Emeğin, emekçinin en değerli günü 1 Mayıs bu yıl da yurdun dört bir yanında coşku ile kutlanacak. Türkiye’de ilk kitlesel kutlamanın 50. yıldönümünden ötürü bir başka anlamı var bu yılki 1 Mayıs’ın.
Eskişehirli madencilerin direne direne kazandıkları utku bu yılki 1 Mayıs kutlamalarına damgasını vuracak. Onların başarısı, edinimi küsülerden dile getirilecek Ücretleri ve kıdem tazminatları aylardır ödenmediği için yürüyerek Ankara’ya gelen madenciler Kurtuluş Park’ında 9 gün süren açlık grevinin ardından amaçlarına ulaştı. Gaz yediler, coplandılar lakin yılmadılar direndiler haklarını almadan eylemlerini sonlandırmadılar. Sonunda istediklerini elde erek evlerine döndüler. Dünyanın en zor mesleğini yerine getiren madenciler “Hak verilmez alınır” sözünü eylemleriyle bir kez daha kanıtladılar. Ankara başta olmak üzere tüm Türkiye’nin gönlünde sevgi yumağı oluşturdular. Yerin yüzlerce metre altında her an ölümle burun buruna çalışan madencilere ne verilse az. Onların hakları hiçbir zaman ödenemez. Zira dünyanın en zor ve kutsal işini yapıyorlar.
Emek hareketi 1 Mayıs’a bu yıl da birlikte değil, parçalanmış halde girecek. Ortak sorunlarına karşın farklı illerde kutlama gerçekleştirecekler.
Türk-İş 1 Mayıs’ta Edirne’de olacak, Hak-İş Bursa’da etkinlikler gerçekleştirecek. DİSK, KESK, TTB ve TMMOB İstanbul-Kadıköy Meydanı’nda 1 Mayıs’ı kutlayacak. Türkiye’nin en büyük işçi sendikaları konfederasyonları ve meslek örgütleri yine ayrışacak. Oysa tümünün sorunları,talepleri ortak ve yaşamsal nitelikte. Emekli de asgari ücretli de memur da dayanılmaz boyuta ulaşan hayat pahalılığı ve yüksek enflasyon altında kavruluyor, kısıtlı maaş, aylık ve ücretleri eridikçe eriyor. Emekçi gelir vergisinden, emekli dolaylı vergiden yakınıyor. İşçinin patronundan fazla vergi ödediği sistem milyonların cebini boşaltıyor.
Hal böyle iken işçi ve memur sendikaları gücünü birleştiremiyor. Kimi siyasi iradeye yakınlığı sayesinde üye sayısını artırıyor ve çekiniyor, kimi ürkek davranıyor, ortak kutlamaya yanaşmıyor. DİSK, önceki yıllarda Türk-İş ve Hak-İş’e “ 1 Mayıs’ı birlikte kutlayalım” çağrısı yapmış, ilk başlarda olumlu girişimler olsa bile uzlaşı sağlanamamıştı. Sendikaların anlaşılmaz ayrışması sürüyor.
1 Mayıs emeğin evrensel dayanışma ve mücadele günüdür.1 Mayıs emek hareketinin ve toplumsal muhalefetin gücünü gösterme ve taleplerini haykırdığı gündür. Bu yıl dünyada 1 Mayıs kutlamalarının 140. Yılı, Türkiye’de ilk kitlesel kutlamaların 50 . yılıdır. Türkiye’de ilk kitlesel kutlama 1976 yılında gerçekleştirildi. Böylesine önemli bir özelliği var bu yılki kutlamaların.
İkinci kitlesel kutlamanın yapıldığı 1977 yılında Taksim Meydanı meçhul birileri tarafından açılan ateşle kana bulanmış, 41 emekçi yaşamını yitirmişti. Hala aydınlatılamadı bu karanlık olay. Yıllardır gizemini koruyor. Amaç açılan ateşlerle diri hale gelen toplumsal muhalefeti baskılamak, halkın belleğine 1 Mayıs’ı “korku günü” olarak yerleştirmekti. Amaçlarına belli süre ulaştılar, halk 1 Mayıs denildiğinde ürker hale geldi. Lakin yıllar içinde korku eşiği atlatıldı, işçiler, emekçiler, memur ve halk en demokratik hakları olan 1 Mayıs’ı korkusuzca kutlamaya başladı. Kışkırtıcı bazı karanlık tipliler kutlamaları sabote etmeye kalksa da bilinçli işçi sınıfı bunları püskürtmeyi başardı. 1977 yılındaki kanlı olaylardan ötürü oluşan “Taksim Fobisi” Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin birbirine koşut verdiği “ ihlal kararları uyarınca atlatıldı Ne var ki Taksim yasağı sürüyor.
Ortak sorunları ve talepleri olmasına rağmen üç büyük işçi sendikaları konfederasyonlarının bu yıl da ayrışması, birlikte olamaması düşündürücü. Oysa birlikten kuvvet olacağı, istemlerini siyasi iradeye daha kararlı duyurulacağı aşikar. Asında Türk-İş’in, DİSK’in, Hak-İş’in açlık grevine destek ziyaretine bile gitmedikleri eylemleri zaferle sonuçlanan yoksul ama onurlu madencilerden alacağı çok ders var.