmayan dünya’

Üç hafta önce kaleme alıp, yine bu sütunda başlığını Adaleti Olmayan Dünya olarak attığım seri yazımın ilk bölümünü yayınlamış ve ‘bunu girizgâh olarak kabul edip, hain tuzaklar ve iğrenç kumpaslarla neler yaşadığımızı bir de benden dinleyin istiyorum’ demiştim.

Hatta yaklaşık on bölüm yazıyı da hazır hale getirmiş ve FETÖ kumpaslarıyla ben dahil pek çok insanın hayatı nasıl karartılmıştı, hepsini en ince ayrıntısına kadar yazmıştım.

Ancak…

Yaklaşık 8 senedir süren kumpas davalarımız henüz bitmiş değildi. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından yaşanan yargı depreminden sonra, yalnızca kırıntıları kalan adalet sistemimizin, uğradığımız haksızlıkları anlatabilmemiz için, bizlere bir hak daha verip, yeniden yargılamaya başlayacak olması elimi kolumu bağladı.

Hukukçularımız, devam eden davalarla ilgili yazılacak her yazının, birileri tarafından şikayet konusu olursa, adil yargılamayı etkileme suçunu oluşturacağını söyleyince, yazı dizisine bir süre ara vermek zorunda kaldım.

Hele şu yeniden yargılamalar başlasın, adalet yerini bulsun, bizler inşallah beraat edelim, ondan sonra hem bize bu kumpasları kuranlardan yargı önünde hesap sormaya, hem de bu Allah’tan korkmaz, kuldan utanmazların çirkin yüzlerini yazmaya da sıra gelecek elbette.

Bu nedenlerle beni mazur görmenizi istirham ediyor, yazı dizimizi yayınlayacağımız güne kadar sabırla beklemenizi umuyorum.

Geçenlerde televizyonda haberlerde izledim, özellikle son günlerde çığ gibi büyüyen dolandırıcılık olaylarına dair bir haberdi ve şöyle diyordu:

“Türkiye’deki dolandırıcı sayısı 1 milyonu geçti…”

Yani;

Bindiğiniz her belediye otobüsünde en az bir dolandırıcıyla seyahat ediyorsunuz demektir. Mesela 8 bin nüfuslu küçük bir ilçede en az 100 dolandırıcı yaşıyor, Samsun’un nüfusunu 1,5 milyon varsayarsak, yaklaşık 20 bin civarında dolandırıcıdan bazıları komşunuz bile olabilir, hatta eğer artış bu hızla devam ederse, okullarda okuyan her 80 öğrenciden biri dolandırıcı olarak hayatını sürdürecek demektir…

Bu örnekleri çoğaltarak art arda sıralamak mümkün elbette ama asıl can alıcı nokta, dolandırıcılığa karşı her türlü polisiye tedbiri alan İçişleri Bakanlığı’nın hazırlattığı kamu spotuydu.

“Kimse kimseye durduk yerde hediye vermez, para dağıtmaz kardeşim” diye bağıran dolandırıcı tiplemesi meselenin özünü anlatıyordu aslında…

Kimler var dolandırılan kimler, koca koca insanlar, üniversite hocaları, işadamları, memurlar, öğrenciler, öğretmenler, etrafınıza şöyle dikkatlice bir kez daha bakın, dolandırıcılık mağduru olmayan çok az insan görürsünüz.

Sorun acaba vicdansız dolandırıcıların artan sayısında mı, onlara kanmaktan vazgeçmeyen saf yurdum insanının sayısal çokluğunda mı?

Yoksa, “telefonunuz terör örgütünce kullanılmış” deyip insanların içine korku salan ve bu korkudan istifade ederek masum insanların banka hesaplarını boşaltmak için akla hayale gelmedik numaralar çeken dolandırıcılara, bugünkü mükemmel ortamı yaratan sistem midir bakılması gereken?

Yine de siz siz olun telefon, internet, araç alım satımı yoluyla dolandırılmamak için uyanık olun ve kendinizden eminseniz hiçbir şeyden korkmayın, adalet kördür, topaldır ama menzile er ya da geç varır çünkü...

Sağlıkla kalın…

YORUM EKLE