ADALETİ OLMAYAN DÜNYA…

Yüce dinimizin en çok önem verdiği ve toplumsal hayatın tanziminde hep ön planda tuttuğu kavramdır Adalet

Üstelik sadece dinimizde değil, insanlık tarihi yazılmaya başlandığı günden beri yönetenlerin ve yönetilenlerin hep özel önem atfettiği meseledir Adalet.

Şeyh Edebali’nin Osman Gazi’ye, Akşemsettin’in Fatih’e nasihatlerine bakın hep adil olmakla, adaletli davranmakla ilgili sözlerini görürsünüz…

Gizli Tanık Garabeti başlıklı geçen yazımızda şöyle demiştim;

Ünlü bir sosyologdan yıllarca evvel verdiği bir konferansta dinlemiştim;

‘Devletler, imparatorluklar, hatta beylikler ne zaman çöker sorusunun çok basit bir cevabı vardır, adalet duygusu kaybolduğunda çökerler’ diyordu…

Yaradılıştan bu yana adaleti hiç olmadı bu dünyanın…

Zalimin zulmü altında inim inim inleyen mazlum da vergi memurunun karşısında tir tir titreyen mükellef de evine hırsız giren vatandaş da çocuğuna otomobil çarpan baba da hep adalet arar, gelgelelim öyle kolay bulunmaz bu adalet denen zıkkım

Zıkkım diyorum zira çoğu zaman zehirden farkı yoktur adaletin. Bazen gecikir, bazen geç tecelli eder, bazen hiç uğramaz kapınıza, lakin bir türlü arayana doğru cevap vermez, veremez adalet denen zırva

Zırva diyorum çünkü adalet adına verilen kararlar, taraflardan birini memnun ederken diğerine lanet okutur çoğu zaman.

Ve bizler bu gibi haksızlıklar karşısında hep Allah’ın adaletine sığınırız, ondan medet umarız.

Biz inananlar için tek umut kapısıdır, Allah’ın adalet kapısı

Geç olur, güç olur ama hakkı, haklıya önünde sonunda teslim eder o…

İnanmayanlar da buna Karma derler…

Ne olursa, ne denirse densin, neticede hepimiz adalet ararız ama çoğunlukla bulamayız

Adalet kavramına dair bunca sözü boşuna etmedik, bunca misali laf olsun diye vermedik elbette.

Bu satırların yazarı olan sadık bendeniz Necmi Hatipoğlu’nun hayatının son on yılında adalet adına öyle enteresan işler oldu ki, cilt cilt kitap yazsak anlatmakla bitmez inanın…

Örneğin şu anda sizler, her gazetecinin öyle kolay kolay elde edemeyeceği başarılara imza atmış, sektörün en değerli kurumları olan Güneş Gazetesi, Anadolu Ajansı, Sabah Gazetesi, ATV, NTV gibi medya kuruluşlarında çalışmış, aldığı mesleki ödüllerin sayısını çoktan unutmuş, Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü’nce 25 yıl bilfiil gazetecilik mesleğini icra etmiş kişilere verilen Sürekli Sarı Basın Kartı’na sahip bir gazetecinin, FETÖ yargısınca çeteci ilan edilmiş bir yazarın yazılarını okuyorsunuz şu anda!

Tehdit, yağma, adam kaçırma, ihaleye fesat karıştırma gibi sadece haber yaparken kullandığımız suç kelimelerinin,  40’ından sonra hakkımızda hazırlanan deli saçması suçlamaların yer aldığı bir iddianameyle bize yaftalandığına da şahit olduk.

Anlatacak çok şey var…

Bu yazımızı girizgah olarak kabul edip, hain tuzaklar ve iğrenç kumpaslarla neler yaşadığımızı  bir de benden dinleyin istiyorum.

O vakte kadar sağlıkla ve huzurla kalın…

YORUM EKLE

banner910

banner826