5 bin TL ile yaşam mucizesi…

Abone Ol

Milyonlarca emekli 20 bin TL’lik en düşük aylıktan yakınırken, 5 bin, 10 bin, 15 bin TL gibi son derece düşük aylık alan dul ve yetimin durumu içler acısı. Dul ve yetimler bu para ile hayatta kalmaya çalışıyor.
SGK istatistiklerine göre, Türkiye’de 17 milyon emekli, dul ve yetimin yüzde 56’sı 20-25 bin lira arasında aylık alıyor. Ortalama emekli aylığı 25 bin lira. Kendi ödediği primle aylık alan gerçek emekli sayısı 12 milyon 240 bin. Hükümetin 4 milyon 917 bin olarak açıkladığı en düşük emekli aylığı alan kişi sayısı da gerçek sayıları yansıtmıyor. Açıklanan sayı dosya bazlı olduğu, kişi bazlı bakıldığında 20 bin lira ve altında gelirle yaşamını sürdürmeye çalışan kişi sayısının 5 milyon 773 bin olduğu ortaya çıkıyor. Bu sayı da toplam emeklinin yüzde 34’ünü oluşturuyor. Yani 17 milyon emeklinin üçte birinden fazlası 20 bin lira ve altında paraya talim ediyor.
Tüm emeklinin sadece yüzde 10’u, yani 1 milyon 650 bini 25 bin liranın üzerinde aylığa sahip. 4 milyon 400 bin kişi dul ve yetim aylığı alıyor. Dul ve yetimler 20 bin liranın altında hisseleri oranında 5 bin, 10 bin, 15 bin TL gibi daha düşük aylıklarla geçinmeye çalışıyor. Onların durumu kötünün kötüsü . Ayda 5 bin lira ile geçinebilmek, yaşayabilmek mevcut koşullarda olanaksız. Ya yan gelirleri var ya da toplumun yardımlaşma duygusundan ötürü maddi olarak destekleniyorlar. Yoksa bu pahalılıkta 5 bin, 10 bin, 15 bin lira gibi para ile nefes alamaz insan. Kim geçinebilir, sorunsuz yaşayabilir bu aylıklarla . Gerçekten acınacak halde dul ve yetimler. Gerçi 20 bin lira alan emeklinin ekonomik durumu da dul ve yetimlerden iyi değil. Dul ve yetim arasında varsılların bir gecede garsonlara bahşiş bıraktığı 5 bin, 10 bin lira gibi fark var.
Yıllardır ülkenin en büyük kanayan yarası emekli , dul ve yetim aylığı. En düşük aylık her yıl ocak ve temmuz aylarında 6 aylık enflasyon zammı dışında Hazine desteği ile bir miktar artırılıyor, “6 ay bu para ile geçinin” deniliyor. Aylıklarına yapılan zam oranı yüzde 20-25’ten yukarıya çıkmıyor. Oysa temel tüketim maddeleri her gün hızla artıyor. Daha yeni doğalgaz ve elektrik fiyatlarında yüzde 25 oranında artış oldu. Çay kaşığı ile veriyorlar kepçeyle alıyorlar.
1 Ekim 2008’te hayata geçirilen 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası aylık bağlama oranlarını yüzde 70’lerden yüzde 30’lara kadar düşürdü. Aylıklara son 6 ayda gerçekleşen enflasyon oranında zam yapılmaya başlandı. Uzun süre çalışma ve yüksek oranlı sigorta primi ödemenin aylıklara etkisi kalmadı. Aksine ne kadar uzun yıllar çalışılırsa bağlanacak aylık o denli düşük kalmaya başladı. Çok fazla prim ödemenin de anlamı yok artık. Günümüzde asgari ücret üzerinden prim ödeyenlerle yüksek tutarda prim ödeyenlere hemen hemen eşit aylık bağlanmaya başlandı. En çok yakınılan başlıklardan biri de bu.
Oysa önceki yıllarda uzun yıllar ve yüksek tutarda prim ödeyenin aylığı yüksek bağlanıyordu. Aylık bağlama sistemi ve hesaplama yöntemi 5510 sayılı yasa ile karmaşık hale getirildi. İçinden çıkılmaz durumda. Aylık bağlama ve hesaplama sisteminin önceki yıllarda oluğu basitleştirilmesi şart. 1999 yılında çıkarılan 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Yasası ile 2008 yılında uygulamaya başlanan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası emeklinin başına balyoz gibi inerken, emekli olabilme yaşını da epey yükseltti. Bugün emekli ne çekiyorsa sebebi 4447 ve 5510 sayılı yasalardır. 4447 sayılı yasa ile emekli olabilme yaşı yukarılara fırladı, 5510 sayılı yasa ile aylıklar kuşa döndü.
Sosyal güvenlik alanında temel sorunları ortadan kaldıracak, emeklilere insanca yaşanabilir aylık verilmesine olanak sağlayacak kökten reform gerçekleştirilmezse emekli, dul ve yetim daha çok isyan eder “geçinemiyoruz” diye. 5 bin , 10 bin, 15 bin, 20 bin lira kime yetebilir ki dul ve yetim ihtiyaçlarını karşılayabilsin. Kurban Bayramı geldi, emeklinin cebi boş. Bir yerlerden kurban etinin gelmesini umuyor ve bekliyorlar. Aylardır kırmızı et alamadılar evine. Böylesine yoksullar.